Ben bir gün ülkenize geleceğim.I will come to your country some day.
Ülkenize güvenin.Trust your country.
Kendi ülkenize uzakta sırt ev, lingo anlamıyorum Eğer!If you don't understand the lingo, away back home to your own country!
Sizlerin de ülkenize yatırım yapacağını umut ediyoruz." dedi.I hope you will invest in your country."
Ülkenize döndüğünüzde, bir iç hastalıkları doktorundan tavsiye alınız.De retour dans votre pays, veuillez consulter un médecin interne.
"Bize güvenin. Ülkenize güvenin.Investeer, investeer, investeer."
"Bize güvenin. Ülkenize güvenin.הוא גם לא אמר, "ביטחו בנו.
Burada olmak, bu salonda sizinle birlikte olmak inancınızı ve ülkenize olan sevginizi paylaşmak için."Solo para estar en esta sala con Uds., para compartir su fe y su amor por su país.
[Iain] 11. Kendi ülkenize uzakta sırt ev, lingo anlamıyorum Eğer!ELEVEN. 못알아 듣겠으면 니네 나라로 돌아가!
Kendi ülkenize uzakta sırt ev, lingo anlamıyorum Eğer!Не петриш по-нашому — шкандибай назад у свою країну!
Kendi ülkenize uzakta sırt ev, lingo anlamıyorum Eğer!Не сечешь по-нашенски, вали назад в свою страну!
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.Az Úr esõ helyett port és hamut ád a te földedre; az égbõl száll reád, mígnem elpusztulsz.
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.Dá Hospodin zemi tvé místo deště prach a popel, a toť s nebe sstoupí na tě, dokudž bys nebyl vyhlazen.
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.De HERE zal het stof en zand laten regenen en de stofstormen zullen u vanuit de hemelen vernietigen.
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.Der HERR wird deinem Lande Staub und Asche für Regen geben vom Himmel auf dich, bis du vertilgt werdest.
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.GOSPOD da tvoji deželi za dež prah in pepel, z neba bo padal nate, dokler ne boš pokončan.
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.Herra muuttaa sinun maasi sateen tomuksi ja tuhaksi; taivaasta se tulee sinun päällesi, kunnes tuhoudut.
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.Hospodin dá, aby dažďom tvojej zeme bol prach a popol, ktorý sostúpi na teba s neba, dokiaľ nebudeš zahladený.
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.여호와께서 비 대신에 티끌과 모래를 네 땅에 내리시리니 그것들이 하늘에서 네 위에 내려서 필경 너를 멸하리라
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.O Senhor dará por chuva � tua terra pó; do céu descerá sobre ti a poeira, ate que sejas destruído.
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.TUHAN tak akan menurunkan hujan air, melainkan hujan debu dan pasir sampai kamu habis binasa
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.Господ ще обръща дъжда на земята ти на прах и пепел; ще слиза на тебе от небето догде бъдеш изтребен.
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.יתן יהוה את מטר ארצך אבק ועפר מן השמים ירד עליך עד השמדך׃
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.ويجعل الرب مطر ارضك غبارا وترابا ينزل عليك من السماء حتى تهلك.
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.耶 和 華 要 使 那 降 在 你 地 上 的 雨 、 變 為 塵 沙 、 從 天 臨 在 你 身 上 、 直 到 你 滅 亡
RAB siz yok oluncaya dek gökten yağmur yerine ülkenize toz ve kum yağdıracak.耶和華 要 使 那 降 在 你 地上 的 雨 、 變為 塵沙 、 從天臨 在 你 身上 、 直到 你 滅亡
Sabah Balam kalktı, Balakın önderlerine, ‹‹Ülkenize dönün. Çünkü RAB sizinle gelmeme izin vermiyor›› dedi.발람이 아침에 일어나서 발락의 귀족들에게 이르되 너희는 너희의 땅으로 돌아가라 내가 너희와 함께 가기를 여호와께서 허락지 아니하시느니라
Sabah Balam kalktı, Balakın önderlerine, ‹‹Ülkenize dönün. Çünkü RAB sizinle gelmeme izin vermiyor›› dedi.ויקם בלעם בבקר ויאמר אל שרי בלק לכו אל ארצכם כי מאן יהוה לתתי להלך עמכם׃
Sabah Balam kalktı, Balakın önderlerine, ‹‹Ülkenize dönün. Çünkü RAB sizinle gelmeme izin vermiyor›› dedi.فقام بلعام صباحا وقال لرؤساء بالاق انطلقوا الى ارضكم لان الرب أبى ان يسمح لي بالذهاب معكم.
Sabah Balam kalktı, Balakın önderlerine, ‹‹Ülkenize dönün. Çünkü RAB sizinle gelmeme izin vermiyor›› dedi.巴 蘭 早 晨 起 來 、 對 巴 勒 的 使 臣 說 、 你 們 回 本 地 去 罷 、 因 為 耶 和 華 不 容 我 和 你 們 同 去
Sabah Balam kalktı, Balakın önderlerine, ‹‹Ülkenize dönün. Çünkü RAB sizinle gelmeme izin vermiyor›› dedi.巴蘭 早晨 起來 、 對巴勒 的 使臣 說 、 你 們回 本地 去 罷 、 因為 耶和華 不 容 我 和 你 們同去
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Bo was zbiorę z narodów, i zgromadzę was ze wszystkich ziem, i przywiodę was do ziemi waszej;
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Căci vă voi scoate dintre neamuri, vă voi strînge din toate ţările, şi vă voi aduce iarăş în ţara voastră.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Dari setiap bangsa dan negeri, kamu akan Kukumpulkan dan Kupulangkan ke tanahmu sendiri
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Denn ich will euch aus den Heiden holen und euch aus allen Landen versammeln und wieder in euer Land führen.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Jeg vil hente eder fra folkene og samle eder fra alle landene, og jeg vil la eder komme til eders eget land.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Jeg vil hente eder fra Folkene, samle eder fra alle Lande og bringe eder til eders Land.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.내가 너희를 열국 중에서 취하여 내고 열국 중에서 모아 데리고 고토에 들어가서
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Lebo vás poberiem z národov a shromaždím vás zo všetkých zemí a dovediem vás do vašej zeme.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Minä otan teidät pois pakanakansoista ja kokoan teidät kaikista maista ja tuon teidät omaan maahanne.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Nebo poberu vás z národů, a shromáždím vás ze všech zemí, a uvedu vás do země vaší.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Pois vos tirarei dentre as nações, e vos congregarei de todos os países, e vos trarei para a vossa terra.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Ty jag skall hämta eder ifrån folken och församla eder ifrån alla länder och föra eder till edert land.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Vi prenderò dalle genti, vi radunerò da ogni terra e vi condurrò sul vostro suolo
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Vzamem vas namreč izmed narodov in vas zberem iz vseh dežel in pripeljem v deželo vašo.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Want Ik zal u weer terugbrengen naar uw vaderland Israël.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim."Yo, pues, os tomaré de las naciones y os reuniré de todos los países, y os traeré a vuestra propia tierra
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.Защото ще ви взема изсред народите, и ще ви събера от всичките страни, и ще ви доведа в земята ви.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.И возьму вас из народов, и соберу вас из всех стран, и приведу вас в землю вашу.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.ולקחתי אתכם מן הגוים וקבצתי אתכם מכל הארצות והבאתי אתכם אל אדמתכם׃
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.وآخذكم من بين الامم واجمعكم من جميع الاراضي وآتي بكم الى ارضكم.
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.我 必 從 各 國 收 取 你 們 、 從 列 邦 聚 集 你 們 、 引 導 你 們 歸 回 本 地
‹‹ ‹Sizi uluslar arasından alacak, bütün ülkelerden toplayıp ülkenize geri getireceğim.我 必從 各 國 收取 你 們 、 從列邦 聚集 你 們 、 引導 你 們歸 回 本地
Şunu da demedi: "Bize güvenin. Ülkenize güvenin."네 나라를 제발 좀 믿어줘" 라고 하지도 않았고,
Şunu da demedi: "Bize güvenin. Ülkenize güvenin.ولم يقل لنا كذلك "ثقوا فينا وفي بلادكم.
Şunu da demedi: "Bize güvenin. Ülkenize güvenin.「そして投資し続けよう!」とは言いませんでした
Ülkenize bağlı olarak kefalet ücreti ödemediğimizi... ...ve siyasi sığınma sağlamadığımızı ayrıca hatırlatın.여러분이 보석금을 대신 내준다거나 정치적 망명을 시켜주지는 못하지만
Ülkenize bağlı olarak kefalet ücreti ödemediğimizi... ...ve siyasi sığınma sağlamadığımızı ayrıca hatırlatın.Tylko podkreśl, że nie wpłacamy kaucji, ani nie udzielamy azylu politycznego.
Ülkenize bağlı olarak kefalet ücreti ödemediğimizi... ...ve siyasi sığınma sağlamadığımızı ayrıca hatırlatın.Y simplemente recuérdenles que no pagamos fianzas ni damos asilo político, dependiendo del país.
Ülkenize bağlı olarak kefalet ücreti ödemediğimizi... ...ve siyasi sığınma sağlamadığımızı ayrıca hatırlatın.Тільки нагадайте їм, що ми не забезпечуємо заставу або політичного притулку, в залежності від Вашої країни.