Ülkende pirinç yer misiniz?Do you eat rice in your country?
Bana sizin ülkenizden bazı seyahat broşürleri verir misin?Would you give me some travel brochures from your country?
Ülkenin açılmasının Japon medeniyeti üzerinde büyük bir etkisi oldu.The opening of the country had a great influence on Japanese civilization.
Bu ülkenin geleceği hakkında çok endişeliyiz.We are very much concerned about the future of this country.
Gül, bu ülkenin milli çiçeğidir.The rose is the national flower of this country.
Her ülkenin kendi tarihi var.Every country has its own history.
Ülkeniz hakkında çok şey bilmenizi istiyorum.I want to know about your country so much.
Tayland'da ülkenin bazı kısımları pirinç yetiştirmek için şimdiden aşırı kuru hale geldi.In Thailand it has already become too dry to grow rice in some parts of the country.
O, bu ülkenin iç işidir.That is an internal affair of this country.
İki ülkenin diplomatik ilişkileri bulunmuyor.The two countries do not have diplomatic relations.
Ülkenin dış ticareti tamamen bu limana bağlıdır.The country's foreign trade totally depends on this port.
O ülkenin ılıman bir iklimi vardır.That country has a mild climate.
O ülkenin güzelliği tarifin ötesindedir.The beauty of that country is beyond description.
O ülkenin hükümeti atık kararlı.The government of that country is now stable.
O ülkenin hükümeti insanlarına baskı yapmaktadır.The government of that country oppresses its people.
Ülkenin başkenti ekvator üzerinde yer almaktadır.The capital of the state is right on the equator.
Ülkenin ana ürünleri kakao ve altındır.The country's main products are cocoa and gold.
Ülkenin bu kısmında nadiren kar yağar.It seldom snows in this part of the country.
Ülkenin o bölgesinde fırtınalar vardı.There were storms in that region of the country.
Bir ülkenin en çok ihtiyacı olan şey bilgili liderdir.What the country needs most is wise leaders.
Bankanın ülkenin her yerinde şubeleri var.The bank has branches in all parts of the country.
Grev ülkenin ekonomisini etkiledi.The strike affected the nation's economy.
Ülkenin bu bölümündeki dağlar çeşitlilikle doludur.The mountains in this part of the country are full of variety.
Bu kış ülkeni ziyaret etmeye can atıyorum.I'm looking forward to visiting your country this winter.
Bu ülkenin dört mevsimi vardır.This country has four seasons.
Bu ülkenin insanları artık eski geleneklerine saygı göstermiyor.People of this country do not respect their old traditions any longer.
Bu ülkenin nüfusu ABD'ninkinden daha büyük.The population of this country is smaller than that of the United States.
Bu ülkenin ana ürünlerinden biri kahvedir.One of the main products of this country is coffee.
Ülkenizde hangi dili konuşuyorsunuz?What language do you speak in your country?
Ben, bir gün ülkenizi ziyaret etmek istiyorum.I'd like to visit your country someday.
Ben bir gün ülkenize geleceğim.I will come to your country some day.
Bir gün ülkene geleceğim.I will come to your country some day.
Hiçbir ülkenin başka bir ülkenin içişlerine müdahale etmemesi gerekir.No country should interfere in another country's internal affairs.
O ülkenin ekonomik durumu günden güne değişiyor.That country's economic situation changes from day to day.
Bana ülken hakkında bir şey söyle.Tell me something about your country.
Ülkenizde çok kar var mı?Do you have much snow in your country?
Ülkende çok kar var mı?Do you have much snow in your country?
Ülkenizde deniz yosunu yer misiniz?Do you eat seaweed in your country?
Ülkende insanlar çay içer mi?Do people drink tea in your country?
Ülkende çay içilir mi?Do people drink tea in your country?
Bir ülkenin refahı az çok vatandaşına bağlıdır.The prosperity of a country depends more or less on its citizens.
Bir ülkenin refahı vatandaşlarına bağlı.The prosperity of a country depends upon its citizens.
Senin ülken hakkında daha fazla şey bilmek istiyorum.I want to know more about your country.
Ülkeniz hakkında daha çok şey bilmek istiyorum.I want to know more about your country.
Ülkenizi tanımak istiyorum.I want to know about your country.
Bu ülkenin geleneklerine aşina değilim.I am unfamiliar with the customs of this country.
Kendi ülkenin tarihi ile tanışık olmalısın.You should get acquainted with the history of your own country.
Genç insanlar bu ülkenin geleceği konusunda utangaç değildirler.Young people are not shy about the future of this country.
Savaş ülkenin zenginliği azalttı.The war diminished the wealth of the country.
Birçok ülkenin sigara içilmesini yasaklayan yasaları var.Many countries have laws prohibiting smoking.
Birçok ülkenin uyuşturuculara karşı sıkı yasaları vardır.A number of countries have strict laws against drugs.
Mülteciler ülkenin dört bir yanından içeri girdiler.Refugees poured in from all over the country.
Japonya o ülkenin yeni hükümetini tanıdı.Japan recognized the new government of that country.
O, ülkenin iyiliği için çalışır.He works for the good of the country.
Onlar başka bir ülkenin iç işlerine karışmamalılar.They should not intervene in the internal affairs of another country.
Sınıf arkadaşlarınızı sevin! Ebeveynlerinizi sevin! Ülkenizi sevin!Have love for your classmates! Have love for your parents! Have love for your country!
Onlar sizin ülkenizde hangi dili konuşuyorlar?What language do they speak in your country?
Ülkenizde ne yiyorsunuz?What do you eat in your country?
Ülkenin ekonomisi çökmek üzeredir.The country's economy is about to collapse.
Onlar senin ülkende Anneler günü kutlarlar mı?Do they celebrate Mother's Day in your native country?