Orduyu ürkütmeyin.Nu confundați cu Armata siriană.
Şatosu oldukça ürkütücüdür.Jirul este foarte hrănitor.
James Lingk: Roma'nın en son müşterisi olan ürkek, orta yaşlı bir adamdır.Jonathan Pryce mint James Lingk: félénk, középkorú férfi, Roma utolsó ügyfele.
Çok ürkek ve saklı yaşayan bir hayvandır.Óvatos és rejtőzködő állat.
Ürkek bir kuş değildirler ama ağaçlardaki yaşam tarzları yüzünden zor gözlemlenirler.A madár nem fél az embertől, de lombközeli életstílusa miatt megfigyelni nehéz.
Genel olarak sıradışı bir güzellikte olmalarına rağmen ürkütücüdürler.Szépsége ellenére nagyon félelmetes is tud lenni.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.A félelem egy lehangoló érzés, amit egy általunk észlelt fenyegetés kelt bennünk.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.A komponálást egy londoni meghívás zavarta meg.
Ama, buraya gelmeden önce filmin ürkütücü girişine değinmeli.A filmben az ütközés előtt nem sokkal visszavonul a kabinjába.
Bu durum Brahms'ı ürkütmüştü.Tämä asetti kovia paineita Brahmsille.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Tämä johti mellakoihin Lontoossa.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.Tässä hämmästyksessä on mukana jonkin verran kauhun tunnettakin.
Nietzsche, örneği taklit edilemeyecek kadar benzersiz ve ürkütücüdür...Tämä värisävy on terriereille hyvin epätyypillinen ja poikkeuksellinen.
Şatosu oldukça ürkütücüdür.Alue on jonkin verran tulvaherkkää.
Yüzü alarır bakışlarına çok güzel ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi.Naamiot olivat suuria, jotta niiden pelottavat ilmeet näkyivät hyvin.
Çok ürkektirler ve iyi saklanırlar.Ne ovat arkoja ja piilottelevia.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Το γεγονός προκαλεί ταραχές στο Λονδίνο.
Sejanus, Tiberius’un emriyle öldürüldü ve Livilla ürkütücü annesine teslim edildi.Ο Τιβέριος διέταξε την εκτέλεση του Σηιανού και η Λιβίλλα απαγχονίστηκε εμπρός από τη μητέρα της.
Bütün kefaller gibi ürkek ve çevik bir balıktır.Μοιάζει με γιγάντιο ψάρι και ξερνάει φλόγες.
Söz konusu idoller, bulundukları ilk yerin adı ile tanınan Ürküt tipi idollerdir.Stednavne som Hørg i Sumba og Hov peger på, at de hører til den første Landnamstid (dem der tog land).
İnsan varlığından çabucak etkilenirler ve yakınlarda bulunan insanlardan ürkerek yuvalarını terkedebilirler.Bogen formaner mennesket til at være gudsfrygtigt, og at det vil gå de ugudelige som fortjent.
Bir kısmı özendirici, istenen nitelikte, diğer bir kısmı ise korkutucu, ürkütücü ütopyalardır.Nogle er grådige (Hvede), andre er nøjsomme (Boghvede) og atter andre er berigende (ærter).
İlk başlarda ürkek ve doğaüstü yaratıklarla ilgili saf olarak tanıtılır.I starten ser man kun enkle, naturtro billeder af storvildt.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Brevet skremte myndighetene i København.
Şatosu oldukça ürkütücüdür.Larven er ganske oppsiktsvekkende.
Sudak balığı çok dikkatli ve ürkek bir balıktır ve kolay kolay tutulamaz.Sommerfuglene er raske og sky, og ikke lette å fange eller observere.
Çok kuvvetli, ürkütücü tanrıdır.Bana var en mektig og fryktelig asura.
Ürkek bir kuş değildirler ama ağaçlardaki yaşam tarzları yüzünden zor gözlemlenirler.Det er en sky fugl som er vanskelig å få øye på i rørskogen.
Ürktüğünde gövdesini yere yapıştırır ve başını gövde halkalarının altına sokmaya çalışır.Hver hann prøver å vippe motstanderen over på ryggen ved å presse hornet under ham.
Aşırı tekrarlar bu ürkütücü eğlenceyi bile sıkıcı hale getirmiştir.Abjeksi selanjutnya menimbulkan juga kenikmatan yang menyimpang.
Korkak ve ürkektir.Bersifat pengecut dan pengeluh.
Karanlık ve ürkütücü bir hava yaratmayı amaçlar.Nó tạo ra một bầu không khí quái dị và đáng sợ.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.Đó là nỗi kinh hoàng bí mật đã đẩy tôi đi khuất.
Ürktüklerinde bulundukları yerden en fazla 100 ila 500 m. öteye uçarak kaçarlar.Chúng thường bay ở độ cao 300 đến 500 m trên khu vực của mình.
Bu durum Pers istilasının ne denli ürkütücü göründüğünü göstermektedir.Điều này đủ thấy Quân đội Phổ được kinh sợ như thế nào.
Ölüler ülkesi Hades'in anlatıldığı bölgenin görünüşü ürkütücü olarak tasvir edilir.Vì là thần cai quản địa phủ, nơi phán xét linh hồn người chết, Hades thường bị nhầm lẫn với thần chết.
Ancak 'yarattığı' bu şeyden ürker ve yaptığından pişmanlık duyar.煉禁術 煉術により創り出した物を現世で定着させる術。
Korkak ve ürkektir.臆病でわがまま。
Bu durum Brahms'ı ürkütmüştü.この出来事はブレイナードを非常に落ち込ませた。
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.その際、落ちるのとは別の言い知れぬ恐怖を感じていたという。
Bununla beraber Naruto, bundan kolayca ürker.そのため結果としてニッチ(少数派)を対象とすることが多い。
Ardından arkasından bir ses duyar ve ürker.その後読み切りと不定期連載。
Oyun bazen oyuncunun karşısına anlamca değişik ve ürkünç şiirler çıkarır.時々プレイヤーの前に現れ、うんちく混じりの詩を朗読する。
Anlamlandıramadıkları bu ürkünç olaylar, kendi aralarında tartışmalarına sebep olur.想像もしていなかった事実が彼ら自身を困惑させていく。
Ame cesaretsiz, ürkek Bergþóra kanının intikamını alır.金メダルを獲得し白人たちから無血勝利を得る。
Ardından arkasından bir ses duyar ve ürker.后有披揽兴怀,惊魂动魄者,必我天素耳。
Nerdeyse tamamen gece gezerler ve ürkektirler, rahatsız edildiklerinde 2.5 metreye atlayabilirler.它们是非常害羞的夜行动物,当它们受惊吓时可跳2.5米。
Ancak 'yarattığı' bu şeyden ürker ve yaptığından pişmanlık duyar.万物是藉着他造的;凡被造的,没有一样不是藉着他造的生命是藉着他造的” (1:1-3)。
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.领导们恐慌忧惧,这份忧惧也传染给我们。
Ardından arkasından bir ses duyar ve ürker.지저귀는 소리는 시끄러운 편이며 멀리까지 잘 퍼진다.
Bizi düş kırıklığını uğratan bu anlatım biçimi ürkütücüdür de.그리고 이것이 바로 우리에게 두려움과 떨림을 불러일으키는 원인이다.
Korkak ve ürkektir.비겁하고 거만한 성격.
Köpek balığı diye anılmasına karşın çok ürkektir.그런데 갑이 기르는 강아지로 인해서 을이 고통을 받고 있다.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.הלהקה התמקמה בלונדון.
Tavşanlar ürkek ve yüksek sesler ve ani hareketlere korkan hayvanlardır.צביוני אדרס הם בעלי חיים זהירים וערניים מאוד ולהם חוש שמיעה חד ביותר.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Лондонският отбор е в криза.
Fakat adının ürkütücü olması nedeniyle adı daha sonradan bugünkü adını almış ve Dallıca olmuştur.По-късно името му се видоизменя и и придобива днешното си звучене Шаркьой.
Bugüne kadar bu ürkütücü yaratığın ne olduğu bilinemedi.Toto obdobie ešte nepoznalo prehnaný kult tvorcu.
Ürkmez, maçtan sonra Real Madrid ile anlaşsa da ailevi problemleri nedeniyle bu transfer gerçekleşemedi.Po zápase sa vyjadril, že nie je spokojný v Reale Madrid, kvôli dôvodom ktoré neupresnil.
Londra’nın kalabalığı beni ürküttü.Prebivalstvo južne Anglije je bilo panično.