Senin ülkeni seviyorum.Mir gefällt dein Land.
Ülkenin yardımına ihtiyacı var.Das Land braucht deine Hilfe.
Bu ülkenin zengin bir kültürü var.Dieses Land hat eine reiche Kultur.
Açıkçası, siz ülkenin geri kalanı için iyi bir aile örneği ortaya koyuyorsunuz.Offensichtlich seid ihr ein gutes Beispiel für den Rest des Landes.
1960 yılında ülkenin ilk partisi olan Swaziland Progressive Party (SPP) kurulmuştur.Erst im Jahr 1960 entstand mit der Swaziland Progressive Party (SPP) die erste Partei.
Ülkenin Araplarının 46%si (622,400) Kuzey’de Arapların çoğunlukta olduğu yerlerde yaşamaktadır .46 % der arabischen Israelis (622 400 Personen) leben in vorwiegend arabischen Orten im Norden des Landes.
Bu yüzden kendisine kızını ve çeyiz olarak da ülkenin yarısını verir.Er gibt seine Tochter und das halbe Königreich an Till.
Her ulusun, ülkenin merkez bankası tarafından tedavüle çıkarılan kendi banknotları vardır.Jeder Währungsraum hat seine eigenen Banknoten, die von einer Zentralbank herausgegeben werden.
Atacameñolar, ülkenin ilk çiftçileri olup böylece yine ilk yerleşik gruplarıdır.Die Atacameños waren die ersten Landwirte und damit auch die erste sesshafte Gruppe des Landes.
Ülkenin yaklaşık ortasındadır.Sie liegt ungefähr in der Mitte des Landes.
Şehir aynı zamanda ülkenin en önemli ulaşım merkezidir.Die Stadt ist zugleich das wichtigste Verkehrszentrum des Landes.
Yeni marş 1943 yazında Stalin'e sunuldu ve 1 Ocak 1944'te ülkenin yeni marşı olarak tanıtıldı.Sie wurde Stalin im Sommer 1943 präsentiert und zum 1. Januar 1944 als neue Hymne des Landes eingeführt.
Ülkenin dağlık yerşekillerinden ötürü büyük ölçüde kısıtlanmıştır.So beschränkt sich ihr Vorkommen ausschließlich auf gemäßigte und subtropische Hochgebirge.
Avrupa Birliği ülkenin en önemli ticaret ortağıdır.Die Europäische Union ist der größte Handelspartner.
Ülkenin devlet başkanı, parlamento tarafından beş yıllığına seçilen cumhurbaşkanıdır.Staatsoberhaupt ist der vom Parlament auf fünf Jahre gewählte Präsident.
Vauban artık ülkenin bütün sınırlarındaki tahkimatlardan sorumlu hale gelmiştir.Vauban war nun stark in die Befestigung Frankreichs an allen Landesgrenzen eingespannt.
Tonga bayrağı resmi olarak 4 Kasım 1875 tarihinde kabul edilerek ülkenin bayrağı olmuştur.Die Flagge Tongas wurde offiziell am 4. November 1875 bestätigt.
Cali ülkenin batısında yaklaşık 1000 m rakımda, Rio Cauca'nın Rio Cali nehirlerinin birleştiği yerdedir.Cali liegt in ca. 1000 m Meereshöhe im Westen des Landes am Zusammenfluss des Río Cauca mit dem Río Cali.
Ülkenin iç kesimlerinde mangan, uranyum, demir cevheri ve altın çıkartılmaktadır.Im Landesinneren werden Mangan, Uran, Eisenerze und Gold gefördert.
Ülkenin silahlı gücü olan Kenya Defence Forces (KDF) Kenya Cumhuriyeti'nin ordusunu oluşturmaktadır.Die Kenya Defence Forces (KDF) sind die Streitkräfte der Republik Kenia.
Ülkenin anayasası yazılı değildir.Die Verfassung des Landes ist nicht kodifiziert.
3 ülkenin vatandaşlığına sahiptir.Er hat deshalb drei Staatsangehörigkeiten.
İsrail Filarmoni Orkestrası ülkenin her yerinde ve yurt dışında birçok konser verir.Das Philharmonische Orchester Israels tritt landesweit und auch im Ausland auf.
1819'da matbaacılık yapan Niels Wulfsberg'in kurduğu gazete ülkenin ilk günlük gazetesiydi.Morgenbladet wurde 1819 vom Buchdrucker Niels Wulfsberg gegründet und war die erste Tageszeitung des Landes.
Her üye ülkenin bir oy hakkı vardır.Jeder Mitgliedsstaat hat eine Stimme.
İl, ülkenin kuzeybatısında yer almaktaydı ve merkezi Pyongyang idi.Sie lag im Nordwesten des Landes und hatte Pjöngjang als Hauptstadt.
70.000'den fazla öğrencisiyle ülkenin en büyük üniversitesidir.Sie ist mit mehr als 17.000 Studierenden eine der größten Universitäten des Landes.
Burma olan ülkenin ismini Myanmar olarak değiştirdi.Burma erhielt die neue Bezeichnung Myanmar.
Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış.Einmal erkrankte die Frau des Ritters.
Ülkenin polis birimleri İsrail tarafından eğitilmektedir.Die polizeilichen Sicherheitskräfte werden von Israelis ausgebildet.
Ülkenin başkenti Conakry'dir.Die Hauptstadt von Guinea ist Conakry.
Ülkenin bağımsızlığından bu yana beş farklı parlamento seçimleri gerçekleştirilmiştir.Seit Unabhängigkeit des Landes hat das Parlament stets 15 Sitze.
Lucas Mangope ülkenin ilk ve tek devlet başkanı idi.Lucas Mangope wurde als erster Präsident des Landes eingesetzt.
Ülkenin para birimi Trinidad ve Tobago dolarıdır.Der Trinidad-und-Tobago-Dollar ist die Währung auf Trinidad und Tobago.
Valparaíso-Viña del Mar'ın toplam şehir alanı, Santiago'dan sonra ülkenin en büyüğüdür.Der Ballungsraum Valparaíso-Viña del Mar ist nach Santiago de Chile der zweitgrößte des Landes.
Bu dönemde ülkenin adı Wa'dan (倭) Nihon'a (日本) çevrilmiştir.Dieser hatte mit Nielsen einen Handel abgeschlossen, der sich als wahrhafter Wucher entpuppt.
Açılış seremonisinde ülkenin bayrağını taşıdı.Bei der Eröffnungsfeier trug er die Fahne seines Landes.
Özellikle mangan ülkenin petrol ve keresteden sonra en çok ihraç ettiği üçüncü ürün konumundadır.Mangan ist nach Erdöl und Holz das drittwichtigste Exportgut.
Diğer vatandaşlar sadece Kwangmyong denilen ülkenin kendi internet erişimine girebilirler.Wie die meisten Websites aus Nordkorea war sie nur über das landesweite Intranet Kwangmyong erreichbar.
Ülkenin üçte biri Katolik'tir.Etwa ein Viertel der US-Amerikaner ist katholisch.
Kotayk ülkenin merkezinde yer alır.Kotajk befindet sich im Zentrum des Landes.
Ülkenin diğer bölgelerine sayısız otobüs seferi ile ulaşılabilir.Andere Teile des Landes können auch mit einem der zahlreichen Busse erreicht werden.
Bu el kitabı, 60'tan fazla ülkenin satım ve sözleşme hukuklarını karşılaştırmaktadır.Dieses Handbuch vergleicht die Kauf- und Vertragsrechtsordnungen von über 60 Ländern.
Limanı, ülkenin en önemli limanlarından biridir.Der Hafen ist einer der bedeutendsten des Landes.
Ülkenin %0,8'i işsizdir.8,8 Prozent der Arbeitnehmer waren arbeitslos.
Bunda ülkenin Vatikan ile olan yoğun ilişkisi etkili olmuştur.Ihm wurden gute Kontakte zum Vatikan nachgesagt.
Bir ülkenin para politikasını yürüten Merkez Bankasının iki önemli hedefi vardır.Als Zentralbank verfolgt sie im Rahmen der Geldpolitik zwei grundlegende Ziele.
Ülkenin tüm doğal kaynakları millileştirildi.Die gesamten Ressourcen des Landes wurden ausgebeutet.
Ayaklanma kısa zamanda ülkenin geri kalanına yayıldı.Der Aufstand begann im Norden und breitete sich schnell im Rest des Landes aus.
Ülkenin çok büyük bir bölümü günlük bir Euro'nun altında kazanç ile yaşamaktadır.Ein Großteil der Bevölkerung lebt von weniger als einem Euro pro Tag.
Ülkenin kralı Albert Kalonji bu süreçte yakalansa da 7 Eylül 1962 tarihinde kaçmayı başarmıştır.Albert Kalonji geriet in Gefangenschaft, aus der er sich am 7. September 1962 durch Flucht entziehen konnte.
Endüstri: Ülkenin endüstri sektörü iç savaşın da etkisiyle hemen hemen hiç gelişmemiş bir konumdadır.Industrie: Die Industrie des Landes ist kaum entwickelt und litt unter dem Bürgerkrieg.
Tokyo olayına kadar, Kim Jong nam, babasından sonra ülkenin lideri olacağı bekleniyordu.Lange wurde vermutet, dass Kim Jong-nam einst die Nachfolge seines Vaters als Staatschef antreten werde.
Ülkenin başkenti Harare'dir.Die Hauptstadt der Provinz ist Harare.
İl, ülkenin güneybatısında yer almaktaydı ve merkezi Jeonju idi.Sie lag im Südwesten der Halbinsel und hatte Jeonju als Hauptstadt.
Diğer bir kuruluş Fitch Ratings ise ülkenin AA+ olan kredi notunu AA'ya düşürdü.Die Ratingagentur Fitch stufte die Kreditwürdigkeit der Bank daraufhin um eine Stufe von AA− auf A+ herab.
Ülkenin en yüksek dağıdır.Er ist der höchste Berg des Landes.
Ayrıca patencilerden temsil ettikleri ülkenin vatandaşı olmaları istenir.Selbstverständlich denke ich dabei an jene Bürger, die ich als Politiker vertrete.
Ülkenin en önemli sanayi kuruluşları petrol arıtma tesisleridir.Wichtigster Wirtschaftszweig des Landes ist die Erdölförderung.
Günümüzde ilçe ülkenin en fakir bölgesidir.Bis heute zählt das Land zu den ärmsten Gebieten der Welt.