İkilinin parçayı icra ettiği bir video da televizyon kanallarına gönderilecek.A video of the duo performing the hit will be distributed to TV stations.
Bu ikili ilişkilerin temelinde, 33 adet anlaşma ve mutabakat zaptı yer alıyor.More than 33 agreements and memoranda of understanding underpin these bilateral relations.
Liderler ikili ilişkilerin mükemmel olduğu konusunda anlaştılar.They agreed that bilateral ties are excellent.
Sırbistan-ICTY İşbirliğinde İkilemlerDilemmas Over Co-operation Between Serbia and ICTY
Nikoliç, bu ikilemi referandum yoluyla çözecek olanın, Sırp halkı olduğunu söyledi.Nikolic said that the citizens of Serbia are the ones to resolve the dilemma through a referendum.
Türkiye ve ABD'den ikili ticareti ikiye katlama sözüTurkey, US pledge to double bilateral trade
Ancak ABD ile ikili ticaret bu gidişata ayak uydurmuş değil.Bilateral trade with the United States, however, has not kept pace with the trend.
İki taraf, ikili ticareti beş yıl içinde ikiye katlama sözü verdi.The two sides pledged to double bilateral trade in five years.
İkili, ülkenin olası OIC üyeliği konusunda görüştü.The two discussed the country's possible OIC membership.
Sırbistan ve Karadağ'dan ikili ilişkilere övgüSerbia, Montenegro praise bilateral relations
Bu yüzden de Sırbistan büyük bir ikilemle karşı karşıya.That is why Serbia is facing a great dilemma.
BH ve Hırvatistan: Savaş sonrası ikili ilişkiler normale döndüBiH, Croatia say bilateral postwar relations normalised
İkili, Arnavutluk'un beklenen NATO üyeliği konusunda da konuştu.They also discussed Albania's expected membership in NATO.
İki komşu ülke arasındaki ikili ilişkiler nispeten iyi gidiyor.Bilateral relations between the neighbours remain relatively close.
İkili ayrıca karşılıklı askeri işbirliğine girme yolunda adım atmaya da karar verdi.They also agreed on taking steps to establish bilateral military co-operation.
Liderler ikili meseleleri ve ekonomik işbirliğini ilerletmenin yollarını ele aldılar.They discussed bilateral issues and ways to boost economic co-operation.
Bunun sonucu olarak, ikili işbirliği çok taraflı hale geliyor.Bilateral co-operation, in turn, becomes multilateral.
Kosova seçimleri Belgrad'ı ikilemde bıraktıKosovo vote poses a dilemma for Belgrade
Görüşmede liderler, ikili ilişkileri ilerletmenin yolları hakkında fikir alışverişinde bulundular.They exchanged views on ways to further boost bilateral relations.
İkili, karşılıklı ilişkileri ilerletme sözü verdi.Both expressed a commitment to boosting ties relations.
İkili, Stojanovski'nin Tiran ziyaretinde bir araya geldi.The two met during Stojanovski's visit to Tirana.
İkili ilişkilerden iş ilişkilerine kadar her şey bundan etkilenebilir.Everything from bilateral ties to business relations could be affected.
Görüşmelerde AB ile ilgili konular ve ikili ilişkiler ele alındı.Talks focused on EU-related issues and bilateral relations.
İkili, tutuklanmadan önce kuzey Mitrovica'nın merkezinde aleni şekilde yaşıyordu.The two were living openly in the centre of northern Mitrovica prior to being arrested.
İkilinin görüşmede ikili ilişkiler ve ekonomik işbirliği üzerinde durması bekleniyor.They are expected to focus on bilateral relations and economic co-operation.
İkili okullar, Bosna-Hersek'teki etnik ayrımın başka bir şeklini temsil ediyor.Double schools represents ethnic segregation by another name in Bosnia and Herzegovina.
Bu ikili halen kacak durumda.They remain at large.
İki bakan başta ekonomik işbirliği olmak üzere ikili ilişkileri ele aldı.They discussed bilateral ties, with particular focus on economic co-operation.
Rehn sorunu "bir Avrupa meselesi haline gelmiş" "ikili bir mesele" olarak nitelendirdi.Rehn called the matter a "bilateral issue" that had "become a European problem".
Sınır sorunu ülkelerin bağımsızlıktan bu yanaki ikili ilişkilerinde yük oluyordu.The border issue has burdened the countries' bilateral relations since their independence.
Bu ikili anlaşmazlık Sırbistan'ın AB üyelik sürecinin durmasına yol açtı.The bilateral dispute has stalled Serbia's EU accession.
İkili, DPS'nin kıdemli liderleri arasında yer almaya devam edecek.They will, however, retain senior leadership posts in the DPS.
Ikili daha sonra birbirlerinin en büyük rakibi oldu.The two then became bitter opponents.
İki yetkili, ikili ilişkiler iyi olmakla birlikte daha da güçlendirilebileceği konusunda anlaştı.The two officials agreed that bilateral relations are good but could be strengthened further.
Refahın devam etmesiyle ikili ticaret ve yatırım da büyüyecektir." dedi.With continued prosperity, bilateral trade and investment will grow," Bernier said.
İkili, "Bosna AB'de güvenli ve müreffeh bir geleceği hak ediyor."Bosnia deserves a secure and prosperous future in the EU.
Bu konuda bir ikilem yok.There is no dilemma.
Liderler ikili ilişkiler ve Avrupa-Atlantik entegrasyon umutlarını ele aldılar.They discussed bilateral relations and Euro-Atlantic integration prospects.
İkili, Kosova'nın statü sürecini değerlendirdi.They discussed the Kosovo status process.
Görüşmede başta ekonomik olmak üzere ikili ilişkiler üzerinde duruldu.They discussed bilateral relations, especially economic.
Beş günlük ziyarette ikili bir sosyal güvenlik anlaşması imzalanacak.During the five-day visit, a bilateral social security agreement is to be signed.
Aynı yılın Kasım ayında ikili hakkında ikinci bir ortak iddianame yayınlandı.A second joint indictment against the two was issued in November the same year.
İkili, suç ve yolsuzlukla mücadelede işbirliği anlaşması imzaladı.They signed an agreement on co-operation in the fight against crime and corruption.
NATO ve Rusya ikili ilişkilerde "beyaz sayfa" açtıNATO, Russia announce "fresh start" in bilateral relations
Söz konusu ikilinin rüşvet de dahil olmak üzere çeşitli suçlarda rol aldığı iddia ediliyor.The two allegedly were complicit in a variety of offences, including graft.
Yolsuzlukla mücadele için ikili bir yaklaşım gerekiyor.Fighting corruption requires a two-pronged approach.
Üsküp'te Hırvatistanlı ve Makedon işadamlarının katıldığı bir ikili forum yapıldı.A bilateral forum of Croatian and Macedonian businessmen opened in Skopje.
İkilinin Turkoviç'in grubu tarafından öldürüldüğü sanılıyor.They are thought to have been murdered by Turkovic's group.
Polis ikiliyi tutuklamadan önce üç ay süreyle izledi.Police put the pair under surveillance for three months before arresting them.
İkili, ICTY tarafından aranan geri kalan dört şüphelinin yer aldığı listede başı çekiyor.They top the list of four remaining suspects still sought by the ICTY.
Görüşmelerde Sırbistan'ın AB üyelik süreci ve ikili işbirliği üzerinde duruldu.Discussions focused on Serbia's EU bid and bilateral co-operation.
Anayasal değişiklikler meclisin üçte ikilik çoğunluğu ile yapılabiliyor.Constitutional amendments require a two-thirds majority.
Fonun üçte ikilik kısmı BH Federasyonuna, üçte biri ise Sırp Cumhuriyetine ayrılacak.Two thirds of the funds will be earmarked for the Federation of BiH, one third for Republika Srpska.
İzleyiciler, ikilinin oyunlarının Hırvatça ve İngilizce metinlerini görme olanağına sahip olacak.The audience will have the opportunity to see excerpts of their plays in Croatian and English.
İkili hala temizlenmemiş bir mayın tarlasına girdi ve bir mayını tetikledi.The two skidded into a still uncleared minefield and triggered a mine.
Bakanlar ikili ilişkiler ve bölge güvenlik konularını da ele aldılar.The ministers also discussed bilateral relations and regional security issues.
Selimi, "En azından Strazburg ile ikili varlığımızı ve iletişimimizi ilerleteceğiz." dedi."We will at least upgrade our bilateral presence and communication with Strasbourg," Selimi said.
İkili, bilim adamları, girişimciler ve STK'lardan oluşan Synergy Moon ekibi sayesinde uçacak.They will fly thanks to the Synergy Moon team comprised of scientists, entrepreneurs and NGOs.
İkili ticaret, iki ülke arasında bir ortaklık kurulmasında önemli rol oynamış.Bilateral trade has played a major role in cultivating a partnership between the two countries.
Ancak ikili ve çok taraflı bağışçılar yolsuzluğu kalkınmayla ilgili bir sorun olarak görüyorlar.Bilateral and multilateral donors, however, regard corruption as a developmental challenge.