üstesinden gelmek ile cümle

üstesinden gelmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
17
HARF
6
HECE
11
ORT. KELİME
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.Cei mai mulţi oameni îşi doresc să depăşească micimea, iar apoi să devină parte a ceva mai mare.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.De meesten willen kleingeestigheid overwinnen en deel worden van iets groters.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.Die meisten Menschen möchten die Engstirnigkeit überwinden und Teil eines größeren Ganzen werden.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.Hầu hết mọi người mong muốn vượt qua sự hèn mọn và trở thành một phần của cái gì to lớn hơn.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor."많은 사람들은 하찮음을 극복하길 갈망하고" "더 큰 무엇인가의 일부가 되기를 바랍니다."
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.La maggior parte di noi cerca si superare le piccolezze ed entrare a far parte di qualcosa di più grande.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.La mayoría desea superar la mezquindad y pasar a ser parte de algo más grande.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.La plupart meurent d'envie de surpasser leur médiocrité et d'appartenir à quelque chose de plus grand.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.Většina lidí touží překonat malost a stát se součástí něčeho většího.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.Większość próbuje się stać częścią czegoś ważniejszego.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.Οι περισσότεροι επιθυμούν να ξεπεράσουν τη μικροπρέπεια και να αποτελέσουν μέρος ενός μεγαλύτερου πράγματος.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.Большинство людей стремится преодолеть свою ничтожность и стать частью чего-то большего.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.Повечето искат да преодолеят дребнавостта и да станат част от нещо по-голямо.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.רוב האנשים עורגים להתגבר על הקטנוניות ולהפוך לחלק ממשהו גדול יותר.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.فأغلب الناس يتوق إلى التغلب على الأنانية ليكون جزءأً من شيءٍ أضخم.
Çoğu insan küçüklüklerinin üstesinden gelmek ve daha büyük bir şeyin parçası olmak istiyor.何か大きなものの一部になりたいと切望しています。 そして、これは、ほとんど400年前に呼び起された
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.A chave é ultrapassar aquilo a que chamamos fixação funcional.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.A kulcs az, ha átlépünk az ún. funkcionális fixáción.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.Avain ratkaisuun on päästä yli funktionaalisesta takertumasta.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.Cheia pentru a reuşi este depăşirea a ceea ce se numeşte fixare funcţională.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.Chìa khóa để vượt qua một cái được gọi là sự cố định chức năng.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.Der Schlüssel liegt darin, die so genannte funktionale Gebundenheit zu überwinden.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.De sleutel is het overwinnen van zogenaamde functionele fixatie.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.Klíčem k řešení je překonat tzv. funkční fixaci.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.Kľúčom k riešeniu je prekonať tzv. funkčnú fixáciu.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.Kluczem jest pokonanie tak zwanej fiksacji funkcjonalnej.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.이 문제를 풀려면 고정관념에서 벗어나야 합니다.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.Kuncinya adalah dengan mengatasi apa yang dinamakan 'ketetapan fungsi'
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.La chiave è superare quella che si chiama fissità funzionale.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.La clave es sobreponerse a lo que se llama fijación funcional.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.La clé de la réussite est de dépasser la "fixité fonctionnelle".
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.Nøglen er at komme forbi det der hedder funktionel fiksering.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.Το κλειδί είναι να υπερβούμε τη λεγόμενη λειτουργική ακαμψία.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.Ключевой момент - преодоление т.н. функциональной фиксации.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.Ключовий момент - подолання так званого "зациклення на функції".
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.Ключът за надвиване на онова, което се нарича функционална неподвижност.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.המפתח הוא להתגבר על מה שנקרא קבעון תפקודי.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.المفتاح لتخطي ما يسمى الثبات الوظيفي.
Çözümün anahtarı işlevsel sabitlik denen şeyin üstesinden gelmektir.最初あの箱を見て 単なる画鋲の入れ物だと思います
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay][왜냐면,우리가 불가능 하다고 생각했던 많은 것들이...]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [[Mert a legtöbb dolog, ami lehetetlennek tűnik...] [...egyszerűen megoldható]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [[Omdat veel van wat wij onmogelijk achten ...] [.. eenvoudig te overwinnen is]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [[Parce qu'une grande partie de ce que nous considérons impossible...] [...est facile à surmonter]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [[Pentru că multe dintre lucrurile pe care le considerăm imposibile...] [...sunt uşor de realizat]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [[Perché molto di quello che consideriamo impossibile...] [...è facile da superare.]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [[Porque mucho de lo que consideramos imposible...] [...es fácil de superar]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [[Protože spousta z toho, co nám připadá nemožné ...] [... je snadné překonat]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [[Vì nhiều thứ chúng ta cho là không thể...] [...lại rất dễ vượt qua]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [Weil viel, was wir für unmöglich halten.... ...ist einfach zu überwinden.
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [[Wielu rzeczy pozornie niemożliwych...] [...można łatwo dokonać]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [[Γιατί πολλά απ΄ αυτά που θεωρούμε αδύνατα...] [...είναι εύκολο να τα ξεπεράσουμε.]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [[Защото много от това, което смятаме за невъзможно...] [...е лесно за преодоляване.]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [[Потому что многое из того, что мы считаем невозможным...] [легко преодолеть]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay] [[Тому що багато з того, що ми вважаємо неможливим...] [... легко перебороти]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay][בגלל שהרבה ממה שחשבת שהוא בלתי אפשרי...]
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay]ان كل ما نعتبره مستحيلاً
[Çünkü imkansız olduğunu düşündüğümüz birçok şeyin...] [... üstesinden gelmek çok kolay]実は簡単に乗り越えられる
Çünkü insanların onunla başa çıkmak.... ... ve üstesinden gelmek için araçları yok.Bo ludzie nie mają narzędzi by sobie z nią poradzić.
Çünkü insanların onunla başa çıkmak.... ... ve üstesinden gelmek için araçları yok.Fordi folk ikke har værktøjer til at klare det, til at komme videre.
Çünkü insanların onunla başa çıkmak.... ... ve üstesinden gelmek için araçları yok.Karena orang-orang tidak memiliki alat untuk mengatasinya, untuk menanganinya.

İlgili Sayfalar