Ana içeriğe geç
Sözlük

üret ile cümle

üret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
- Bu parça... Yani sadece bir parçayı üretiyorlar.- This part... (PALlN) So they're making one part of this weapon.
Diğer dükkânlarda da diğer parçalar mı üretiliyor?In other parts of Darra there will be shops making other parts?
Kalaşların nereden geldiğine dair üretilen teoriler nelerdir?What are your theories about the origins of the Kalash people?
Yiyecek üretimi ve Altın Tapınak'taki kutsal objeler.Mass catering and holy relics at the Golden Temple.
Pekala, bu yeni bilim türümüzü teknoloji üretmek için kullanacağımız genel bir yöntem var mı?So, given our new kind of science, is there a general way to use it to make technology?
Örneğin Kural 30'un gerçekten iyi bir rastgelelik üreticisi olması gibi.Something like Rule 30, for example, turns out to be a really good randomness generator.
Yenilikçi şirketler tarafından üretilen teknoloji hepimizi özgürleştirecek.Technology created by innovative companies will set us all free.
Bu fikirler müşterilerden geri gelir ve genellikle de üreticilerin ilerisindedirler.The ideas are coming back from the consumers, and they're often ahead of the producers.
Tüketim, bu anlamda üretici potansiyellerinin ifadesidir.Consumption, in that sense, is an expression of their productive potential.
Böylece, burada astronomide, yeni üretken kaynakların büyük patlamasını yaşarsınız.So here in astronomy, you have this vast explosion of new productive resources.
Kullanıcılar üreticiler olabilir.The users can be producers.
Sonunda ürettikleri cihaz buydu.And this is what they ended up coming with.
Üretkenlik tamam.I got productivity.
Haftada python ile 100 satıra yakın üretmeniz gerekmektedir.You'll need to produce about 100 lines of python a week.
Nasýl bu kadar kötü bir fikir üretebilirsin?"How could you ever have such a terrible idea?"
Neden, Kuzey İtalya'da yapılanı yapamıyoruz? Dışarıda üretimi uygulayamıyoruz?What we want is a partnership with the Italian design firms.
Konuklarınızı çekmek için, iletişim paketleri üretmek ve tasarlamak durumundasınız.To attract guests, you will have to design and produce a communications package.
Daha fazla silah üretirsin. Bir birini öldürürsün.Building up more and more armaments, destroying each other.
Peki, yaşayan bir canlı nasıl ışık üretir?So, how does a living creature make light?
Ve bizim ürettiğimiz programlar ile bu tür deneyler başlatılır.And these kinds of experiments are started with programs that we wrote ourselves.
Kendi programlarımızı ürettik ve çoğalttık ve kendimizle çok gurur duyuyoruz.We write our own stuff, replicate it, and are very proud of ourselves.
New South Wales hükümeti... ...su krizine karşı radikal bir çözüm üretti.The New South Wales government has unveiled a radical solution to the water crisis.
Üretim toplantısı.Production meeting.
Birkaç denizci üretmekten bahsediyorlar.Talking about producing some, uh... ..sea-man.
Evet... üret--Well, yeah... produ...
Buradaki elma üreticisi 300 TL'ye satıyor olsa da, 100 TL ödemek zorunda kaldı.And even though this guy's selling it for $300, he actually had to pay another $100 dollars.
Bu üretici 100 $ satarak bunu Yuan'a çevirmek istiyor.And let's say that at $1.25, in the United States, there is demand for 60 dolls.
Bu da benzer bir durumda olan çokuluslu bir medikal alet üreticisi.Similarly, here's a multinational medical-device manufacturer.
En başından itibaren üreticilerle konuşmaya başladık.From the very beginning, we started by talking to manufacturers.
Amacımız MTTS' nin gerçekten üretebileceği son teknoloji ürünü yaratmak.Our goal is to make a state-of-the-art product that our partner MTTS can actually manufacture.
Üretime ve dağıtıma önem vermeliyim.I have to pay attention to manufacturing and distribution.
Fark ettik ki büyük parçalar halinde sentetik DNA üretmek inanılmaz zordu.We found that synthesizing accurate DNA in large pieces was extremely difficult.
Tek hücreli organizmaların 2 yıl içerisinde üretileceğini düşünüyorum.I think single-cell organisms are possible within two years.
Ve muhtemelen ökaryotik hücreler, yani bizde olanlar gibi hücreler, 10 yıl içerisinde üretilecektir.And possibly eukaryotic cells, those that we have, are possible within a decade.
Ayırca pek çok farklı yöntemle, bu şekilde metan da üretebilme şansımı zvar.Also, there's numerous pathways that can be engineered metabolizing methane.
Fotosentez olayını modifiye ederek güneş ışığı kullanarak hidrojen üretmeye çalışıyoruz.We're trying to modify photosynthesis to produce hydrogen directly from sunlight.
Ve dediler ki, "Bizim niyetimiz daktilo üreticisi olmak değil"And they said, "We do not intend to be a typewriter maker."
Bir araç üretmek için gereken anaparanın 4/5'inden tasarruf edilmesini sağlayabilirler.They can save four-fifths of the capital needed to make autos.
Bu bir şekil hayat sonrası için işaretlemeli ve seçmeli üretme sürecidir.It's a kind of imprinting and selective breeding process for the afterlife.
Yeterli insülini üretememek yaşamla bağdaşmaz.Now failure to produce enough insulin is incompatible with life.
Ve biz bunun toplu üretimine başladık.And we're getting this mass-manufactured.
Soruna yeni bir çözüm ürettiler.They fashion a novel solution to the problem.
Intel ya da yarı iletken üreticileriyle konuşun.Go talk to Intel and the semiconductor manufacturers.
Bu haftalık bir üretim revizyonu.It's a weekly turnaround of production.
Örneğin, bir ayna varsayalım halüsinasyonlar o kadar kolay üretilmektedir.Suppose a mirror, for instance-- hallucinations are so easily produced.
Denizci bir kürdan üretilen ve (Onun bakımdan tasarruf), birkaç dakika böylece ayırmıştır.The mariner produced a toothpick, and (saving his regard) was engrossed thereby for some minutes.
O bir gardırop için yürüdü ve bir bornoz üretti pis kızıl.Kemp made some exclamation in an undertone.
Şehir ortamı insanları tarla ortamından daha üretken yapıyor.Urban environments make people more productive than on the farm.
Başka bir şey daha jenerik ilaç üreticilerini gerçekten korkutabilir.There's something else that can really scare generic manufacturers away.
Bu jenerik üreticiler olabilir.That can be generic manufacturers.
Plestisid ve antibiyotik, süt üretimini arttırmak için kullanılıyor.Pesticides and antibiotics are also used to increase their milk productivity.
Ama çoğu fabrika çiftliklerindeki üretim hattına koyuluyor.But most are brought through the assembly lines of factory farms.
Domuz fabrikaları milyonlarca domuzu şişmanlatırken domuzlar tahıl tüketip, dışkı üretti.With hog farms fattening millions of pigs for slaughter, grain goes in and waste comes out.
Listenizde olmayan bir ondalıklı sayı üreterek, aslında başaramadığınızı göstereyim size.I'm going to show you that you didn't succeed, by producing a decimal that is not on your list.
Ürettiğim ondalıklı sayı sizin listede olamaz. Neden?The decimal I've produced can't be on your list.
Benim ürettiğim ondalıklı sayıyı içermiyor.It doesn't contain my decimal number.
Daha ileriye gitmek için üretim teknolojisine sahip olmalısınız.To go any further you would have to have breeder technology.
Ve üretim teknolojisi hızlı üreyenlerdir.And breeder technology is fast breeders.
Ve yarım gigawatt füzyon enerjisi üreteceğiz.And we'll produce half a gigawatt of fusion power.
Hammaddeleşti: nasıl üretildiklerinin önemsenmediği, birer hammadde gibi kullanılmaya başlandılar.Commoditized: where they're treated like a commodity, where people don't care who makes them.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod