ülkesini ile cümle

ülkesini kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
12
ORT. KELİME
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.Det första Fort Laramie-avtalet slöts, vilket tydligt markerade Lakotanationens gränser.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.Dit bakende de grenzen van de Lakota Nation duidelijk af.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.Hiệp ước đầu tiên của Fort Laramie được lập, đánh dấu rạch ròi ranh giới của nước Lakota.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.첫 번 째 조약인 라라미 요새가 만들어 졌습니다. 라코타인 지역의 경계를 분명히 하는 조약이었습니다.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.Le premier traité de Fort Laramie est passé, délimitant clairement les frontières de la Nation lakota.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.Perjanjian pertama Fort Laramie dibuat, dengan jelas menandai batas-batas Negara Lakota.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.Pierwszy traktat w Fort Laramie ściśle określił granice Państwa Lakotów.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.Primul Tratat de la Fort Laramie a fost încheiat, marcând în mod clar graniţele Naţiunii Lakota.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.Sklenjen je prvi sporazum pri Fort Laramie, ki jasno označuje meje naroda Lakota.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.Venne stipulato il primo trattato di Fort Laramie marcando chiaramente i confini della nazione dei Lakota.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.Vznikla první smlouva z Fort Laramie, která jednoznačně vytyčovala hranice lakotského národa.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.Λαμβάνει χώρα η πρώτη συνθήκη του Φορτ Λάραμι η οποία όρισε ξεκάθαρα τα όρια του Έθνους των Λακότα.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.Первый договор заключен в Форте Ларами, четко устанавливая границы нации Лакота.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.Първият договор от Форт Ларами е подписан, ясно маркиращ границите на нацията Лакота.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.אמנת פורט לרמי הראשונה נחתמת, ומסמנת באופן ברור את גבולותיה של אומת הלאקוטה.
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.المعهادة الأولى لـ "حصن لارامي" أُبرمت، لترسم بوضوح حدود ما يعرف بـ "أمة اللاكوتا".
İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır; burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.ラコタ国の明確な境界線が引かれました 条約によると この地は独立国家です
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.A počul i Kananej, kráľ Arádu, ktorý býval na juhu v Kananejskej zemi, že idú synovia Izraelovi.
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.Bấy giờ, vua A-rát, là người Ca-na-an, ở miền nam xứ Ca-na-an, hay rằng dân Y-sơ-ra-ên đến.
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.Bấy_giờ , vua A-rát , là người Ca-na-an , ở miền nam xứ Ca-na-an , hay rằng dân Y-sơ-ra-ên đến .
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.가나안 땅 남방에 거한 가나안 사람 아랏 왕이 이스라엘의 옴을 들었더라
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.Le roi d`Arad, Cananéen, qui habitait le midi du pays de Canaan, apprit l`arrivée des enfants d`Israël.
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.Mutta Aradin kuningas, kanaanilainen, joka asui Kanaanin maan eteläosassa, sai kuulla israelilaisten tulosta.
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.Ora, o cananeu, rei de Arade, que habitava o sul da terra de Canaã, ouviu que os filhos de Israel chegavam.
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.Toen hoorde de Kanaänitische koning van Arad dat het volk Israël zijn land naderde.
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.Uslyšel také Kananejský král v Arad, kterýž bydlil na poledne v zemi Kananejské, že by táhli synové Izraelští.
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.И арадският цар, ханаанецът, който живееше на юг от Ханаанската земя, чу за идването на израилтяните.
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.Ханаанский царь Арада, который жил к югу земли Ханаанской, услышал тогда, что идут сыны Израилевы.
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.וישמע הכנעני מלך ערד והוא ישב בנגב בארץ כנען בבא בני ישראל׃
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.وسمع الكنعاني ملك عراد وهو ساكن في الجنوب في ارض كنعان بمجيء بني اسرائيل
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.住 在 迦 南 南 地 的 迦 南 人 亞 拉 得 王 、 聽 說 以 色 列 人 來 了
Kenan ülkesinin Negev bölgesinde yaşayan Kenanlı Arat Kralı İsraillilerin geldiğini duydu.住 在 迦南 南地 的 迦南人 亞 拉得 王 、 聽說 以色列人 來了
Kendi ülkesinden uzakta yaşayan çoğu kimse, ülkesini terk etmek istemeyen ve vatan hasreti çeken mülteciler.A hazájukat elhagyók közül sokan menekültek, akik nem akartak eljönni onnan, és hazavágynak.
Kendi ülkesinden uzakta yaşayan çoğu kimse, ülkesini terk etmek istemeyen ve vatan hasreti çeken mülteciler.자신의 나라에서 살고 있지 않은 사람들 중 다수는 자신의 고향을 떠나고 싶어하지 않고 향수병을 앓던 망명자들입니다.
Kendi ülkesinden uzakta yaşayan çoğu kimse, ülkesini terk etmek istemeyen ve vatan hasreti çeken mülteciler.Wielu obcokrajowców to uchodźcy, którzy pragną wrócić do swoich domów.
Kendi ülkesinden uzakta yaşayan çoğu kimse, ülkesini terk etmek istemeyen ve vatan hasreti çeken mülteciler.רבים מהאנשים החיים במדינות לא שלהם הם פליטים שאף פעם לא רצו לעזוב את ביתם ומתגעגעים לחזור הביתה.
Kendi ülkesinden uzakta yaşayan çoğu kimse, ülkesini terk etmek istemeyen ve vatan hasreti çeken mülteciler.故郷を離れたいなど 思ったこともなく 帰郷を切望しています でも 幸運な者にとっては
Malcolm 14 Afrika ülkesini ziyaret etti ve 11 ülke başkanıyla görüştü.말 콤 14 아프리카 국가에 여행 하 고 11 국가의 머리와 만났다.
Musa, Kenan ülkesini araştırmak üzere onları gönderirken, ‹‹Negeve, dağlık bölgeye gidin›› dedi,모세가 가나안 땅을 탐지하러 그들을 보내며 이르되 너희는 남방길로 행하여 산지로 올라가서
Musa, Kenan ülkesini araştırmak üzere onları gönderirken, ‹‹Negeve, dağlık bölgeye gidin›› dedi,Ta jsou jména mužů, kteréž poslal Mojžíš, aby shlédli zemi. I přezděl Mojžíš Ozeovi, synu Nun, Jozue.
Musa, Kenan ülkesini araştırmak üzere onları gönderirken, ‹‹Negeve, dağlık bölgeye gidin›› dedi,To sú mená mužov, ktorých vyslal Mojžiš, aby prezkúmali zem. A Mojžiš nazval Hozeáša, syna Núnovho, Jozuom.
Musa, Kenan ülkesini araştırmak üzere onları gönderirken, ‹‹Negeve, dağlık bölgeye gidin›› dedi,Vậy , Môi-se sai đi do_thám xứ Ca-na-an , và dặn rằng : Từ đây hãy lên Nam phương , và vào miền núi ;
Musa, Kenan ülkesini araştırmak üzere onları gönderirken, ‹‹Negeve, dağlık bölgeye gidin›› dedi,Vậy, Môi-se sai đi do thám xứ Ca-na-an, và dặn rằng: Từ đây hãy lên Nam phương, và vào miền núi;
Musa, Kenan ülkesini araştırmak üzere onları gönderirken, ‹‹Negeve, dağlık bölgeye gidin›› dedi,וישלח אתם משה לתור את ארץ כנען ויאמר אלהם עלו זה בנגב ועליתם את ההר׃
Musa, Kenan ülkesini araştırmak üzere onları gönderirken, ‹‹Negeve, dağlık bölgeye gidin›› dedi,فارسلهم موسى ليتجسّسوا ارض كنعان وقال لهم اصعدوا من هنا الى الجنوب واطلعوا الى الجبل
Musa, Kenan ülkesini araştırmak üzere onları gönderirken, ‹‹Negeve, dağlık bölgeye gidin›› dedi,摩 西 打 發 他 們 去 窺 探 迦 南 地 、 說 、 你 們 從 南 地 上 山 地 去
Musa, Kenan ülkesini araştırmak üzere onları gönderirken, ‹‹Negeve, dağlık bölgeye gidin›› dedi,摩西 打發 他 們去窺 探迦 南地 、 說 、 你 們從 南地 上 山地 去
O bir şair, bir oyun yazarı, tüm hayatı ülkesinin birliği ve özgürlüğü umuduyla dengelenmiş bir adam.Je básník, dramatik, muž jehož celý život balancoval na jediné naději jeho národní jednoty a svobody.
O bir şair, bir oyun yazarı, tüm hayatı ülkesinin birliği ve özgürlüğü umuduyla dengelenmiş bir adam.Jest poetą, dramaturgiem. Całe jego życie balansowało na nadziei wolnego i zjednoczonego kraju.
O bir şair, bir oyun yazarı, tüm hayatı ülkesinin birliği ve özgürlüğü umuduyla dengelenmiş bir adam.그는 시인이자 극작가로서 조국의 자유와 통일에 모든 희망을 걸었던 분이었습니다.
O bir şair, bir oyun yazarı, tüm hayatı ülkesinin birliği ve özgürlüğü umuduyla dengelenmiş bir adam.Költő, drámaíró, akit a hazája szabadságába és egységébe vetett hit éltetett.
O bir şair, bir oyun yazarı, tüm hayatı ülkesinin birliği ve özgürlüğü umuduyla dengelenmiş bir adam.Он поэт, драматург; человек, чья жизнь зиждилась на единственной надежде о единстве и свободе его страны.
O bir şair, bir oyun yazarı, tüm hayatı ülkesinin birliği ve özgürlüğü umuduyla dengelenmiş bir adam.זהו משורר, מחזאי, אדם שכל חייו היו מאוזנים על קצה של התקווה האחת והיחידה
O bir şair, bir oyun yazarı, tüm hayatı ülkesinin birliği ve özgürlüğü umuduyla dengelenmiş bir adam.إنه شاعر,كاتب مسرحي, رجل كانت كُل حياته مُتوازنة على أمل واحد
O bir şair, bir oyun yazarı, tüm hayatı ülkesinin birliği ve özgürlüğü umuduyla dengelenmiş bir adam.その男の人生は全て 祖国の統一と自由という 唯一の希望に支えられていました
Orada başkanları ile bir toplantım oldu, bana ülkesinin tahliye stratejisinden bahsetti.Am avut o întâlnire cu președintele lor, care mi-a povestit despre strategia lui de salvare pentru țara sa.
Orada başkanları ile bir toplantım oldu, bana ülkesinin tahliye stratejisinden bahsetti.Ich traf mich mit dem Präsident dort, der mir von seinem Ausstiegsszenario für sein Land erzählte.
Orada başkanları ile bir toplantım oldu, bana ülkesinin tahliye stratejisinden bahsetti.Ik had een ontmoeting met de president daar, die me vertelde over zijn exit-strategie voor zijn land.
Orada başkanları ile bir toplantım oldu, bana ülkesinin tahliye stratejisinden bahsetti.J'ai rencontré leur président là-bas, qui m'a expliqué son plan d'évacuation pour son pays.
Orada başkanları ile bir toplantım oldu, bana ülkesinin tahliye stratejisinden bahsetti.그곳의 대통령과 만날 기회가 있었는데요 그 분에게서 국가 출구 전략을 들었습니다
İlgili Sayfalar