İmparator penguenleri ilk kez üç ile altı yaşları aralığında üremeye başlar.Kaiserpinguine pflanzen sich im Alter von drei bis sechs Jahren erstmals fort.
Bu da yaratığın üreme süreciyle ilgilidir.Bei ihm handelt es sich um Teilhabe der Geschöpfe am Schöpfer.
20. yüzyılın başlarında, bu kedilerin en iyi özelliklerini geliştirmek için seçici bir üreme programı kuruldu.Im frühen 20. Jahrhundert wurden Zuchtprogramme aufgelegt, um die Vorzüge dieser Katzen herauszuarbeiten.
Erkek üreme döneminde beyaz omuz (skapüler) tüyleri dışında parlak kara tüylere sahiptir.Die darin zu sehenden Menschen haben schwarze Schatten statt Gesichter.
Bu üreme şekli bira mayasında da görülür.Aber es geht auch so wie die Mühle in Bierde zeigt.
Üreme zamanı Mart ayında başlar.Die Fortpflanzungszeit beginnt im März.
Ocak ayında üreme zamanları başlar ve çiftler tekrar beraber izlenebilirler.Ab Januar, wenn die Ranzzeit beginnt, kann man die Paare häufig gemeinsam beobachten.
4 yaşında üreme olgunluğuna erişir.Die Fruchtbarkeit setzt ab dem 4. Lebensjahr ein.
Belirli üreme mevsimleri yoktur, yıl boyunca aktif olabilirler.Dabei haben sie keine feste Fortpflanzungszeit und können das gesamte Jahr Nachkommen bekommen.
Üreme döneminde yuvanın savunmasında oldukça saldırgan olurlar.Während der Brutzeit verteidigt sie ihr Revier sehr aggressiv.
Yaratıklar yakaladıkları insanları yememekte, onları üreme için kaçırmaktadır.Womit er nicht gerechnet hat: Die Henker lassen sich von ihrer Mahlzeit dressieren.
Bu misk kokusu üreme döneminde dişileri çekmek için kullanılır.Dieser Geruch verschwindet aber bei der Zubereitung.
Döllenmesiz üremeyle (Partenogenez) çoğalırlar.Manche Landrassen entwickeln sich ohne Befruchtung (parthenokarpisch).
Üreme mevsimde bir nadiren de iki kez kuluçkaya yatılır.In einer Saison wird bis zu zweimal gebrütet.
Üreme mevsimleri Ağustos'ta başlar.Die Brutzeit beginnt im August.
H360F Üremeye zarar verebilir.H360F Kann die Fruchtbarkeit beeinträchtigen.
Üreme mevsimleri eylül ile ocak ayları arasındaki yağmurlu dönemdir.Die Brutsaison ist in der Regenzeit, zwischen September und Januar.
Ancak bu üreme için değildir.Dies ist jedoch nicht ihre einzige Ernährungsweise.
Üreme bölgeleri Arktik'tir.Das Hauptverbreitungsgebiet ist die Arktis.
H361fd Üremeye zarar verme şüphesi var.H361fd Kann vermutlich die Fruchtbarkeit beeinträchtigen.
On milyonlarca kuş her yıl Kuzey Denizi'ni üreme, beslenme ve göç yolu olarak kullanmaktadır.Jährlich nutzen mehr als 200 Vogelarten das Biotop als Nahrungs-, Rast- und Mauserhabitat.
Spermler, kancığın üreme organlarında birkaç gün yaşayabilir.Die Spermien können sich mehrere Tage lebend im Eileiter aufhalten.
Üreme mevsiminden sonra tüm populasyonları dağılım alanlarına yayılırlar.Der Bestand geht im gesamten Verbreitungsgebiet zurück.
Üreme dönemlerinde yoğun koloniler hâlinde toplanırlar.Während der Brutzeit gesellen sie sich aber zu Kolonien zusammen.
Her birinin kendine has üreme hücresi vardır.Sie verfügen jeweils über ein Wasserschloss.
Depresyona girerlerse, en yakın üreme alanına gönderilirler.Wenn das Nahrungsangebot schlecht wird, ziehen sie zum nächsten nahrungsreichen Ort.
Üreme zamanı sonbahardadır.Paarungszeit ist im Herbst.
Üreme çağında renkleri göz alıcı parlak olur.Im Alter können die Farben leicht ausblassen.
Üreme potansiyelleri yüksektir.Es ist eine größere Produktionsgeschwindigkeit möglich.
Bu da üremenin gözlenmesi için olumsuz bir yöndür .Außerdem rät er, diesen Produktionsprozess auch gründlich zu überwachen.
Gonotlar üreme hücrelerini yapan ve üreme hormonlarını oluşturan bezlerdir.Granulosaluteinzellen sind Zellen, die im Gelbkörper vorkommen und das Hormon Progesteron produzieren.
Üreme zamanları Haziran ile Eylül ayları arasında, yani Güney Yarıküre'nin ilkbaharındadır.Die Paarungen finden gewöhnlich in den Monaten Juli bis September, also im südlichen Vorfrühling, statt.
Üreme alanları Kuzey Atlantik'tir.Operationsgebiet war der Nordatlantik.
Üreme olgunluğuna 1,5 yılda ulaşırlar.Die Geschlechtsreife ist mit 1,5 Jahren erreicht.
Bu özellikleri konservatif üreme stratejilerini gösterir.Die Schadensvorbeugung liegt im Fokus dieser Instandhaltungsstrategien.
Üreme dönemi dışında da leyleklerin besin maddeleri benzerdir ancak daha kuru bölgelerden alınırlar.Le noyau rocheux est comparable à celui de la Terre si ce n’est qu’il est plus dense.
Ancak bu üreme için değildir.Il n'est pas le régime alimentaire.
Yaratıklar yakaladıkları insanları yememekte, onları üreme için kaçırmaktadır.N'ont-ils pas pensé à la nourriture qu'ils consomment et aux vêtements qu'ils portent ?
Kadın üreme organları.Organes de la génération.
Genelde şubat ile mayıs ayı arasında üreme zamanıdır, ama bu bölgesel olarak değişebilir.La période de reproduction est généralement de février à mai, mais peut varier selon les régions.
Auckland Adaları'nda üremektedirler.Image satellite des îles Auckland.
Campbell Adası'nda üremektedirler.Paysage de l'île Campbell.
Dişilerinin her üç, dört senede bir üreme dönemleri olur.Chaque cage doivent avoir 3-4 cycles de production de chaque année.
Üreme zamanın'ın dışında yalnız yaşar.Vit en solitaire en dehors de la période de reproduction.
Bounty Adaları'nda üremektedirler.Elle se rencontre dans les îles Bounty.
Kediler yüksek bir üreme oranına sahiptir.Les vaches ont une longue période de production.
Üremek fiilinden kaynaklanır.Origine des plantes cultivées.
Üreme mevsimde bir nadiren de iki kez kuluçkaya yatılır.La vie offre rarement deux fois la même opportunité.
3 yaşında olgunlaşıp sahillerden uzakta üremelerini yapar.Parvenu à maturité à 3 ans, il fraye le long des côtes ou en eaux peu profondes.
Erişkin üreme dönemi tüylerine üç yıl yaştan sonra kavuşurlar.Maturité pour consommation : 3 semaines après cueillette.
Ayrıca kimi balıklarda üremeye yardımcı olur.Nous avions aussi du poisson si nous arrivions à en pêcher.
Akdeniz fokunun üreme bölgesi olup, doğal sit alanıdır.C'est une zone de plongée populaire et une zone de conservation naturelle.
Hayvanların anatomileri, davranışları, üremeleri ve coğrafi dağılımları üzerine bilgiler verir.Ce journal offre des articles sur l'anatomie, le comportement et la distribution des oiseaux.
Bitki üremesine böylece katkı sağlarlar.Qu'ils essaient donc de créer un grain de blé !
Miselyumları aracılığıyla besin alırlar ve üremelerini gerçekleştirirler.Regardez leurs fruits au moment de leur production et de leur maturation.
Göl su kuşları için üreme ve göç yeridir.L’étang en lui-même, est un lieu de repos et de nourrissage pour les oiseaux.
Küçük dudaklar (labia minora), kadın dış üreme organlarından biridir.Les grandes lèvres sont une partie de la vulve, partie externe de l’appareil génital féminin.
Her birinin kendine has üreme hücresi vardır.Elles ont chacune leur propre usine de conversion.
Bu saldırganlığı, üreme mevsiminde, çok daha büyük kuşlara ve insanlara saldıracak dereceye varır.Il attaque souvent en bandes s'attaquant ainsi à des oiseaux plus grands que lui.
Kraliçe, böylece üreme sürecinin ilk adımını başlatmış olup rolünü tamamlar.La reine passera par une phase de repos ou elle s’arrêtera de pondre.