Üstelik dünyanın sonunu görmek için en önden biletimiz var. - Evet!Máme krásný výhled na konec světa.
Üstelik dünyanın sonunu görmek için en önden biletimiz var. - Evet!Meillä on kaikista parhaat liput maapallon tuhoon!
Üstelik dünyanın sonunu görmek için en önden biletimiz var. - Evet!Vi har billetter på første række til jordens undergang!
Üstelik dünyanın sonunu görmek için en önden biletimiz var. - Evet!Vi har fått bästa biljetterna till världens undergång!
Üstelik dünyanın sonunu görmek için en önden biletimiz var. - Evet!Έχουμε εισιτήρια α' θέσης για το τέλος της Γης.
Üstelik dünyanın sonunu görmek için en önden biletimiz var.Kita mendapat kerusi terdepan akhir dari bumi.
Üstelik dünyanın sonunu görmek için en önden biletimiz var.Nhìn đi. Vé hàng ghế đầu để xem ngày tận thế.
Üstelik dünyanın sonunu görmek için en önden biletimiz var.Prvo vrsto imamo pri uničenju Zemlje.
Üstelik dünyanın sonunu görmek için en önden biletimiz var.Uite. Avem bilete în primul rând la sfârşitul Terrei. - Da!
Üstelik dünyanın sonunu görmek için en önden biletimiz var.Veremos desde primera fila el fin del mundo.
Üstelik dünyanın sonunu görmek için en önden biletimiz var.Wir haben Logenplätze für den Weltuntergang! [Brüllendes Geräusch]
Üstelik dünyanın sonunu görmek için en önden biletimiz var.?אתה בסדר .יש פה לחץ גזים חזק .תעלה אותי .כיס מימן
Üstelik dünyanın sonunu görmek için en önden biletimiz var.أنظر حصلنا على تذاكر المقاعد الأمامية لنهاية الأرض
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.Au pus şi o reţetă pe perete, până li s-a spus că este ilegal.
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.Dokonce jim visel na zdi recept dokud jim nebylo řečeno, že to je ilegální.
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.Hanno persino messo la ricetta sul muro, prima di venire a sapere che era illegale.
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.Ils ont même affiché un recette sur le mur, avant qu'on leur dise que c'était illégal.
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.Incluso pusieron una receta en la pared, hasta que se les dijo que eso era ilegal.
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.그들은 불법이라는 통보를 받기 전까지
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.Na ścianie nawet był przepis, do czasu aż dowiedzieli się, że to nielegalne.
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.Na stene mali aj recept, kým im nepovedali, že to je ilegálne.
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.Sie hatten sogar ein Rezept an die Wand gehängt, bis ihnen jemand sagte, das gehe nicht.
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.Ze hingen zelfs een recept op aan de muur, tot er hen gezegd werd dat het illegaal was.
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.Είχαν κρεμάσει και συνταγή στον τοίχο, μεχρι που τους είπαν ότι ήταν παράνομο.
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.Они вывешивали рецепт на стене, пока не узнали, что это нелегально.
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.הם אפילו הדביקו מרשם על הקיר, עד שנאמר להם שזה לא חוקי.
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.وقاموا أيضاً بوضع وصفة للطهي على الحائط إلى ان تم اعلامهم ان ذلك غير قانوني
Üstelik duvarda bir de yemek tarifi asılıydı; ta ki bunun yasadışı olduğunu öğrenene kadar.彼らはそれに対して罰金を払いました
Üstelik duyduğum kadarıyla karısına da çok kötü davranmış.Si j'ai bien entendu, il a été très violent avec sa femme.
Üstelik duyduğum kadarıyla karısına da çok kötü davranmış.و لو سمعت الامر بشكل جيد كان عنيفاً مع زوجته
Üstelik eğlenceli olacağını bile bile!Cela serait tellement amusant !
Üstelik eğlenceli olacağını bile bile!Dan ini pasti akan menyenangkan?!
Üstelik eğlenceli olacağını bile bile!En het zou zo leuk zijn!
Üstelik eğlenceli olacağını bile bile!E non sarebbe troppo divertente?!
Üstelik eğlenceli olacağını bile bile!I jeśli byłoby zabawnie?
Üstelik eğlenceli olacağını bile bile!Och det vore så mycket roligare?!
Üstelik eğlenceli olacağını bile bile!Pa še tako zabavno bi bilo?!
Üstelik eğlenceli olacağını bile bile!Sẽ rất thú vị mà!
Üstelik eğlenceli olacağını bile bile!Und es hätte soviel Spaß gemacht?!
Üstelik eğlenceli olacağını bile bile!Подумала, будет забавно.
Üstelik en acı anıları.A legfájdalmasabb emlékeket is, mindent.
Üstelik en acı anıları.Même les souvenirs les plus douloureux.
Üstelik en acı anıları.Ακόμα και τις πιο οδυνηρές αναμνήσεις, όλα.
Üstelik en acı anıları.حتى ذكرياتي التعيسة
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.Además, yo no toco instrumentos, no se nada de música.
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.Ik bespeel geen instrumenten en weet niets over muziek.
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.Io non so nemmeno suonare, non so proprio niente di musica.
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.Je ne joue pas de musique, je n'y connais rien.
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.전 다룰 줄 아는 악기도 없고 음악에 대해 아는 것도 없었지만
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.Na nic nehraji, o hudbě nic nevím.
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.Nie gram na żadnym instrumencie, nie znam się na muzyce.
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.Nu cant la nici un instrument
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.Und ich kann keine Instrumente spielen, ich habe keine Ahnung von Musik.
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.Và tôi không chơi nhạc cụ, Tôi không biết gì về âm nhạc.
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.А аз не свиря на никакъв инструмент, не знам нищо за музиката.
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.ואני לא מנגנת בכלי נגינה, אני לא יודעת כלום על מוזיקה.
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.وأنا لا أجيد عزف أي آلة موسيقية، لا أعرف أي شيء عن الموسيقى.
Üstelik enstruman da çalmıyorum, müzik hakkında hiçbir şey bilmiyorum.音楽についても全く知りません 音楽が好きで、バンジョーが好きなのです
Üstelik hastayı biliyordu da, bu sayede onun hakkındaki değerlendirmeyi daha iyi hale getirebilirdi.Znał ją, mógłby dostarczyć dodatkowych informacji o niej.
Üstelik Gmail, bir e-postadan daha fazlasıdır. Anında ileti, sesli sohbet ve görüntülü sohbet.Gmail est plus qu'une simple messagerie, et propose aussi des messages instantanés et un chat audio/vidéo.