ülkem ile cümle

ülkem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Era prima dată când auzeam că oamenii din țara mea sufereau.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Ez volt az első alkalom, hogy tapasztaltam, hogy az emberek szenvednek az országomban.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Ich hörte zum ersten Mal davon, dass Menschen in meinem Land litten.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Itulah pertama kalinya saya mendengar bahwa penduduk negara saya menderita.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.우리나라(북한)에 살고 있는 사람들이 고통받고 있다는 사실을 처음으로 알게 된 순간이었습니다.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Poprvé v životě jsem slyšela o tom, že lidé v mé zemi trpí.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Po prvýkrát v živote som počula, že ľudia v mojej krajine trpia.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Po raz pierwszy usłyszałam, że ludzie w moim kraju cierpieli.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Prvič sem slišala, da moji sodržavljani trpijo.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Vì đó là lần đầu tiên tôi biết rằng đồng bào của tôi đang phải chịu đựng như vậy.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Ήταν η πρώτη φορά που άκουσα ότι άνθρωποι στη χώρα μου υποφέρουν.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Впервые я узнала, что в моей стране люди страдают.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Саме в той день я вперше дізналася, що люди у моїй країні страждають.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.Тогава за първи път чух, че хората в страната ми страдат.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.כך נודע לי בפעם הראשונה שאנשים בארצי סובלים.
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.كانت هذه أول مرة أسمع فيها بأن الناس يعانون في دولتي
Ülkemdeki insanların açlık çektiğini ilk kez duymuştum.飢餓に苦しむ人が私の国にいるなんて その後すぐ ある駅を通りました
Ülkemde klanım beni bekliyor, fakat geri dönmeyi düşündükçe...Al mio Paese c'è il mio clan che mi aspetta, ma quando penso al mio ritorno...
Ülkemde klanım beni bekliyor, fakat geri dönmeyi düşündükçe...En mi país, mi clan me está esperando. Pero cuando pienso en mi retorno...
Ülkemde klanım beni bekliyor, fakat geri dönmeyi düşündükçe...Klaanini odottaa minua kotimaassani, mutta kun mietin paluuta...
Ülkemde klanım beni bekliyor, fakat geri dönmeyi düşündükçe...Min klan väntar på mig där hemma, men när jag tänker på att åka hem...
Ülkemde klanım beni bekliyor, fakat geri dönmeyi düşündükçe...Min klan venter på mig, men når jeg tænker på at tage hjem ...
Ülkemde klanım beni bekliyor, fakat geri dönmeyi düşündükçe...Na mnie czeka mój klan, ale kiedy myślę o powrocie...
Ülkemde klanım beni bekliyor, fakat geri dönmeyi düşündükçe...No meu país, o meu clã aguarda-me, mas, quando penso no momento do regresso...
Ülkemde klanım beni bekliyor, fakat geri dönmeyi düşündükçe...Η φυλή μου με περιμένει στην πατρίδα. Αλλά όταν σκέφτομαι το γυρισμό...
Ülkemde klanım beni bekliyor, fakat geri dönmeyi düşündükçe...На родине меня ждёт мой клан, но когда я думаю о возвращении...
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Deixei o país a saber que, se ia procurar a imortalidade, teria de estar preparado para certos sacrifícios.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Jag visste att om jag skulle hitta odödlighet skulle det krävas offer.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Jeg vidste, at udødelighed ville kræve et offer af mig.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Jos etsii kuolemattomuutta, on oltava valmis tekemään uhrauksia.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Poszukiwanie nieśmiertelności wymaga ponoszenia ofiar. Byłem na to przygotowany.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Sabía que si buscaba la inmortalidad tenía que estar preparado para hacer ciertos sacrificios.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Sapevo fin dall'inizio che per l'immortalità avrei dovuto essere pronto a certi sacrifici.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Έφυγα γνωρίζοντας ότι για να βρω την αθανασία, θα χρειαζόταν να κάνω κάποιες θυσίες.
Ülkemden ayrılırken, ölümsüzlüğü arayacaksam bazı şeyleri feda etmeye hazır olmam gerektiğini biliyordum.Я уехал из страны, зная, что ради бессмертия придётся пойти на определённые жертвы.
Ülkemden ümidi kestim.Съответно извършвате незаплатена работа.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.Eu não comecei a fazer comentário social acerca do meu país.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.Ich fing nicht damit an, soziale Kommentare über mein Land abzugeben.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.Ik ben niet begonnen met maatschappelijke commentaar te geven op mijn land.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.Je n'ai pas commencé à faire des commentaires sociaux à propose de mon pays.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.저는 저희 국가에 관해 사회적 해설을 시작하지 않았었습니다.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.N-am început ca să fac comentarii sociale despre țara mea.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.Nezačala jsem tím, že bych komentovala dění ve své zemi.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.No me inicié haciendo comentarios sociales sobre mi país.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.Non ho iniziato facendo riflessioni sociali sul mio paese.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.Początkowo moje prace nie poruszały kwestii społecznych Iranu.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.Saya tidak memulai membuat komentar sosial tentang negara saya.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.Tôi đã không bắt đầu bình luận xã hội về đất nước của mình.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.Δεν ξεκίνησε για να κάνει κοινωνική κριτική για τη χώρα μου.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.Не започнах, за да правя социален коментар за моята страна.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.Я не починала, щоб давати суспільні коментарі на адресу своєї країни
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.Я не хотела начинать с комментариев о социальной политике моей страны.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.לא התחלתי כדי לתת פרשנות פוליטית על המדינה שלי.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.أنا لم أبدأ بالتوثيق الاجتماعي عن بلدي.
Ülkem hakkında sosyal içerikli bir söylev vermek niyetiyle yola çıkmadım.出発点から 始まったのでした ご覧頂いている作品は
Ülkemi asla düş kırıklığına uğratmak istemem.Aku tak pernah ingin mengecewakan negaraku.
Ülkemi asla düş kırıklığına uğratmak istemem.Ik wil nooit mijn land teleurstellen.
Ülkemi asla düş kırıklığına uğratmak istemem.Je ne veux jamais décevoir mon pays.
Ülkemi asla düş kırıklığına uğratmak istemem.Não quero desiludir o meu país nunca.
Ülkemi asla düş kırıklığına uğratmak istemem.Nechcem nikdy sklamať svoju krajinu.
İlgili Sayfalar