Ana içeriğe geç
Sözlük

üret ile cümle

üret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Üretim düşük.Production is low.
Üretim zaten başladı.Production has already begun.
Tom Jackson üreticidir.Tom Jackson is the producer.
Safra kesesi safra üretir.The gallbladder produces bile.
İnsan sesi gırtlak tarafından üretilir.The human voice is produced by the larynx.
Doğru koşullar göz önüne alındığında, kompost solucanları olağanüstü bir hızla üretebilir.Given the right conditions, compost worms can reproduce at a phenomenal rate.
Tom bahane üretmeye başladı.Tom began to make excuses.
Bahane üretmiyorum, gerekçe buluyorum sadece.I don't make excuses. I only provide reasons.
Gitar dörtlüsü harika bir konser üretti.The guitar quartet produced a wonderful concert.
Kasımda yağ üretimi için zeytinler hasat edilir.In November, olives are harvested from the trees to make oil.
Biz üretim sürecinde değişiklikler planlıyoruz.We are planning changes to the manufacturing process.
Boş yerler en iyi yankıları üretir.Empty places produce the best echoes.
Esnek çalışma saatleri, çalışanları üretkenleştirir.Flexible work hours make employees more productive.
Makine çok miktarda elektrik üretti.The machine generated large amounts of electricity.
Özel değilim, sadece sınırlı üretimlerdenim.I'm not special. I'm just a limited edition.
Avustralya dünyanın beşinci büyük kömür üreticisi.Australia is the world's fifth-largest coal producer.
Mazeret üretmeye çalışmıyorum.I'm not trying to make excuses.
Avusturya, Avrupa'nın en büyük elektrik üreticilerinden biridir.Austria is one of the largest producers of electricity in Europe.
Aşılar tavuk yumurtası kullanılarak üretilmektedir.Vaccines are produced using chicken eggs.
Kan hücreleri kemik iliğinde üretilirler.Blood cells are produced in the bone marrow.
Gelecek yıl bu asmalar çok üzüm üretecek.Next year the vines will produce many grapes.
Ben bahaneler üretmem.I don't make excuses.
Yumurtaları yapay olarak üretmek zorunda olacaksın.You will have to incubate the eggs artificially.
Tom, Finlandiya'ya taşındı ve bir ren geyiği üreticisi oldu.Tom moved to Finland and became a reindeer herder.
Bu petrol kuyusu günde 100 varilden daha fazla üretiyor.This oil well produces more than 100 barrels per day.
Dünyanın önde gelen kakao üreticileri Fildişi Sahili, Gana ve Endonezya'dır.The world's leading cacao producers are Côte d’Ivoire, Ghana, and Indonesia.
Üreticiden kil tuğlalar satın alınabilir.Clay bricks can be bought from the manufacturer.
Palmiye yağı üretimi Endonezya'da ormansızlaşmanın önde gelen nedenidir.Palm oil production is the leading cause of deforestation in Indonesia.
Duman ateş olmadan üretilebilir.Smoke can be produced without fire.
Dünya'nın oksijenin yaklaşık üçte ikisi bitki plankton tarafından üretilir.About two-thirds of the Earth's oxygen is produced by phytoplankton.
Tom çok üretkendi.Tom has been very productive.
Sen sadece bahaneler üretiyorsun.You're just making excuses.
Bu ürün Çin'de üretilmiştir.This product was made in China.
Üretim geçen on yılda dörde katlandı.Production has increased by four times in the past ten years.
Bazı yeni kurallar üretmek zorunda kalacağız.We're going to have to make some new rules.
Tahıl üretiyoruz ve hayvan yetiştiriyoruz: ördekler, kazlar, koyunlar, keçiler ve inekler.We grow grains and keep animals: ducks, geese, sheep, goats and cows.
Üretim işlerini Amerika'ya geri getirelim.Let's bring manufacturing jobs back to America.
Biz iş üretmeye çalışıyoruz.We're trying to generate business.
Tom çok üretken bir okuyucudur.Tom is a prolific reader.
Yeni gelir üretmek zorundayız.We have to generate new revenue.
Daha fazla üretkenliğe ihtiyacımız var.We need more productivity.
Tom bahane üretiyor.Tom is making excuses.
2008 yılında dünya et üretimi 300 milyon tona yükseldi.In the year 2008 the world meat production increased to 300 million tons.
Domates üretmeyi severim.I love growing tomatoes.
Yazılım, insanların daha üretken olmasına yardımcı olmak için yazılmıştır.Software is written to help people be more productive.
Bahaneler üretme.Don't make excuses.
Ben müzik üretiyorum.I produce music.
Onu Japonya'nın kamu yayıncısı NHK tarafından üretilen bir belgeselde gördüm.I saw it in a documentary produced by NHK, Japan' s public broadcaster.
Boş zamanımda daha fazla boş zaman yaratma planları üretiyorum.In my free time, I come up with plans to create more free time.
Bu, otomobil üreticisinin itibarına karşı yeni bir darbedir.This is a new blow against the reputation of the automobile manufacturer.
Üretim süreci geliştirildi.The manufacturing process has been streamlined.
İyi bir kitap üretmek için, silgi kalemden genellikle daha önemlidir.To produce a good book, the eraser is often more important than the pencil.
Krizler kendilerine karşı doğru tarifleri otomatik olarak üretmez.Crises do not automatically produce the right recipes against them.
Tom, otomobil parçaları üreten bir firma için çalışıyor.Tom works for a company that makes automobile parts.
Tom'un yeni kurallar üretmek zorunda kalacak.Tom is going to have to make some new rules.
Sami'nin icadı çalıştı ve çok para üretti.Sami's invention worked and generated a lot of money.
Sami kız arkadaşı ile internet pornosu üretiyordu.Sami was doing Internet porn with his girlfriend.
Tom bir bira üreticisidir.Tom is a brewer.
Tom bir fıçı üreticisi.Tom is a cooper.
Tom bir peynir üreticisidir.Tom is a cheese maker.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod