ıkın ile cümle
ıkın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yirminci yüzyılın ikinci yarısında yaşıyoruz.We are living in the latter half of the twentieth century.
Arkadaşım mağazada ikinci en iyi bisikleti aldı.My friend bought the second-best bicycle in the shop.
İkinci sınıflara İngilizce öğretirim.I teach English to the second year classes.
Ben ikinci el kitapçıda nadir bir kitapla karşılaştım.I ran across a rare book in a secondhand bookstore.
Lisenin ikinci yılındayım.I am in the second year of high school.
Kütüphane ikinci katta.The library is on the second floor.
Dünyadaki en büyük ikinci ülke hangisidir?What is the second largest country in the world?
Öğretmen İkinci Dünya Savaşı'nın 1939'da patlak verdiğini söyledi.The teacher said that World War II broke out in 1939.
Öğretmen İkinci Dünya Savaşı'nın 1939'da başladığını söyledi.The teacher said that World War II broke out in 1939.
İkinci Dünya Savaşı'nda birçok asker hayatını kaybetti.Many soldiers were killed in World War II.
Osaka, Japonya'nın ikinci en büyük şehridir.Osaka is the second largest city of Japan.
İkinci çeyrek GSMH büyüme tahmin edilenden daha yüksekti.The second quarter GNP growth was higher than predicted.
1939'da İkinci Dünya Savaşı patlak verdi.It was in 1939 that the Second World War broke out.
İkinci Dünya Savaşı 1939 yılında patlak verdi.The Second World War broke out in 1939.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra amerikanlaştırıldık.We became Americanized after World War II.
İki kere ikinin dört yaptığını herkes bilir.Everybody knows that two and two make four.
İkinci gösteri yakında başlayacak.The second showing will start soon.
İkinci dönem sona erdi.The second term came to an end.
Siz ikiniz ne yapıyorsunuz?What are you two doing?
Japonya'da ikinci en yüksek dağın hangi dağ olduğunu düşünüyorsunuz?What mountain do you think is the second highest in Japan?
Ben onunla ikinci kez buluştum.This is the second time that I have met him.
Onun ikinci oğlu evlendi ve yuva kurdu.His second son married and settled down.
İkinci denemesinde başardı.He succeeded on his second try.
İkinci yılında okuldan ayrıldı.He dropped out of school in his second year.
O, ikinci bir porsiyon çorba içti.He had a second helping of soup.
Elimi yakaladı ve beni ikinci kata çekti.He caught my hand and pulled me to the second floor.
O, ikinci el araba ticareti yapar.He deals in used cars.
İkinci el bir araba almalıydı.He should have bought a used car.
Onlar ikinci bir fabrika inşa etmek için yeterli sermayeye sahip.They have enough capital to build a second factory.
Avrupa'yı ziyaret etmesi için asla ikinci bir şansı olmayacak.She will never have a second chance to visit Europe.
O bir ikinci sınıf öğrencisidir.She is a second year student.
Olsa olsa o, ikinci sınıf bir şarkıcı.She is a second-rate singer at best.
Bu ikinci kez uçuşum.This is the second time I've flown.
İkinci bir şansı bekle.Wait for a second chance.
Yürüyebilirsin veya ikinci bir seçenek olarak, seni oraya arabamla götürürüm.You can walk, or alternatively, I'll drive you there in my car.
Bunlardan önemli olan ikincisi.Of these it is the latter one that is important.
Bu görüşler arasında ikincisi önemlidir.Among these views, the second one is of importance.
Sarah ve Marsha - Siz ikinizi hayal edebileceğinizden daha çok seviyorum.Sarah and Marsha - I love you both more than you can imagine.
Arkadaşımız yarışı ikinci sırada bitirdi.Our friend finished the race in second place.
O ikinci el bir araba almalıydı.She should have bought a used car.
İkinci porsiyon et içerir.The second combination plate contains meat.
İkinci tabakta nohut, tavuk, et, sosis ve patates var.The second course has chickpeas, chicken, meat, sausage and potato.
İkinci dönem bitti.Second semester has ended.
Muiriel, Tatoeba'nın ikinci üyesidir.Muiriel is the second member of Tatoeba.
Gabriel Roiter ölçüsünü tanımlamak için daha sezgisel olabilen ikinci bir yol vardır.There is a second way to define the Gabriel-Roiter measure which may be more intuitive.
İkinizin biri oraya gitmek zorunda.Either one of you has to go there.
İkinize de yardımcı olmak için bir şey yapardım.I would do anything to help you both.
Büyük olasılıkla, devlet başkanı ikinci bir dönem hizmet edecek.In all likelihood, the president will serve a second term.
Onların mali sorunları, yılın ikinci yarısında başladı.Their financial problems began in the second half of the year.
Tom'un karısı ikinci çocuklarına hamile.Tom's wife is pregnant with their second child.
İkinci ders çok basittir.The second lesson is very simple.
1980'de ikinci kez İtalya'ya gittim.I went to Italy for the second time in 1980.
1980'de İtalya'ya ikinci kez gittim.I went to Italy for the second time in 1980.
İtalya'ya ikinci kez 1980'de gittim.I went to Italy for the second time in 1980.
İtalya'ya 1980'de ikinci kez gittim.I went to Italy for the second time in 1980.
Ikinci el araba satıcısı adamlar tanınmış bir çetedir.Used car salesmen are a disreputable bunch.
Başkan ikinci yarıda koşmayacağını söyledi.The president said he would not run for the second term.
Bu ikinci kez Çin'e tek başıma gittim.This is the second time I have arrived in China on my own.
1945 yılında İkinci Dünya Savaşı sona erdi.World War Two ended in 1945.
İkinci Dünya Savaşı henüz bitmedi.The Second World War was not yet over.