Şarkıda üflemeli çalgılar hocasının kızına olan aşkını anlatmaktadır.Im Lied singt Scherzinger über ihren Liebhaber.
Tuba: En kalın sesli bakır üflemelidir.Der Trichter ist für den Klang der tiefsten Töne ausschlaggebend.
Kentet (Beş Üflemeli Çalgı için), 1932.(Dissertation), 1932.
Özel gücü buz üfleyebilmesidir.(Puissant) Leur pouvoir est la glace.
Mişna’ya göre, on kefaret ayeti okunur ve onunda da Şofar üflenir.On note donc que 11 engagés volent sur monoplans et 10 moteurs sont des Gnome.
Jerry, aletini alır üflemek ister.Jerry amène ses affaires au pressing.
Bir de Kabak borusuyla közde kızaran mısırlara üfleme yaz mevsimi köy çocuklarının en önemli aktivesiydi.En été, se reposer près de ces chutes est une des principales activités des jeunes du village.
“Düğümlere üfleyenlerin kötülüğünden…” (Kuran-ı Kerim, Felak 4.)Tous unis contre les maléfices (花の封印にドッキ☆ドキ!)
İsrâfil'in görevi kıyamet günü Sûr'a üflemektir.Ainsi il vivifie ton âme ba, chaque jour ! » — Glorification d'Osiris (extrait).
İsrafil'in görevi kıyamet günü sûra üflemektir.Él ha de reuniros para el día indubitable de la Resurrección.
Ne'ilah adı verilen son dua vakti, şofarın uzunca bir süre üflenmesi ile sona erer.Llegará la hora, llegará la hora en la que sobre las tumbas te lamentarás."
Tuba, üflemeli çalgılar arasında en kalın sesli olanıdır.Tenor: Es la voz más aguda entre las voces masculinas.
Grup, klavye kullanımı yerine üflemelileri tercih etmişti.En Occidente preferían el pergamino para empapelar.
Çığırtma, üflemeli bir çalgıdır.La llamada es un fuerte grito, estridente.
Tril ve tremololar bakımından diğer üflemeli çalgılara göre oranla daha kısıtlıdır.Los sedimentos triásicos y jurásicos tienen, por el contrario, un espesor menor.
Sansür uzun süre üfledi onu.Intenté durante mucho tiempo imitarla.
Hemen hemen bütün üflemeli enstrumanlar bambudan yapılmadır.Quasi tutti gli strumenti a fiato sono fatti di bambù.
Tom bir boru üfler ve Robin Hood'un arkasından oklr gelir.Tom si dipinge di bianco e torna indietro.
Bu dönemde Aagaard-Nilsen üflemeli bandolar ve orkestralar için birçok eserler yazdı.In questo periodo Aagaard-Nilsen scrisse numerosi lavori per bande di ottoni e di legni.
"All of the Lights", drum 'n' bass aralarına ve üflemelilere yer veren bir parçadır."All of the Lights" incorpora break drum and bass con squilli di ottoni.
İsrafil'in görevi kıyamet günü sûra üflemektir.Hussa bint Mubārak Al Sabah (da al-Jazi).
Tanrı, Âdem’i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi.Dio crea Adamo, facendolo sorgere dalla terra.
Yom kipur, Şema'nın okunması ve şofar üflemeyle biter .Yom Kippur termina con il suono dello shofar, che conclude la celebrazione.
Çok yeteneklidir ve özel saldırısı Koyu üflemedir.È velocissima e il suo attacco speciale è molto potente.
Diğer bazı teknolojilerin aksine, üfleme şarjı önerilmez.A differenza della misura di probabilità non è richiesta l'additività.
Diatonik mızıkanın ilk 6 deliği çekerek bükülebilir, son üç deliği ise üflenerek bükülebilir.Gli Eagle possono sparare in orizzontale, vengono distrutti al primo colpo subìto e hanno tre vite.
Üflemeli çalgıların sayıları genelde birbirine eşittir.Le vertebre cervicali sono generalmente eterocerche.
Kentet (Beş Üflemeli Çalgı için), 1932.Meridionali, 1932.
O üflemeli çalgılar orkestrasında çalıyor.Он играет в духовом оркестре.
Yeter üfleme!Хватит дуться!
İsrâfil'in görevi kıyamet günü Sûr'a üflemektir.Dies Irae (с лат. — «День гнева») — ветхозаветное название «Судного дня» (конца света).
İnanışa göre Allah onu Rahman suretinde yaratmış ve ona kendi ruhundan üflemiştir.В связи с этим он объявил себя богом, а созданные им далеки поклоняются ему.
Bu sebeple yağlanacağı gün neyin üflenmesi tavsiye edilmez.О дате его бурения нет достоверных сведений.
İsrafil'in görevi kıyamet günü sûra üflemektir.В ней описывается состояние грешников в Судный день.
Şofar’ı üflemenin amacı, uyuyanları uykularından uyandırıp, yaklaşan yargı gününden haberdar etmektir .Он уговаривает её бежать с ним, и ночью они совершают побег.
Sonra ona bir daha üflenir, bir de bakarsın onlar kalkmış bekliyorlar."Они сели перед ним и также погрузились в созерцание и по прошествии какого-то времени достигли просветления.
Michael pastayı üfledikten sonra Teşekkür ederim, bu çok güzel. dedi.На прощание Пётр подарил жителям города свою трость, сказав при этом: «Вот моя трость.
Bu sebeple yağlanacağı gün neyin üflenmesi tavsiye edilmez.لم يقض عنه: أي عن ثواب ذلك اليوم صيام الدهر: أي صومه فيه، فالإضافة بمعنى في، نحو مكر الليل.
Melodika, üflemeli ve tuşlu bir müzik enstrümanıdır.إضافة إلى كونها شاعرة وملحنة وموزعة موسيقى.
İnanışa göre Allah onu Rahman suretinde yaratmış ve ona kendi ruhundan üflemiştir.وتعتبر أن الله الذي خلق الكون، بات هو الكون وقد توقّف بالتالي عن كونه إله منفصل عنه بعد الخلق.
Şofar Şabat günleri üflenmez .Quem não pode receber os sacramentos.
Tuba: En kalın sesli bakır üflemelidir.Auditivo = é a forma sonora a mais predominante.
Üfleçte erir ve kömür üstünde Cu (bakır) tanesi bırakır.Fica entre a Ponta do Peró e o Morro do Farolete (Ogiva).
Bu delik etrafında oluşan katmanların üfleme yoluyla kendiliğinden ortadan kalkması beklenmelidir.O preenchimento desse buraco com o seu próprio cabelo terá o efeito de afasta-la.
Cornicenler Cornu adı verilen bir boru üflerlerdi.Os arévacos levavam um nome que era claramente celta.
İnanışa göre Allah onu Rahman suretinde yaratmış ve ona kendi ruhundan üflemiştir.Crêem que ele teve um papel importante na Criação, como Mestre-de-obras de Deus.
Trompet: Pistonlu bakır üflemelidir.O Buraco: Pairulito deve ser sacrificado.
Ses bükme Üfleyerek bükme ve Çekerek bükme olarak ikiye ayrılır.De klank is afwisselend ijl en vol (Sleepless 2).
Girişimci Hermann Pilz, 1948 yılında Esslingen'de cam üfleme sanatı üzerine çalışmaya başladı.Ondernemer Hermann Pilz richtte in 1948 een glasblazerij op in Esslingen.
Sonra Sûr'a (ikinci defa) üflenince ölüler mezarlarından kalkıp bakınıp dururlar."Toen haar zijn afgehouwen hoofd gebracht werd, was haar wrok nog zo hevig, dat zij hem de ogen uitstak.
İkinci defa üflemesiyle de bütün canlılar dirilecek ve ahiret hayatı başlayacaktır.Voor de laatste keer bekijkt Gabriel hen allemaal, en het leven gaat verder...
İnanışa göre Allah onu Rahman suretinde yaratmış ve ona kendi ruhundan üflemiştir.Bóg stworzył więc bogów, a im nakazał stworzyć pozostałe istoty.
İsrafil'in görevi kıyamet günü sûra üflemektir.The Mavens' Word of the Day (ang.). .
Ses bükme Üfleyerek bükme ve Çekerek bükme olarak ikiye ayrılır.Podobnie jak wiatr halny, są suche i przynoszą odwilż.
Kentet (Beş Üflemeli Çalgı için), 1932.Samorząd Miejski, 1932 .
Hemen hemen bütün üflemeli enstrumanlar bambudan yapılmadır.Większość instrumentów dętych wykonana jest z bambusa.
Sansür uzun süre üfledi onu.Sensei opiekował się nim bardzo długo.
Jerry, aletini alır üflemek ister.Jerry zaproponował aby pozbierać puszki.
İlk etapta nefes alırken üfleyebilmek öğrenilir.Można to sprawdzić wsłuchując się uważnie w swój oddech.
Kaynağını İslam'da Allah'ın insanı yaratırken ruhu üflemiş olmasından alır.Allah har skapat världen, vilket bör leda människan till förundran och tacksamhet.