Ana içeriğe geç
Sözlük

ürem ile cümle

ürem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Pretože vážky potrebujú na rozmnožovanie sladkú vodu.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Sillä sudenkorennot tarvitsevat makeaa vettä lisääntyäkseen.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Ugyanis a szitakötőknek édesvízre van szükségük, hogy szaporodni tudjanak.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Vì chuồn chuồn cần nước ngọt để sinh sản
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Γιατί οι λιβελούλες χρειάζονται γλυκό νερό για να αναπαραχθούν.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.Защото водните кончета имат нужда от сладка вода, за да се развъждат.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.מאחר ושפיריות זקוקות למים מתוקים בכדי להתרבות.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.لأن اليعسوب يحتاج لمياه عذبة للتكاثر.
Çünkü yusufçukların üremesi için tatlı su gerekir.ここに足を運ばれた方もいると思いますが
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Come abbiamo già detto, la riproduzione sessuata è la chiave per introdurre variazioni in una popolazione.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Desigur, asta se întîmplă de două ori. Se întîmplă acelați lucru și în cealaltă celulă.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Esto ocurre también en las otras células. La otra celda es un poco ordinaria. Desde allí no se cruzaban sobre.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Jak jsem říkal, pohlavní rozmnožování je zásadní pro rozmanitost populace.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Jak już mówiłem, rozmnażanie płciowe to sposób na utrzymanie zmienności genetycznej w populacji.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -전에 말한 바와 같이 유성생식은 집단에서 다양성이 있게 하는 역할을 하죠
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Seperti sudah disebutkan sebelumnya, reproduksi seksual merupakan kunci menambahkan variasi ke dalam populasi.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -Половото размножаване е ключово за да имаме разнообразие в популацията.
Daha önce de dediğimiz gibi, eşeyli üreme bir popülasyondaki çelitliliğin anahtarı. -個体群に、多様性をもたらす これが母から
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Ahogy mondtam, a pollen a hímivarsejtet hordozza.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Ako som povedal, peľ nesie samčie pohlavné bunky.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Aşa cum spuneam, polenul poartă celulele sexuale masculine.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Comme je l'ai dit, le pollen porte les cellules sexuelles mâles.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Como eu disse, o pólen transporta as células sexuais masculinas.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Ho detto che il polline trasporta cellule maschili.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Jak jsem řekl, pyl přenáší mužské pohlavní buňky.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Jak mówiłem, pyłek przenosi męskie komórki.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.제가 말했지만, 꽃가루는 남성세포의 운반을 담당합니다.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Như đã nói, phấn hoa mang các tế bào đực.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.¿Qué pasa? Como dije antes, el polen lleva las células sexuales masculinas.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Seperti yang saya katakan, serbuk sari membawa sel kelamin jantan.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Wie ich schon gesagt habe, Pollen tragen die männlichen Geschlechtszellen.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Zoals gezegd: pollen vervoert de mannelijke geslachtcellen.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Όπως είπα και πριν, η γύρη μεταφέρει τα αρσενικά γεννητικά κύτταρα.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Както казах, цветния прашец носи мъжките оплодителни клетки.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.Как я сказал, пыльца несёт мужские клетки.
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.כמו שאמרתי, האבקה נושאת תאי מין זכריים
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.كما قلت سابقاً .. إن حبوب اللقاح تحمل الخلايا الذكرية
Dediğim gibi, polen erkek üreme hücrelerini taşıyor.お分かりにならなかった方のために説明すると
Diyelim ki bir üreme hücresine girdi.Así podría ir en una célula germinal.
Diyelim ki bir üreme hücresine girdi.Assim ele poderia ir para uma célula Germinal.
Diyelim ki bir üreme hücresine girdi.Może wbudować się do DNA gametocytów.
Diyelim ki bir üreme hücresine girdi. Öğrendiğimiz gibi, üreme hücreleri, gamte üretirler. .فنحن نعرف ان هذه الخلايا تقوم بانتاج الامشاج
Diyelim ki bir üreme hücresine girdi.Takže by to mohlo jít do zárodečné buňky.
Diyelim ki bir üreme hücresine girdi.Він може потрапити до статевої клітини.
Diyelim ki bir üreme hücresine girdi.生殖細胞を学びました既に、これらは、
Eğer DNA'mda benim ve çocuklarımın hayatta kalmamısını sağlayacak üreme bölümünde yararlı çeşitlilik oluşursa,이것이 말하는 것은 만약에 제 DNA가 조금 더 쓸모 있거나
Eğer DNA'mda benim ve çocuklarımın hayatta kalmamısını sağlayacak üreme bölümünde yararlı çeşitlilik oluşursa,Was es besagt ist, dass wenn meine DNA zufällig irgendwelche
Eğer DNA'mda benim ve çocuklarımın hayatta kalmamısını sağlayacak üreme bölümünde yararlı çeşitlilik oluşursa,Ще направя още клипове за ДНК, но ДНК е просто поредица от базови двойки.
Eğer DNA'mda benim ve çocuklarımın hayatta kalmamısını sağlayacak üreme bölümünde yararlı çeşitlilik oluşursa,たまたま生き残ったり、繁殖したり
Eğer kendimizin yapmasında ısrar edeceğimiz bir şey varsa o da üremedir.C'est la seule chose que nous insistons pour faire pour nous-mêmes, c'est la reproduction.
Eğer kendimizin yapmasında ısrar edeceğimiz bir şey varsa o da üremedir.Có 1 thứ chúng ta phải tự làm là sinh sản.
Eğer kendimizin yapmasında ısrar edeceğimiz bir şey varsa o da üremedir.Dét er det eneste vi insisterer på at gøre selv, vi reproducerer os selv.
Eğer kendimizin yapmasında ısrar edeceğimiz bir şey varsa o da üremedir.Die Fortpflanzung ist etwas, worauf wir bestehen, es selbst tun zu dürfen.
Eğer kendimizin yapmasında ısrar edeceğimiz bir şey varsa o da üremedir.Ha valamit, a szaporodást szeretjük magunk csinálni.
Eğer kendimizin yapmasında ısrar edeceğimiz bir şey varsa o da üremedir.Het enige waarop we aandringen om het voor onszelf te doen is de voortplanting.
Eğer kendimizin yapmasında ısrar edeceğimiz bir şey varsa o da üremedir.Itu adalah satu hal di mana kita bersikeras untuk melakukannya sendiri, reproduksi.
Eğer kendimizin yapmasında ısrar edeceğimiz bir şey varsa o da üremedir.Jedyne co chcemy robić sami to reprodukcja.
Eğer kendimizin yapmasında ısrar edeceğimiz bir şey varsa o da üremedir.Je to jediná vec, ktorú chceme vykonávať všetci pre seba - rozmnožovanie.
Eğer kendimizin yapmasında ısrar edeceğimiz bir şey varsa o da üremedir.우리가 우리자신을 위해 직접 하길 고집하는 유일한 것이 바로 번식이죠.
Eğer kendimizin yapmasında ısrar edeceğimiz bir şey varsa o da üremedir.Kterou má na starosti královna. Náš druh to tak dělá nerad.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod