üzülme ile cümle
üzülme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Böyle bir şey hakkında üzülmene gerek yok.You don't need to worry about such a thing.
Sevinmek, üzülmenin karşıtıdır.Delight is the opposite of sorrow.
Geçmiş hakkında üzülme.Don't worry about the past.
Böyle ufak tefek şeylere üzülmene gerek yok.You need not fret over such trifles.
Onun hakkında üzülmene gerek yok.You don't need to worry about it.
Lütfen daha fazla üzülme.Please don't be sad any more.
Elinden geleni yap ve daha sonra üzülme.Give it your all, and you won't be sorry later.
Kız için üzülmemek elimde değil.I can't help feeling sorry for the girl.
Onun için üzülmemek elimde değil.I can't help feeling sorry for him.
Üzülme. Seninle ilgileneceğim.Don't worry. I'll take care of you.
Başkalarının söyledikleri hakkında üzülme.Don't worry about what others say.
Onun için üzülmekten kendimi alamadım.I could not help feeling sorry for him.
Onun için üzülmekten başka bir şey yapamıyorum.I cannot but feel sorry for him.
Onun için üzülmemek elinde değildi.He could not help feeling sorry for her.
Onun için üzülmemek elimizde değildi.We couldn't help feeling sorry for her.
Üzülmeyin, her şey düzelecek.Don't worry, everything will be OK.
Hiçbir şeye üzülmeye niyeti yok.He tends to get upset over nothing.
Onun hakkında üzülme.Don't worry about it.
Lütfen üzülmeyin.Please don't worry.
Kendin için üzülme. Hepimiz aynı durumdayız.Don't feel sorry for yourself. We're all in the same boat.
O ona üzülmemesini söyledi.She told him not to worry.
Tom için üzülmekten kendimi alamıyorum.I can't help feeling sorry for Tom.
Tom'a üzülmemek elimde değil.I can't help feeling sorry for Tom.
Tom Mary'nin o kadar çok üzülmesi gerektiğini düşünmüyor.Tom doesn't think Mary should worry so much.
Tom artık Mary hakkında üzülmek zorunda değil.Tom doesn't have to worry about Mary anymore.
Mary için üzülmemek Tom'un elinde değildi.Tom couldn't help feeling sorry for Mary.
Tom'un bir şey hakkında üzülmesine gerek yok. Mary her şeyle ilgilenecek.Tom doesn't need to worry about a thing. Mary will take care of everything.
Köpeğin hakkında üzülme. Ona bakacağım.Don't worry about your dog. I'll take care of him.
Tom'un üzülmesine gerek yok.Tom has no need to worry.
Kendim için biraz üzülmeye başladığımı itiraf etmek zorundayım.I have to admit I was starting to feel a little sorry for myself.
Tom'un üzülmesini istemiyorum.I don't want Tom to get upset.
Sadece üzülmeni istemiyorum.I just don't want you to get upset.
Lütfen üzülme.Please don't be sad.
Tom üzülmedi.Tom didn't get upset.
Benim için üzülme.Don't feel sorry for me.
Tom için çok üzülme.Don't feel too sorry for Tom.
Üzülme. Tom'la konuşacağım.Don't worry. I'll talk to Tom.
Üzülme. Tom'un anlayacağından eminim.Don't worry. I'm sure Tom will understand.
Üzülme. Tom burada olacak.Don't worry. Tom will be here.
Üzülme. Tom seni affedecek.Don't worry. Tom will forgive you.
Tom'un çok üzülmeyeceğini umuyorum.I hope Tom doesn't get too upset.
Her neyse, üzülmek zorunda değilsin.Anyway, you don't have to worry.
Onun hakkında şimdi üzülme.Don't worry about that now.
O kadar çok üzülme, Tom.Don't worry so much, Tom.
Üzülme her şey iyi olacak.Don't worry. Everything'll be fine.
Üzülme. Burada güvenliyiz.Don't worry. We're safe here.
Üzülmeyeceğimi söyledim.I said I wouldn't worry.
Tom'un gitmesini gördüğüme üzülmeyeceğim.I won't be sorry to see Tom leave.
Kendin için üzülmeyi bırak.Stop feeling sorry for yourself.
Başkalarının düşündükleri için üzülme.Don't worry about what other people think.
Dürüst olmak gerekirse, ani kararlarımdan asla üzülmediğimi söylersem, yalan söylerim.Honestly, I'd be lying if I said I never regret my sudden decisions.
Tom çok üzülmeye başladı.Tom began to get very upset.
Üzülmeyin. Yeni arkadaşlar edineceksiniz.Don't worry. You'll make new friends.
Üzülme, olur böyle şeyler.Don't worry. These things happen.
Üzülmeyin. Çok uzun sürmez.Don't worry. It won't take very long.
Üzülmeyin. Tom'u bulacağız.Don't worry. We'll find Tom.
Sen üzülme. Buna alışacaksın.Don't worry. You'll get used to it.
Üzülmeyin. Bu şeyler olur.Don't worry. These things happen.
Çok fazla üzülme.Don't fret too much.
Önemsiz detaylar için üzülme.Don't worry about the minor details.