Ana içeriğe geç
Sözlük

üstad ile cümle

üstad kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Gottfrid teknik işlerde ve veri şifrelemede ustadır- -ve birçok farklı projede çalıştı.Gottfrid se pricepe la tehnică şi la criptare şi a lucrat la multe proiecte importante.
Gottfrid teknik işlerde ve veri şifrelemede ustadır- -ve birçok farklı projede çalıştı.Ο Γκότφριντ είναι καλός σε τεχνικά πράγματα και στην κρυπτογράφηση, και έχει δουλέψει σε πολλά σημαντικά έργα.
Gottfrid teknik işlerde ve veri şifrelemede ustadır- -ve birçok farklı projede çalıştı.Готфрид го бива в техническите неща и в кодировките... ...и е работил над много важни проекти.
Gottfrid teknik işlerde ve veri şifrelemede ustadır- -ve birçok farklı projede çalıştı."米軍ヘリ民間人攻撃映像" 公開もそう
Gottfrid teknik işlerde ve veri şifrelemede ustadır-גוטפריד מעולה בקטע הטכני -ובהצפנה
Gottfrid teknik işlerde ve veri şifrelemede ustadır-غوتفريد" يتعامل جيدا" مع الأشياء التقنية و مع التشفير
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.Chi più di ogni altro eccelle nell'arte della scorciatoia -- è, ovviamente, la natura.
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.Die Meisterin aller Abkürzungen ist - selbstverständlich - die Natur.
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.Genvägarnas mästare, det är naturligtvis naturen.
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.지름길은 당연히 자연이죠
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.La experta en atajos es, por supuesto, la naturaleza.
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.L'expert des raccourcis est la nature, bien évidemment.
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.Maestrul scurtăturilor -- este, evident, natura.
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.Meester van snelheid ... is de natuur.
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.Mistrzynią skrótów jest oczywiście natura.
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.Oikoteiden mestari on tietenkin luonto.
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.Гений простоты это, конечно, природа.
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.Майсторът на преките пътища... разбира се, е природата.
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.אמן קיצורי הדרך הוא כמובן הטבע.
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.سيد الاختصارات -- بالطبع, الطبيعة.
Kısayolların üstadı, tabi ki doğadır.これからお見せするのは
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.Gildensystem bedeutet: Als Lehrling musste ich in die Lehre gehen, um Keramikmeisterin zu werden.
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.Hệ thống phường hội: đó là khi tôi là người học nghề, I phải tự học để trở thành một nghệ nhân làm gốm.
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.중세의 길드 시스템에 의하면 마스터 도예가가 되려면 반드시 견습공 과정을 걸쳐야 하기 때문에 저는 마스터 도예가가 되기 위해 견습공으로 일을 시작을 했습니다.
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.System gildii: to znaczy, że gdy byłam terminatorem, musiałam odbyć praktykę, by zostać mistrzem ceramiki.
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.Гилдията : когато бях чирак трябваше да чиракувам, за да стана добър грънчар.
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.שיטת הגילדה: זה אומר שאני הייתי שולייה הייתי חייבת להיות שולייה כדי להיהפך למאסטרית בקדרות.
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.ما أعنيه بنظام النقابة، هو أنه عندما كنت تلميذة كان يجب علي أن أتمرن من نفسي لأصبح خبيرة في صناعة الفخار
Lonca sistemi: yani ben bir çırakken iyi bir çömlek üstadı olabilmek için çıraklık etmem gerekiyordu.陶芸のマイスターを目指すなら まず見習いから始めなければならなかったのです 私が学び 教わった工房では 伝統的なヒエラルキーがあり
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.A játékosok virtuóz módon, szoros társadalmi szövetet szőnek.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Gamerii sunt experți la cearea unei țesături sociale puternice.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Gamers zijn virtuozen in het weven van een dichte sociale stof.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Game thủ thông thạo việc đan kết một mạng lưới xã hội bền chặt.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Gracze to wirtuozi tworzenia gęstej sieci kontaktów.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Hráči jsou mistry ve spřádání pevné sociální sítě.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Hráči sú virtuózmi v tkaní hustej sociálnej siete.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.I giocatori abituali sono dei virtuosi nel tessere una robusta trama sociale.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Ils sont très forts à tisser un tissu social très dense.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.또 게이머들은 튼튼한 사회망을 엮는 데 대가입니다.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Los jugadores son tejedores virtuosos de la trama social.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Os jogadores são exímios em tecer um apertado tecido social.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Spelare är virtuoser på att skapa ett tätt socialt nätverk.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Spieler sind Meister im Spinnen dichter sozialer Netze.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Spillere er virtuoser til at sammenknytte tætte sociale fællesskaber.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Οι παίκτες είναι εξπέρ στο να δημιουργούν έναν στενό κοινωνικό ιστό.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Геймери віртуозно будують міцну соціальну тканину.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Геймеры — виртуозы плетения плотной социальной структуры.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.Геймърите са виртуози в изтъкаването на здрава социална тъкан.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.גיימרים הם אמנים בטוויית רשת חברתית הדוקה.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.اللاعبون موهوبون في حياكة نسيج إجتماعي محكم.
Oyuncular sıkı bir sosyal kumaşın dokunmasında ustadırlar.ゲームを一緒にした後は その相手のことを
Pinoko-chan gerçekten ustadır.Pinoko-chan benar-benar bersemangat hari ini.
Pinoko-chan gerçekten ustadır.Pinoko-chan est à fond dedans aujourd'hui.
Plastik biçimli oyunlarla eğitimin değeri, Froebel bu konuda üstaddı.Az oktatás értéke az, amelynek Froebel bajnokául szegődött a plasztikus játékmodellek alkalmazásával.
Plastik biçimli oyunlarla eğitimin değeri, Froebel bu konuda üstaddı.Der Wert des Lernens ist etwas, das Froebel durch plastische Spielweisen gemeistert hat.
Plastik biçimli oyunlarla eğitimin değeri, Froebel bu konuda üstaddı.El valor de la educación es algo que Froebel defendió a través de modos plásticos de juego.
Plastik biçimli oyunlarla eğitimin değeri, Froebel bu konuda üstaddı.Koristnost izobraževanja je Fröbel obvladal skozi plastične načine igre.
Plastik biçimli oyunlarla eğitimin değeri, Froebel bu konuda üstaddı.La valeur de l'éducation est quelque chose que Froebel a défendu par des modes de jeu plastiques.
Plastik biçimli oyunlarla eğitimin değeri, Froebel bu konuda üstaddı.L'importanza dell'istruzione è qualcosa che Froebel sostenne, attraverso modalità plastiche di gioco.
Plastik biçimli oyunlarla eğitimin değeri, Froebel bu konuda üstaddı.O valor da educação é algo que Froebel defendeu através de modos plásticos de brincar.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod