ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.ROMEO O, lad os derfor, jeg står på pludselige hastværk.
ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.ROMEO O, lasset uns von hinnen, ich stehe auf plötzliche Eile.
ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.ROMEO O, låt oss alltså, jag står på plötsliga brådska.
ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.ROMEO O, mari kita maka, aku berdiri di terburu-buru tiba-tiba.
ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.ROMEO O, ne-a lăsat, prin urmare, eu stau pe grabă bruscă.
ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.ROMEO O, niech nas stąd, stoję na nagłym pośpiechu.
ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.ROMEO O, olkaamme siis, en seiso äkillinen kiire.
ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.ROMEO O, por lo tanto, nos vamos, yo estoy en la prisa repentina.
ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.ROMEO O, zato nam dovolite, stojim na nenadne naglica.
ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.ROMEO O ، وبالتالي دعونا ؛ أقف على عجل المفاجئ.
ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.ROMEO О, нека по този начин, стоя на внезапно набързо.
ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.Ромео О, давайте отсюда, я стою на внезапную поспешность.
ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.הו רומיאו, הבה ומכאן, אני עומד על החיפזון הפתאומי.
ROMEO O, dolayısıyla bize izin verin, ben ani acele üzerinde durmak.修道士賢く、そしてゆっくりと、彼らはその実行を高速につまずく。
Şimdi biraz da gelir tablosu ile bilançonun ilişkisi üzerinde durmak istiyorum.Než dojdu od ceny k výnosům a k tomu všemu, chci spojit tyhle tečky mezi výsledovkou a rozvahou.
Şimdi biraz da gelir tablosu ile bilançonun ilişkisi üzerinde durmak istiyorum.所得計算書とバランスシートの関係を 見てみましょう。 この期間に $350,000 の純利益を得ました。
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.Det er virkelig vigtigt det her.
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.Ezt nagyon ki szeretném hangsúlyozni.
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.Ik wil dit echt benadrukken.
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.정말 중요한 부분이에요.
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.Lembre-se, eu quero realmente enfatizar isso.
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.Pamiętaj, kładę na to bardzo duży nacisk.
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.Rappelez-vous, je veux vraiment souligner.
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.Recuerde, quiero realmente hacer hincapié en esto.
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.Und das will ich wirklich hier betonen.
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.Θυμηθείτε, πραγματικά θα ήθελα να δώσω έμφαση σε αυτό.
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.Запомнете, наистина е важно това.
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.Зрозумійте: урівняння - це рівність
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.تذكر , أنا أريد حقا أن أشدد على هذا .
Unutmayın, bunun gerçekten üzerinde durmak istiyorum.この等式は何を意味するのかを
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.A o tom zde chci dnes promluvit - o tom, kdo si bere nejlepší maso.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Chcem sa zamerať práve na toto: ten, ktorý si najlepšie mäso berie pre seba.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Dan itulah yang ingin saya jadikan fokus -- orang yang mengambil daging terbaik.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Ed è su questo che vorrei porre l'attenzione... colui che prende la parte migliore della carne.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.E é isso que gostaria de realçar — aquele que tira o melhor pedaço da carne.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.En daarop wil ik mij concentreren - op degene die het beste deel van het vlees neemt.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.És erre szeretnék koncentrálni -- az emberre, aki magának veszi el a legzsírosabb falatot.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Et c'est ce sur quoi je veux insister -- celui qui prend la meilleure part de viande.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.In na to bi se rad osredotočil-- tisti, ki vzame najboljši del mesa.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.I to jest to, na czym chcę się skupić -- ten, który zgarnia najlepszą część mięsa.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.그리고 이것이 제가 주목하고 싶은 점 입니다. 고기의 가장 좋은 부분은 챙기는 사람
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Och det är det jag vill fokusera på, den som tar det bästa köttet för sig själv.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Şi pe acesta vreau să pun accent -- "cel ce ia partea cea mai bună a cărnii".
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Und darauf möchte ich mich konzentrieren - auf den der den besten Teil vom Fleisch nimmt.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Và đó là điều mà tôi muốn nhấn mạnh ở đây -- người dành lấy phần thịt ngon nhất cho mình.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Y eso es en lo que quiero centrarme... el que toma la mejor parte de la carne.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.Και σε αυτό θα ήθελα να εστιάσω: σε αυτόν που παίρνει το καλύτερο κομμάτι για τον εαυτό του.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.И това е, върху което искам да се съсредоточа, този, който взима най-добрата част на месото.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.На это я бы хотел обратить внимание - тот, кто берет себе лучший кусок мяса.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.ועל זה אני רוצה להתמקד: זה אשר לוקח את הבשר הטוב ביותר לעצמו.
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.وهذا المعنى الذي أود التركيز عليه، "الذي يستأثر باللحم الأفضل لنفسه"
Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı; etin en iyi yerini kendine alan.「肉の最上の部分を持っていく人」とは つまり欲深い人です
Ve bu benim özellikle üzerinde durmak istediğim bir konu.A o tom bych chtěl pohovořit.
Ve bu benim özellikle üzerinde durmak istediğim bir konu.Chciałbym rozwinąć to stwierdzenie.
Ve bu benim özellikle üzerinde durmak istediğim bir konu.Daar wil ik wat meer over vertellen.
Ve bu benim özellikle üzerinde durmak istediğim bir konu.Das ist etwas, was ich näher beleuchten möchte.
Ve bu benim özellikle üzerinde durmak istediğim bir konu.Ed è un argomento su cui mi piacerebbe scendere nel dettaglio.
Ve bu benim özellikle üzerinde durmak istediğim bir konu.É sobre isso que eu gostaria de refletir.
Ve bu benim özellikle üzerinde durmak istediğim bir konu.Et c'est ce que j'aimerais développer.
Ve bu benim özellikle üzerinde durmak istediğim bir konu.Iar ăsta este un lucru asupra căruia vreau să elaborez.