Ülkenin başkenti Bissau'dur.Sa capitale est Bissau.
Ama 1940'larda petrol rezervlerinin keşfiyle ülkenin tüm ekonomisi değişime uğradı.C'est la découverte du pétrole dans les années 1940, qui va complètement transformer l'économie du pays.
1999'da Kosova Savaşı'nı takiben ülkenin NATO kuvvetlerince bombalanması kentte büyük yıkıma neden olmuştur.En 1999, pendant la guerre du Kosovo, la ville fut gravement endommagée par les bombardements de l'OTAN.
Bu ülkenin politik ve ekonomik gücünü bir hayli zayıflattı.La situation politique et économique du pays s'aggrave notablement.
1942 yılında ülkenin o zamanki adı olan Portekiz Ginesi'nin başkenti oldu.En 1942, elle devint la capitale de la Guinée portugaise.
Bu kültürler ülkenin dillerini ve kültürü önemli ölçüde etkiler.Cette influence va significativement modeler leur langue et leur culture.
Bu nüfusun önemli bir kısmı, yaşadığı ülkenin vatandaşıdır.Ils doivent tous posséder la nationalité du pays qu’ils représentent.
Bölge ayrıca ülkenin en dar kısmında yer alır.Il couvre également le plus grand territoire.
Kelimenin anlamı "on şad, on şadlık" ya da "sağ kanat, ülkenin sağı"tır.Someone says « bring me the cup, or ten bear skins or whatever ».
Onuncusu düzenlenen şampiyonaya on altı ülkenin ulusal voleybol takımları katıldı.Les 12 nations sont représentés par leurs équipes nationales séniors de hockey féminin.
Voyvodalığın merkezi aynı zamanda ülkenin başkenti olan Varşova'dır.Le chef-lieu de la voïvodie est Varsovie, la capitale du pays.
Ülkenin Balkan vilayetinde yer alır.Le climat est celui de l'intérieur des Balkans.
Burma olan ülkenin ismini Myanmar olarak değiştirdi.Le droit birman est le droit appliqué en Birmanie, aussi appelée Myanmar.
Günümüzde ilçe ülkenin en fakir bölgesidir.Elle reste aujourd'hui la région la moins peuplée du pays.
Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış.Or, un membre de la famille du seigneur était gravement malade.
Ülkenin en çok satan single'ları listesine girdi.Il compte parmi les vétérans américains les plus décorés du pays.
Ülkenin en eski katedralidir.C'est le journal catholique le plus ancien du pays.
Ülkenin en önemli limanı Toamasina'dır.Le chef-lieu de la région est Toamasina.
Ülkenin başlıca limanıdır.C'est la principale ville portuaire du pays.
Ülkenin altyapısı zorla çalıştırılan yerlilere kurdurulur.Par exemple, les assimilados étaient exemptés du travail forcé imposé aux indigènes.
Her üye ülkenin bir oy hakkı vardır.Chaque membre du Conseil de sécurité dispose d'une voix.
Ülkenin resmî dili Portekizcedir.La langue officielle du pays est le portugais.
Ülkenin başkenti Maputo'dur.Maputo est la capitale du Mozambique.
Ancak bazı yıllarda ev sahipliği yapması gereken ülkenin yapmadığı da olur.On louerait au besoin pour plusieurs années à personne désirant tenir restaurant.
Hem fil hem de baobab ağacı ülkenin doğal zenginliklerini ifade etmektedir.L'éléphant et le baobab africain représente la nature et les fondements du pays.
Ülkenin en önemli karayolları sahil şeritinde yer almaktadır.Les sommets les plus hauts du pays sont situés sur la côte est.
Finlandiya Kupası, (Fince: Suomen Cup) ülkenin en prestijli futbol kupa müsabakasıdır.Le Prix Finlandia (finnois : Finlandia-palkinto) est le prix littéraire le plus prestigieux de Finlande.
Banka 1912 yılında kurulmuş olup ülkenin en eski bankasıdır.Fondée en 1914, elle est la principale banque du pays.
Nagoya metrosu 15 Kasım 1957 tarihinde açılmış olup Tokyo ve Osaka'dan sonra ülkenin üçüncü metro ağıdır.Mis en service en 1957, c'est le troisième métro du Japon après ceux de Tokyo et d'Osaka.
Ülkenin sınırlarını genişletir, halkı mutlu eder kısaca iyi bir kral olur.Il lui sera aisé de contenter le peuple, après un règne aussi dur.
Bu sonuç, ülkenin o ana kadar oyunlarda aldığı en başarılı sonuçtu.C'est le tableau qui me fait le plus complètement plaisir depuis que j'existe.
Ülkenin 2005 başkanlık seçimlerini kazandı.Élection présidentielle de 2005
Ülkenin en yüksek noktasını Chappal Waddi oluşturmakta olup, dağın zirvesi 2.419 m yüksekliktedir.Près de la frontière camerounaise, le Chappal Waddi culmine à 2 419 mètres.
Ülkenin başkenti Kingstown'dur.La ville principale est South Kingstown.
Kanada mutfağı ülkenin bölgelerine göre büyük farklılıklar gösterir.La cuisine canadienne présente des caractéristiques qui varient significativement selon la région du pays.
Lynn ve Vanhanen bunun nedenini ülkenin petrol kaynaklarına bağlamışlardır.Elena et son frère vérifient s'il y a du pétrole sous leur terre.
Bu durum yalnızca gelişen ülkenin dünya pazarını etkilediği durumlarda ortaya çıkar.Ce résultat n'est valable que si le pays en croissance est en mesure d'influencer les prix mondiaux.
Bu havalimanı aynı zamanda, ülkenin ilk havalimanı ve Armavia şirketin merkezidir.C'est le premier aéroport du pays et le hub de la compagnie Armavia.
Ülke kodu bir ülkenin isminin kısaltılmış halidir.Le pays du Matin calme est l'un des noms de la Corée.
Albüm yayınlanır yayınlanmaz 28 farklı ülkenin albüm listesinde 1 numaraya yükselmiştir.L'album obtient le record d'être numéro un dans 28 pays.
Ülkenin güneydoğu ucunda bulunan eyalet Afganistan ve Pakistan ile sınırdır.Elle est située au sud-est du pays, à la frontière avec le Pakistan et l'Afghanistan.
Somali bayrağı 1954'te ülkenin sömürgelikten bağımsızlığa geçiş sürecinde tasarlandı.Ce drapeau a été adopté en 1965, lors de l'indépendance des Maldives.
Önemli topluluklar ülkenin kuzeyinde Pekin ve Tianjin'de, güneydeyse Şanghay'da bulunmaktadır.La majorité des troupes sont basées à Pékin et Tianjin dans le nord, et à Shanghai dans le sud.
Merkezi ülkenin başkenti olan Reykjavik şehrinde bulunmaktadır.Un des principaux attraits de cette région est donc Reykjavik, la capitale du pays.
Bataklık halinde olan Mari Çöküntüsü ülkenin batısında yer dalır.La dépression de Mari, zone marécageuse, s'étend sur l'Ouest de la république.
Ayrıca patencilerden temsil ettikleri ülkenin vatandaşı olmaları istenir.Il faut être de la nationalité du pays que l'on représente.
Bu anlaşma, iki ülkenin Avusturya'ya karşı bir savaşta birbirine yardım edeceğini taahhüt ediyordu.Cet accord prévoyait une clause d'assistance mutuelle dans le cas d'une guerre avec l'Autriche.
Alvares Floransa ülkenin GSYİH'nın %43,88'ine tekabül etmektedir.Hasliberg compte 16,32 % d'étrangers.
Ekonomik gelişmenin ülkenin çeşitli yörelerine dengeli bir şekilde dağıtılması hedeflendi.Son objectif affiché est de mesurer la liberté économique dans les différents pays du Monde.
70.762 mil kare (183.273 km²) ile ülkenin en büyük 19. Eyaletidir.Avec une superficie de 183 273 km2, c'est le 19e plus grand État du pays.
Her yıl 7 Aralık tarihinde kutlanan gün, ülkenin en önemli özel günlerinden biridir.La journée internationale de la Paix du 21 septembre marque un de ses temps forts annuels.
Ülkenin dördüncü büyük gölü.4e grande arcade du sud.
Laser'in ilk dünya şampiyonası 1974 senesinde 24 ülkenin katılımıyla Bermuda'da gerçekleştirilmiştir.Le premier championnat du Monde a été organisé aux Bermudes en 1974 avec 108 participants venus de 24 pays.
Badruk ise ülkenin batısını yönetme yetkisini aldı.À sa naissance, il prend la direction de l'ouest.
Macuspana ülkenin en büyük 5. şehridir.Maun est la cinquième plus grande ville du Botswana.
Bu gerginlik komşu iki ülkenin hükümetlerine de yayıldı.Cette agitation inquiète les gouvernements de différents pays.
Ülkenin para birimi Trinidad ve Tobago dolarıdır.Le dollar de Trinité-et-Tobago est la monnaie officielle de Trinité-et-Tobago.
Ülkenin bölgeleri şu şekildedir: TanzanyaCette espèce est originaire du pays suivant : Tanzanie.
Oylamanın sonunda Türkiye, 19 ülkenin katıldığı finalde en az puanı alarak son sırada kalmıştı.Néanmoins, le nombre final de participants est de douze, Chypre s'étant retiré à la dernière minute.
1962: Ülkenin diktatör haline Genel Ne Win, liderliğindeki Burma 1962 askeri darbesi.Genève : Ed. du Protestant, 1961 La base du monde qui vient.