ürem ile cümle
ürem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çoğu örümcek yüksek miktarda ağ kullanır ve bu ağ hayatta kalmaları ve üremeleri için vazgeçilmezdir.Grande parte usa imensas quantidades de seda e esta é essencial à sua sobrevivência e reprodução.
Çoğu örümcek yüksek miktarda ağ kullanır ve bu ağ hayatta kalmaları ve üremeleri için vazgeçilmezdir.Hầu hết chúng nhả một lượng lớn tơ và tơ có vai trò quan trọng với sự tồn tại và sinh sản của chúng.
Çoğu örümcek yüksek miktarda ağ kullanır ve bu ağ hayatta kalmaları ve üremeleri için vazgeçilmezdir.대부분의 거미들은 엄청난 양의 거미줄을 사용합니다. 거미줄은 그들 생존과 번식에서 가장 중요한 것입니다.
Çoğu örümcek yüksek miktarda ağ kullanır ve bu ağ hayatta kalmaları ve üremeleri için vazgeçilmezdir.Większość pająków używa dużą ilość nici, która jest niezbędna do ich przeżycia i rozmnażania.
Çoğu örümcek yüksek miktarda ağ kullanır ve bu ağ hayatta kalmaları ve üremeleri için vazgeçilmezdir.Большинство пауков используют очень много шелка, который жизненно необходим для их выживания и размножения.
Çoğu örümcek yüksek miktarda ağ kullanır ve bu ağ hayatta kalmaları ve üremeleri için vazgeçilmezdir.רוב העכבישים משתמשים בכמויות נדיבות של קורים, וקורים חיוניים להשרדותם ולרבייה שלהם.
Çoğu örümcek yüksek miktarda ağ kullanır ve bu ağ hayatta kalmaları ve üremeleri için vazgeçilmezdir.معظم العناكب تستخدم كميات غزيرة من الخيوط والخيوط شيء اساسي لاستمراريتها وتكاثرها
Çoğu örümcek yüksek miktarda ağ kullanır ve bu ağ hayatta kalmaları ve üremeleri için vazgeçilmezdir.この糸は欠かすことができません とても重要なものなんです 太古のクモでさえ糸を使用しています
Çoğu örümcek yüksek miktarda ağ kullanır ve bu ağ hayatta kalmaları ve üremeleri için vazgeçilmezdir.大部分蜘蛛用大量唔同嘅蜘蛛絲, 同埋蜘蛛絲對佢求生都幾重要 重有繁殖呢。
Çünkü artık o hücre, virüslerin üremesine yardımcı olan bir hücredir.Jetzt produziert sie jedoch Virenmaterial.
Çünkü artık o hücre, virüslerin üremesine yardımcı olan bir hücredir.돕고 있기 때문에 죽여버리는 게 낫겠죠
Çünkü artık o hücre, virüslerin üremesine yardımcı olan bir hücredir.למרות שהוא תא שלנו, כי עכשיו הוא מייצר נגיפים.
Çünkü artık o hücre, virüslerin üremesine yardımcı olan bir hücredir.واحدة من خلايانا ولكنها الآن تساعد في صناعة الفيروسات
Çünkü yapılarımız artık seçilmişlik özelliği taşımazlar üreme yeteneğimiz azalır çünkü zaten üremişizdir그 이유는 더 이상 그들이 선택되지 않기 때문이며, 더 이상 우리의 번식하는 능력에 영향을 미치지 않는데,
Çünkü yapılarımız artık seçilmişlik özelliği taşımazlar üreme yeteneğimiz azalır çünkü zaten üremişizdirもはや繁殖の能力に、影響することもない。 もう繁殖の時期は、終わったからね。
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Denn Libellen brauchen Süßwasser zur Fortpflanzung.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Fordi guldsmede har brug for ferskvand for at formere sig.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.잠자리는 번식하려면 민물이 필요하잖아요.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Omdat libellen zoet water nodig hebben om zich voort te planten.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Parce que les libellules ont besoin d'eau douce pour se reproduire.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Pentru ca libelulele au nevoie de apa proaspata pentru a se inmulti.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Perché le libellule richiedono acqua dolce per riprodursi.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Porque las libélulas necesitan agua dulce para reproducirse.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Pretože vážky potrebujú na rozmnožovanie sladkú vodu.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Sillä sudenkorennot tarvitsevat makeaa vettä lisääntyäkseen.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Ugyanis a szitakötőknek édesvízre van szükségük, hogy szaporodni tudjanak.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Vì chuồn chuồn cần nước ngọt để sinh sản
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Γιατί οι λιβελούλες χρειάζονται γλυκό νερό για να αναπαραχθούν.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Защото водните кончета имат нужда от сладка вода, за да се развъждат.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.מאחר ושפיריות זקוקות למים מתוקים בכדי להתרבות.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.لأن اليعسوب يحتاج لمياه عذبة للتكاثر.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.ここに足を運ばれた方もいると思いますが
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Come abbiamo già detto, la riproduzione sessuata è la chiave per introdurre variazioni in una popolazione.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Desigur, asta se întîmplă de două ori. Se întîmplă acelați lucru și în cealaltă celulă.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Esto ocurre también en las otras células. La otra celda es un poco ordinaria. Desde allí no se cruzaban sobre.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Jak jsem říkal, pohlavní rozmnožování je zásadní pro rozmanitost populace.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Jak już mówiłem, rozmnażanie płciowe to sposób na utrzymanie zmienności genetycznej w populacji.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -전에 말한 바와 같이 유성생식은 집단에서 다양성이 있게 하는 역할을 하죠
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Seperti sudah disebutkan sebelumnya, reproduksi seksual merupakan kunci menambahkan variasi ke dalam populasi.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Половото размножаване е ключово за да имаме разнообразие в популацията.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -個体群に、多様性をもたらす これが母から
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Ahogy mondtam, a pollen a hímivarsejtet hordozza.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Ako som povedal, peľ nesie samčie pohlavné bunky.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Aşa cum spuneam, polenul poartă celulele sexuale masculine.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Comme je l'ai dit, le pollen porte les cellules sexuelles mâles.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Como eu disse, o pólen transporta as células sexuais masculinas.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Ho detto che il polline trasporta cellule maschili.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Jak jsem řekl, pyl přenáší mužské pohlavní buňky.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Jak mówiłem, pyłek przenosi męskie komórki.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.제가 말했지만, 꽃가루는 남성세포의 운반을 담당합니다.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Như đã nói, phấn hoa mang các tế bào đực.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.¿Qué pasa? Como dije antes, el polen lleva las células sexuales masculinas.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Seperti yang saya katakan, serbuk sari membawa sel kelamin jantan.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Wie ich schon gesagt habe, Pollen tragen die männlichen Geschlechtszellen.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Zoals gezegd: pollen vervoert de mannelijke geslachtcellen.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Όπως είπα και πριν, η γύρη μεταφέρει τα αρσενικά γεννητικά κύτταρα.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Както казах, цветния прашец носи мъжките оплодителни клетки.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Как я сказал, пыльца несёт мужские клетки.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.כמו שאמרתי, האבקה נושאת תאי מין זכריים
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.كما قلت سابقاً .. إن حبوب اللقاح تحمل الخلايا الذكرية