O, bana üzüntülü şekilde baktı.She looked sadly at me.
Zor ve üzüntülü zamanlarda diğer insanlar için bir şey yapmaya çalışırız.In hard times, in sorrowful times, let's try doing something for other people.
Tom üzüntülü olduğunu söyledi.Tom said that he's sorry.
Yaşlı adam üzüntülü bir şekilde güldü.The old man laughed sadly.
Ben üzüntülüyüm.I am woebegone.
Oğullar üzüntülü şekilde annelerini gömdü.The sons sorrowfully buried their mother.
Oğulları üzüntülü şekilde ebeveynlerini gömdü.The sons sorrowfully buried their parents.
Oğulları üzüntülü şekilde babalarını gömdü.The sons sorrowfully buried their father.
Tom üzüntülü bir şekilde gülümsedi.Tom smiled sadly.
Tom gerçekten üzüntülü olduğunu söyledi.Tom said that he was really sorry.
"Neden bu kadar üzüntülüsün?" "Köpeğimiz hasta.""Why are you so glum?" "Our dog is sick."
Yüzlerinde üzüntülü bir ifade vardır.Their heads are noticeably flattened.
Ancak, çok üzüntülüydü.Naturally he was very sad.
Orfe çok üzüntülü yas çekmektedir.Love runs to Trista.
Çavuş Nemorino'ya niçin üzüntülü olduğunu sorar.He spots Nemorino and asks his rival why he is depressed.
Üzüntülü olmak için çok gençsin.You're too young to be so sad.
Köprüdeki üzüntülü bir kızın kolay hedef olduğunu sanıyorsun.You think a sad girl on a bridge is an easy target.
Köpeklere bayılırız ama gerçekten mutlu ve üzüntülü olmadıkları zamanlar onların içleri boştur,We are fond of dogs, but they are mostly empty inside when they are not very happy or sad.
Bunun üzerine Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak kavmine döndü.So Moses returned to his people full of anger and regret.
Bazılarımızın süt alacak parası bile olmuyor." diyor, üzüntülü bir sesle.Some don't even have money to buy milk."
Yüzlerinde üzüntülü bir ifade vardır.Ihrem Halter gegenüber sind sie aber sehr zutraulich.
Hem üzüntülü, hem mutluyum.Wach werden und glücklich sein.
Yüzlerinde üzüntülü bir ifade vardır.Leurs visages y sont alors dévoilés.
Ağıtlar ise üzüntülü ve acılı konuları işler.Les Marquises par contre lui paraissent mornes et tristes.
Hem üzüntülü, hem mutluyum.Je suis fière et heureuse.
Başından geçenleri ve üzüntülü geçen hayatını anlatmaktadır.Il lui révèle alors son passé et sa solitude présente.
Ancak, çok üzüntülüydü.Il semble assez triste.
Çavuş Nemorino'ya niçin üzüntülü olduğunu sorar.El sargento pregunta sobre la tristeza de Nemorino.
Orfe çok üzüntülü yas çekmektedir.Lionel se siente profundamente avergonzado.
Yüzlerinde üzüntülü bir ifade vardır.Есть у них и своё сказание о потопе.
Orfe çok üzüntülü yas çekmektedir.Адель делает грустное лицо.
Yüzlerinde üzüntülü bir ifade vardır.فيمسح عن وجوههم ويحدثهم بدرجاتهم في الجنة.
Ancak, çok üzüntülüydü."كل شيء كان كئيب جدا.
Hem üzüntülü, hem mutluyum.Vou me sentir muito bem e feliz.
Nadejda eve girdiğinde Yakov'u odada çok üzüntülü bir halde görür.Quando ela entrou, viu Yakov desesperado perto de desmaiar na sala.
Orfe çok üzüntülü yas çekmektedir.Orfeu ficou transtornado de tristeza.
Ancak, çok üzüntülüydü.Mesmo assim, ela está triste.
Çavuş Nemorino'ya niçin üzüntülü olduğunu sorar.De sergeant vraagt naar de reden van Nemorino's neerslachtigheid.
Orfe çok üzüntülü yas çekmektedir.Wolf moet vreselijk verdriet verwerken.
Başlarda güldürü içerikli olan senaryoya daha sonra da üzüntülü olaylar ve üç arkadaş konusunu eklenmiştir.In dezelfde brief werden ook Nieuwe levensvreugde en Drie kerels genoemd.
Ama çobanın kavalının üzüntülü nağmeleri hala duyulmaya devam etmektedir.Wat de jongen van de kikkers hoorde, is nu uitgekomen.
Üzüntülü olan bir kimse burayı ziyaret etse üzüntüsü gider.Indien een bezoeker raak schiet levert dat punten op.
Ancak, çok üzüntülüydü.Ze was erg vervelend.
Ancak, çok üzüntülüydü.Zatrzymali się smutni.
Bir üzüntülü bir de sevinçli haber aldım.Ogarniała go radość i głęboki smutek.
Ancak, çok üzüntülüydü.Ale byla velmi zklamána.
Manon son nefesini verirken ona çok üzüntülü şekilde veda eder ve Des Grieux'nün kolları arasında olur.Manon je velmi nemocná a umírá des Griex v náručí při posledním vyznání.
Ancak, çok üzüntülüydü.Sőt szomorúnak látszott.
Ama çobanın kavalının üzüntülü nağmeleri hala duyulmaya devam etmektedir.Ruokolahden leijonan etsintää jatketaan.
Hem üzüntülü, hem mutluyum.Olen autuas, olen onnellinen.
Manon son nefesini verirken ona çok üzüntülü şekilde veda eder ve Des Grieux'nün kolları arasında olur.Manon siger ham et hjerteskærende farvel og dør i hans arme.
Üzüntülü olan bir kimse burayı ziyaret etse üzüntüsü gider.Sehingga siapapun yang datang berkunjung ke sini akan merasa nyaman.
Yüzlerinde üzüntülü bir ifade vardır.Maka berhentilah mereka dengan muka muram.
Başından geçenleri ve üzüntülü geçen hayatını anlatmaktadır.Cô tin tưởng kể cho anh về quá khứ đau buồn của mình.
Yüzlerinde üzüntülü bir ifade vardır.彼等は彼の顔を批てり(うてり)。
Ancak, çok üzüntülüydü.ただただ悲しかったです。
Başından geçenleri ve üzüntülü geçen hayatını anlatmaktadır.そこで自身の悲惨な過去を打ち明ける。
Bir üzüntülü bir de sevinçli haber aldım.^ “悲しいお知らせですんません。
Manon son nefesini verirken ona çok üzüntülü şekilde veda eder ve Des Grieux'nün kolları arasında olur.マノンは最後の力を振り絞り、デ・グリューに別れの挨拶をすると息絶える。
Hem üzüntülü, hem mutluyum.私の心は病み、悲しんでいる。