Atlas Okyanusu boyunca bulunan Agadir, sayesinde çok ılıman bir iklime sahiptir.Localizada ao longo do Oceano Atlântico, Agadir tem um clima temperado.
Böylelikle, 2008'de başlayacak olan küresel malil kriz nedeniyle büyüme ılımlı hale geldi.Isso foi acentuado após a crise no mercado internacional iniciada em 2008.
Şanina ılımlı giyinir ve voleybol oynamaktan hoşlanırdı.Vaidoso, gostava de jogar usando uma boina.
Devrin meşhur âlimlerinden dersler aldı, İslami ilimlerin pek çoğunu öğrendi.O seu apelido, Tiradentes, virou sobrenome para muitos deles.
Ilımlı vatandaşların çoğu şehri terketti.Muitos dos cidadãos proeminentes abandonaram a cidade.
Muhammed; “İlim taleb etmek her Müslüman erkek ve kadın üzerine farzdır.” buyurmuştur.Disse ainda que: "era um homem de esperança, vivia de esperança e a difundia entre todos os que encontrava.
Nankin kenti ılıman bir iklime sahiptir ve Doğu Asya Muson rüzgarları etkisi altındadır.Nanquim tem um clima subtropical úmido e está sob a influência da monção da Ásia Oriental.
Batı Nil Virüsü tropik ve ılıman iklimlerde bulunan bir virüstür.O vírus do Nilo Ocidental está presente em regiões temperadas e tropicais do mundo.
Ilıman kuşak iklimleri ^ Güçlü, Yüksel (2010).Vivendo cada dia mais lindos e perfumados (2000).
Sanatla ve ilimle uğraşırdı.Discutiam arte e religião.
Ilıman yerleri sever.Aparentemente ama pontes.
Modena'nin iklimi ılımandır.O clima de Montana é temperado.
Uzun süre ilim tahsilinde bulundu.A política inteligente foi adotada muito tarde.
Topçu, Celâl Ökten'den da İslâmî ilimler alır."Ele (o Alcorão), sempre o orienta em relação ao Islã".
Almanya 357.386 km2'lik bir alanı kaplar ve ılıman iklim kuşağının içinde yer alır.Ocupa uma área de 105.282,00 hectares em uma zona de transição entre o clima árido e semiárido.
Ilımlı ve cömert bir kral olarak övüldü.Ele é recordado como um generoso, ilustre e magnânimo rei.
Bursa İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi 2. sınıftan ayrılarak ticaret hayatına atıldı.Tal levou os ministros das Finanças e Obras Públicas a congelarem a segunda fase de obras.
Tumeh, kendini ılımlı İslamcı olarak tarif etmektedir.Siddig define-se como muçulmano.
Oluklu balinalar kış mevsimi boyunca ekvatora yakın ılıman sularda çiftleşirler.Mais distante do equador eles acontecem próximo do solstício de inverno.
Faşizm, nazizme göre bir ölçüde daha ılımlıydı.Nada mais chocante do que o nazismo.
Sadece birkaç tür ılıman iklimlere dağılmıştır.Apenas um pequeno número de nuvens discretas foi observado.
İklim ılıman, nemli ve yumuşaktır.O clima das fajãs é ameno, suave e dócil.
Daha çok ılıman iklimlerde ürerler.Melhor comparado em períodos de tempo semelhantes.
Kralkızı barajını yapılması ile birlikte iklimde ılımanlaşma görülmüştür.A sua chegada ao Palais Royal foi fria.
Onun ilim için dolaşmayıp, hilâfete geçmek için çevresine adam topladığını söylediler.Eles o convenceram então a segui-los e a juntar-se a eles numa refeição, durante a qual eles o reconheceram.
Aynı zamanda babasından dini ilimleri tahsil etmeye devam etti.Também teve que suportar as infidelidades constantes de seu marido.
Ilıman bölgelerde birçok ağaç kabuğu her yıl bir büyüme halkası yapar.Algumas árvores produzem brotos anuais longos.
Karpuz, sıcak ve ılıman iklimde yetişir.Torna-se macio e elástico quando aquecido.
Kış mevsimi bölgenin diğer bölümlerine nazaran daha ılımandır.Com invernos menos rigorosos que outras regiões.
Ilımlı liberalleri temsil eden Oktobristler ile tutucu gruplar ise azınlıkta kaldı.De forma que nós estamos hoje, com descendentes de negros marginalizados, por nós próprios.
Kendilerinden ilîm öğrendi.Zij zouden verborgen kennis hebben.
Molde, ılıman bir iklime sahiptir.Molde heeft een gematigd klimaat.
Fethettiği yerleri cami ve medreselerle süsleyip, mümtaz ilim sahipleri ile şenlendirdi.Toen hij gasten begon te ontvangen, werd hij geprezen om zijn kennis en wijsheid.
Dini ilimlerde kendisini yetiştirmiştir.Hij was vurig in het belijden van zijn godsdienst.
Bu arada ilimsel ve edebî çalışmalara da başladı.Daarnaast vond er oogheelkundig onderwijs en onderzoek plaats.
İlkokul eğitimini Amman'daki İslami İlimler Külliyesi 'nde aldı.Prins Ali begon zijn opleiding in het Islamic Educational College in zijn geboortestad Amman.
Bu familya mensupları ılıman bölgelerden tropiklere kadar yayılmıştır.De familie komt voor van gematigde streken tot in de tropen.
Çünkü bu bölgelerde iklim, diğer bölgelere oranla ılımandır.In deze streken heerst in tegenstelling tot andere delen van Mexico een tropisch klimaat.
İlimiz Samsun.Hoofdplaats is Samsun.
Tebriz gibi şehirlerde bulunan ünlü ilim insanları ve sanatçılar İstanbul'a getirildi.Vele beroemde Italiaanse schilders en beeldhouwers werden in München uitgenodigd.
İklimi ılımlı ve nemli olan yerlerde, gölgeye dayanıklı olduğundan ağaç altlarında yetiştirilir.De zware, houtachtige zaden (kastanjes) kunnen, wanneer de bomen in straten staan, overlast geven.
Size pek az ilim verilmiştir.'"Van hem is weinig bekend.
Aşırı milliyetçi ve militarist yönetimin yerine daha ılımlı bir yönetim geldi.Een en ander werd onder een bijzonder gewelddadige nationaalsocialistische regie uitgevoerd.
Ust-İlimsk, 1966 yılında hidroelektrik santralinin inşaatı için kurulmuştur.De stad is ontstaan in 1966 tijdens de bouw van een waterkrachtcentrale.
İlim öğrenmek için pek çok yere gitti.Ze kwam aan in Passo Fundo om Portugees te leren.
Kuzey Amerika'nın ılıman iklim bölgelerinde geniş yayılış gösterirler.De Amerikaanse ratelpopulier groeit in een brede range van klimatologische omstandigheden.
Pirinç ılıman ülkelerde yetişir.Rijst groeit in warme landen.
Oldukça ılımlı ve ilerici olan ikinci grup, özellikle gelişmekte olan ülkelerde yükselişte.Deze laatste, eerder gematigde en progressieve, groep is vooral in de ontwikkelingslanden erg in opmars.
Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun.”Fosters - If Only You Knew (ang.).
Ilıman kuşak iklimleri ^ Güçlü, Yüksel (2010).Historie prawdziwe, dziwne, śmieszne (2010).
Bu kişiler ilim ve faziletlerinden dolayı hoş tutulmuşlardır.Odwdzięczali się za to, iż ich urodzili i wychowali.
Bu yüzyılda Harezm tekrar ilim ve sanat merkezi haline geldi.Opactwo ponownie stało się ośrodkiem sztuki i nauki.
İlim adamlarına iltifat ederdi.Ja się grzecznie spytałem człowieka!
Aynı yıl yeniden ilim ve meslek hayatına döndü.W tym samym roku powrócił do pracy naukowej.
Genellikle yerleşiktirler, ancak Doğu Asya populasyonları kışları daha ılıman güneylere göçerler.Na większości obszaru osiadły, lecz wschodnioazjatycka populacja migruje w zimie na cieplejsze rejony.
Bu ilimlerin hepsi de halk için faydalıdır.Swe zobowiązania będę pełnić w interesie wszystkich obywateli.
Birinci cilt akli ilimlere, ikincisi dini ilimlere aittir.Pierwsza kondygnacja przeznaczona jest dla wiernych, na drugiej znajdują się zabytkowe organy.
Bütün servetini îlim müesseselerine harcadı.Cały swój majątek przeznaczył na fundacje religijne.
Genel olarak sıcak ve ılıman denizlerde yaşarlar.Żyją głównie w morzach strefy ciepłej i umiarkowanej.
Buna karşın çeşitli ilim dallarına ilgi göstermekteydi.Zajmował się różnymi dziedzinami wiedzy.