ülkemde ile cümle

ülkemde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Krala, ‹‹Ülkemdeyken yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,Og hun sa til kongen: Så var det da sant det jeg hørte hjemme i mitt land om dig og din visdom.
Krala, ‹‹Ülkemdeyken, yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,Og hun sa til kongen: Så var det da sant det jeg hørte hjemme i mitt land om dig og din visdom.
Krala, ‹‹Ülkemdeyken yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,Rồi bà nói rằng : Ðiều tôi nghe_nói trong xứ tôi về lời_nói và sự khôn_ngoan của vua , thì thật lắm .
Krala, ‹‹Ülkemdeyken yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,Rồi bà nói rằng: Ðiều tôi nghe nói trong xứ tôi về lời nói và sự khôn ngoan của vua, thì thật lắm.
Krala, ‹‹Ülkemdeyken yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,Uimită, a zis împăratului: ,,Deci era adevărat ce am auzit în ţara mea despre faptele şi înţelepciunea ta!
Krala, ‹‹Ülkemdeyken yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,И рече на царя: Верен беше слухът, който чух в земята си, за твоето състояние и за мъдростта ти.
Krala, ‹‹Ülkemdeyken, yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,И рече на царя: Верен беше слухът, който чух в земята си, за твоето състояние и за мъдростта ти.
Krala, ‹‹Ülkemdeyken, yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,И сказала царю: верно то, что я слышала в земле моей о делах твоих и о мудрости твоей,
Krala, ‹‹Ülkemdeyken yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,и сказала царю: верно то, что я слышала в земле своей о делах твоихи о мудрости твоей;
Krala, ‹‹Ülkemdeyken, yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,ותאמר אל המלך אמת הדבר אשר שמעתי בארצי על דבריך ועל חכמתך׃
Krala, ‹‹Ülkemdeyken yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,ותאמר אל המלך אמת היה הדבר אשר שמעתי בארצי על דבריך ועל חכמתך׃
Krala, ‹‹Ülkemdeyken yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,فقالت للملك صحيحا كان الخبر الذي سمعته في ارضي عن امورك وعن حكمتك.
Krala, ‹‹Ülkemdeyken, yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,فقالت للملك صحيح الخبر الذي سمعته في ارضي عن امورك وعن حكمتك.
Krala, ‹‹Ülkemdeyken yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,對 王 說 、 我 在 本 國 裡 所 聽 見 論 到 你 的 事 、 和 你 的 智 慧 、 實 在 是 真 的
Krala, ‹‹Ülkemdeyken yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,對王說 、 我 在 本 國裡 所 聽見論 到 你 的 事 、 和 你 的 智慧 、 實 在 是 真的
Krala, ‹‹Ülkemdeyken, yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,對 王 說 、 我 在 本 國 裡 所 聽 見 論 到 你 的 事 、 和 你 的 智 慧 、 實 在 是 真 的
Krala, ‹‹Ülkemdeyken, yaptıklarınla ve bilgeliğinle ilgili duyduklarım doğruymuş›› dedi,對王說 、 我 在 本 國裡 所 聽見論 到 你 的 事 、 和 你 的 智慧 、 實 在 是 真的
Ne cüretle, ülkemden 145 km. öteden, son 45 yılda başka bir hükümet formu kurarsın?Ako sa opovažujete 150 km od mojej krajiny mať 45 rokov inú formu vlády?
Ne cüretle, ülkemden 145 km. öteden, son 45 yılda başka bir hükümet formu kurarsın?Beraninya kau, 90 mil dari negeriku... Selama 45 tahun memiliki bentuk pemerintah yang berbeda
Ne cüretle, ülkemden 145 km. öteden, son 45 yılda başka bir hükümet formu kurarsın?Come osate, 90 miglia dal mio paese, gli ultimi 45 anni con una diversa forma di governo?
Ne cüretle, ülkemden 145 km. öteden, son 45 yılda başka bir hükümet formu kurarsın?Hogy merészeltek 90 mérföldre az országomtól 45 éve más fajta kormányt csinálni?
Ne cüretle, ülkemden 145 km. öteden, son 45 yılda başka bir hükümet formu kurarsın?Jak śmiecie, 90 mil od mojego kraju, Utrzymywać przez 45 lat odmienną formę rządów
Ne cüretle, ülkemden 145 km. öteden, son 45 yılda başka bir hükümet formu kurarsın?Kako si drzneš 90 kilometrov od moje države že zadnjih 46 let voditi drugačno obliko vladavine.
Ne cüretle, ülkemden 145 km. öteden, son 45 yılda başka bir hükümet formu kurarsın?Wie könnt ihr es wagen, 90 Meilen vor meinem Land, 45 Jahre mit einer anderen Regierungsform zu existieren!
Ne cüretle, ülkemden 145 km. öteden, son 45 yılda başka bir hükümet formu kurarsın?Πώς τολμάτε, 90 μίλια από τη χώρα μου... να έχετε εδώ και 45 χρόνια μια διαφορετική μορφή διακυβέρνησης;
Ne cüretle, ülkemden 145 km. öteden, son 45 yılda başka bir hükümet formu kurarsın?Как отваживаетесь вы, в 90 милях от моей страны, 45 лет жить с другой формой правительства
Ne cüretle, ülkemden 145 km. öteden, son 45 yılda başka bir hükümet formu kurarsın?"Как си позволяват, на само 90 мили от страната ни, да поддържат 45 години друг вид правителство?
Ne cüretle, ülkemden 145 km. öteden, son 45 yılda başka bir hükümet formu kurarsın?.חוזה סראנו, חבר קונגרס, נ"י ,איך אתם מעזים ,תשעים מייל מהמדינה שלי לעמוד 45 שנים עם ?ממשל מסוג שונה
Ne cüretle, ülkemden 145 km. öteden, son 45 yılda başka bir hükümet formu kurarsın?過去45年 異なった政府形態で アメリカ企業が買収することができずに
Neyse, o zamandan beri ülkemde 2000'den fazla okula gittiğim için gerçekten ayrıcalıklı olduğumu düşünürüm.글쎄요, 그 다음에는, 방금 저는 제게는 제 나라에 있는 2,000개가 넘는 학교들을 세밀히 조사하는 굉장한 특전이 주어졌었다고 생각했습니다.
Neyse, o zamandan beri ülkemde 2000'den fazla okula gittiğim için gerçekten ayrıcalıklı olduğumu düşünürüm.Azóta, úgyhiszem, abban a kiváltságos helyzetben vagyok, hogy hazám 2.000 iskolájában járhattam
Neyse, o zamandan beri ülkemde 2000'den fazla okula gittiğim için gerçekten ayrıcalıklı olduğumu düşünürüm.Siden den gang, har jeg været virkelig privilegeret at besøge over 2.000 skoler i mit land
Neyse, o zamandan beri ülkemde 2000'den fazla okula gittiğim için gerçekten ayrıcalıklı olduğumu düşünürüm.ומאז, היתה לי זכות מיוחדת ללכת ליותר מ-2000 בתי-ספר במדינתי --
Neyse, o zamandan beri ülkemde 2000'den fazla okula gittiğim için gerçekten ayrıcalıklı olduğumu düşünürüm.حسنا منذ آنذاك، اعتقدت أنني كنت فقط محظوظا حقا للذهاب إلى أكثر من 2000 مدرسة في بلدي --
Neyse, o zamandan beri ülkemde 2000'den fazla okula gittiğim için gerçekten ayrıcalıklı olduğumu düşünürüm.村の学校や国立や私立の学校 名門校など 2000 校以上の 学校を回れたことをとても
Türümden ümidi kestim. Amerikalılardan ümidimi kestim. Ülkemden ümidi kestim.Ho rinunciato alla mia specie e rinunciato ai miei colleghi americani,ho rinunciato al mio paese
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.C'était la première fois que j'entendais que le peuple de mon pays souffrait.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Det var första gången jag hörde talas om att folk led i mitt land.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Det var første gang jeg hørte at der var folk, som led, i mit land.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Dit was de eerste keer dat ik hoorde over het leed in mijn land.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Ensimmäistä kertaa kuulin, että maani ihmiset kärsivät.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Era la prima volta che sentivo che persone nel mio paese stavano soffrendo.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Era la primera vez que escuchaba que las personas estaban sufriendo en mi país.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Era prima dată când auzeam că oamenii din țara mea sufereau.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Ez volt az első alkalom, hogy tapasztaltam, hogy az emberek szenvednek az országomban.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Ich hörte zum ersten Mal davon, dass Menschen in meinem Land litten.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Itulah pertama kalinya saya mendengar bahwa penduduk negara saya menderita.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.우리나라(북한)에 살고 있는 사람들이 고통받고 있다는 사실을 처음으로 알게 된 순간이었습니다.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Poprvé v životě jsem slyšela o tom, že lidé v mé zemi trpí.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Po prvýkrát v živote som počula, že ľudia v mojej krajine trpia.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Po raz pierwszy usłyszałam, że ludzie w moim kraju cierpieli.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Prvič sem slišala, da moji sodržavljani trpijo.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Vì đó là lần đầu tiên tôi biết rằng đồng bào của tôi đang phải chịu đựng như vậy.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Ήταν η πρώτη φορά που άκουσα ότι άνθρωποι στη χώρα μου υποφέρουν.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Впервые я узнала, что в моей стране люди страдают.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Саме в той день я вперше дізналася, що люди у моїй країні страждають.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Тогава за първи път чух, че хората в страната ми страдат.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.כך נודע לי בפעם הראשונה שאנשים בארצי סובלים.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.كانت هذه أول مرة أسمع فيها بأن الناس يعانون في دولتي
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.飢餓に苦しむ人が私の国にいるなんて その後すぐ ある駅を通りました
İlgili Sayfalar