ışığa ile cümle

ışığa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Mantarla işbirliği yapan canlılar şanslıydılar, çünkü mantarlar ışığa ihtiyaç duymazlar.菌類に日光は不要だからです ごく最近アインシュタイン大学で
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?Ce se întâmplă cu lumina albastră, violet sau roşie?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?Co dzieje się z niebieskim, fioletowym i czerwonym światłem?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?Cosa succede alle luci blu, viola e rossa?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?Hvad sker der så med det blå, lilla og røde lys?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?그럼 파란색, 보라색, 빨간색 빛은 어떻게 될까요?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?Mi történik a kék, a lila és a piros fénnyel?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?O que acontece à luz azul, violeta e vermelha?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?Qu'advient-il du bleu, du violet et du rouge ?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?¿Qué sucede con las luces azul, morada y roja?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?Vậy chuyện gì đã xảy ra với ánh sáng xanh, tím và đỏ?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?Was passiert mit dem Blau, dem Violett und dem Rot?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?Wat gebeurt er dan met het blauwe, paarse en rode licht?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?Τι συμβαίνει με το μπλε, το μωβ και το κόκκινο;
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?А что происходит с синим, сиреневым или красным светом?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?Какво се случва със синята, виолетова и червена светлина?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?Що відбувається з синім, фіолетовим та червоним світлом?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?מה קורה לאור הכחול, הסגול ולאדום?
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?ماذا يحدث للضوء الأزرق والبنفسجي والأحمر؟
Mavi, mor ve kırmızı ışığa ne olur?吸収されて 熱に変わったのです
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.A dôvod, prečo im sépia dovolí robiť túto neplechu je, že potrebuje toto svetlo.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Alasan si cumi-cumi mau terlibat dengan kerepotan ini adalah karena dia menginginkan cahayanya.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Anledningen till att bläckfisken är villig att stå ut med de här skojarna är att den vill åt ljuset.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.A tintahal azért hajlandő megtűrni ezeket a gyanús alakokat, mert kell neki az a fény.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.De reden dat de inktvis de bacterie daar laat leven is omdat het het licht wil.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Der Grund, weswegen sich der Tintenfisch auf diese Spielerei eingelassen hat, ist, dass er das Licht will.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Důvod proč ta oliheň takovou vylomeninu snáší, je, že chce právě to světlo.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Kałamarnica toleruje tę błazenadę ponieważ potrzebuje tego światła.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.오징어가 이러한 장난(?)을 참고 있는 이유는 오징어도 빛을 원하기 때문입니다.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.La ragione per cui il calamaro tollera tutto questo show è che ha bisogno di quella luce
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.La raison pour laquelle le calamar est prêt à supporter ces petites pestes est parce qu'il veut cette lumière.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.La razón por la que el calamar está dispuesto a aguantar a estos pequeños vándalos es porque quiere esa luz.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Ligenj te vsiljivce gosti, ker potrebuje njihovo svetlobo.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Lý do con mực sẵn sàng chấp thuận những trò chơi xấu đó là vì chúng muốn ánh sáng đó.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Motivul pentru care sepia acceptă mișmașurile astea este că are nevoie de lumină.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.O choco está disposto a carregar com elas porque ele quer aquela luz.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Ο λόγος για τον οποίο το καλαμάρι είναι πρόθυμο να ανεχθεί αυτά τα διαολάκια, είναι επειδή χρειάζεται το φως.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Причина, по которой кальмар согласен мириться с этой ерундой, в том, что ему нужен этот свет.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Причината, поради която сепията е готова да търпи подобни щуротии, е, че тя иска тази светлина.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Причиною того, щоб кальмар терпляче вживається з цими бешкетниками, є те, що йому потрібно це світло.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.הדיונון מוכן לסבול את התעלולים שלהם כי הוא זקוק לאור שהם מפיקים.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.وسبب تحمل الحبار لهذا التطفل هو حاجته لهذا الضوء
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.イカにはこの光が必要だからです この共生関係の仕組みはこうです:
"Ne yaptım ki? Onu sevdim, bu kadar." Clinton her zaman o ışığa sahipti.Zapytałem, co takiego zrobiła, że stał się ujmującym, wykształconym, wspaniałym człowiekiem.
"Ne yaptım ki? Onu sevdim, bu kadar." Clinton her zaman o ışığa sahipti."Как по-твоему, что ты сделала, для того, чтобы он стал таким чудесным, воспитанным, прекрасным человеком?"
O ışığa ihtiyacımız var.Necesitamos la maldita luz.
O ışığa ihtiyacımız var.Necesitamos la maldita luz.
O ışığa ihtiyacımız var.Potřebujeme to zkurvený světlo.
O ışığa ihtiyacımız var.Precisamos de luz.
O ışığa ihtiyacımız var. Steve, o ışığa ihtiyacım var!Musimy mieć to jebane światło!
O ışığa ihtiyacımız var. Steve, o ışığa ihtiyacım var!We hebben dat verdomde licht nodig, Steve.
O ışığa ihtiyacımız var.Szükségünk van arra a kurva lámpára.
O ışığa ihtiyacımız var.Tarvitsemme vitun valoa.
O ışığa ihtiyacımız var.Vi behöver det jävla ljuset.
O ışığa ihtiyacımız var.Wir brauchen das verfickte Licht.
O ışığa ihtiyacımız var.Θέλουμε το γαμημένο φως.
O ışığa ihtiyacımız var.Треба нам то проклето светло.
Rüzgar geçip göğü temizlediğinde Gökte parıldayan ışığa kimse bakamaz.A teraz síce nevidia ľudia svetla, ktoré svieti jasne na nebesiach; ale prejde vietor a vyčistí ich.
Rüzgar geçip göğü temizlediğinde Gökte parıldayan ışığa kimse bakamaz.Ja nyt: ei voida katsella valoa, joka kirkkaana loistaa, kun tuuli on puhaltanut puhdistaen taivaan.
Rüzgar geçip göğü temizlediğinde Gökte parıldayan ışığa kimse bakamaz.Jetzt sieht man das Licht nicht, das am Himmel hell leuchtet; wenn aber der Wind weht, so wird's klar.

İlgili Sayfalar