üçkâğıtçı ile cümle

üçkâğıtçı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
49
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Almanlar çok üçkâğıtçı.The Germans are very crafty.
O üçkağıtçı biri olmalı.She must be a swindler.
Frank'in üçkağıtçılığı zamanla gelişir, hatta kendisini bir havayolu pilotu gibi tanıtmaya başlar.Soon, Frank's cons increase and he even impersonates an airline pilot.
Fakat üçkağıtçılık başlayınca, gizem derinleşir ve taktikler daha fena hale gelir.But when he kills himself, things get more sticky and the maneuverings more desperate.
Hakkındaki her şeyi, yani küçük bir üçkağıtçı ve fırsatçı olduğunu biliyordur.It's made him very secure, a little smug, perhaps?
Burada da üçkâğıtçılığın inceliklerini öğrenmeye başlar.At these he learned of the discovery of limelight.
Artık Üçkağıtçı olmadığı da Halk tarafından anlaşılmıştır.The mill is no longer open to the public.
Evet düzenbazdı, evet, üçkağıtçıydı.He was a con man, yeah, a con artist.
Üçkağıtçılar (Özgün adı: Matchstick Men), 2003 yapımı bir Ridley Scott filmidir.2003 : Les Associés (Matchstick Men), de Ridley Scott.
Artık Üçkağıtçı olmadığı da Halk tarafından anlaşılmıştır.Il n'est plus employé comme stoppeur par les Nationals.
Fakat üçkağıtçılık başlayınca, gizem derinleşir ve taktikler daha fena hale gelir.Mas quando ele se mata, as coisas se complicam, e as manobras se tornam mais desesperadas.
Artık Üçkağıtçı olmadığı da Halk tarafından anlaşılmıştır.Církev již není podle osvícenců nedotknutelná.
Frank'in üçkağıtçılığı zamanla gelişir, hatta kendisini bir havayolu pilotu gibi tanıtmaya başlar.Zanedlouho se stane mnohem smělejším a dokonce předstírá, že je pilot aerolinek.
Burada da üçkâğıtçılığın inceliklerini öğrenmeye başlar.Ah, iar se apucă amintirile de boscorodit!
Sonunda halk ona inanmaz ve üçkağıtçı olduğu ortaya çıkar.Azonban a fiú nem tudja, hogy ez csak átverés, és elhiszi a dolgot.
Hakkındaki her şeyi, yani küçük bir üçkağıtçı ve fırsatçı olduğunu biliyordur.Hänestä tiedetään, että hänellä on huono asenne, huono arvostelukyky ja että hän on kärsimätön ja jääräpäinen.
Almanlar çok üçkâğıtçı.Saksalaiset ovat hyvin ovelia.
Frank'in üçkağıtçılığı zamanla gelişir, hatta kendisini bir havayolu pilotu gibi tanıtmaya başlar.Segera setelah itu, kemampuan Frank meningkat dan ia bahkan meniru seorang pilot maskapai penerbangan.
Frank'in üçkağıtçılığı zamanla gelişir, hatta kendisini bir havayolu pilotu gibi tanıtmaya başlar.Frank lại nhớ cái thời làm phi công của mình.
Frank'in üçkağıtçılığı zamanla gelişir, hatta kendisini bir havayolu pilotu gibi tanıtmaya başlar.Prijevare se s vremenom sve manje isplate pa se Frank počinje predstavljati kao pilot.
Harriet Sansom Harris : Bebe Glazer, Frasier'ın üçkâğıtçı menajeri.Harriet Sansom Harris – Bebe Glazerová, Frasierova nemorálna agentka.
Artık Üçkağıtçı olmadığı da Halk tarafından anlaşılmıştır.Edasi ei olnud näitus enam avalikkusele nähtav.
Evet düzenbazdı, evet, üçkağıtçıydı.Er war ein Trickbetrüger, ja.
Evet düzenbazdı, evet, üçkağıtçıydı.그는 사기꾼, 그래, 사기꾼.
Evet düzenbazdı, evet, üçkağıtçıydı.Ήταν απατεώνας, ναι, ήταν απατεώνας καλλιτέχνης
Evet düzenbazdı, evet, üçkağıtçıydı.كان رجل حيلة، نعم، فنان حيلة.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.A dôvod, prečo im sépia dovolí robiť túto neplechu je, že potrebuje toto svetlo.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Alasan si cumi-cumi mau terlibat dengan kerepotan ini adalah karena dia menginginkan cahayanya.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Anledningen till att bläckfisken är villig att stå ut med de här skojarna är att den vill åt ljuset.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.A tintahal azért hajlandő megtűrni ezeket a gyanús alakokat, mert kell neki az a fény.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.De reden dat de inktvis de bacterie daar laat leven is omdat het het licht wil.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Der Grund, weswegen sich der Tintenfisch auf diese Spielerei eingelassen hat, ist, dass er das Licht will.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Důvod proč ta oliheň takovou vylomeninu snáší, je, že chce právě to světlo.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Kałamarnica toleruje tę błazenadę ponieważ potrzebuje tego światła.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.오징어가 이러한 장난(?)을 참고 있는 이유는 오징어도 빛을 원하기 때문입니다.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.La ragione per cui il calamaro tollera tutto questo show è che ha bisogno di quella luce
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.La raison pour laquelle le calamar est prêt à supporter ces petites pestes est parce qu'il veut cette lumière.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.La razón por la que el calamar está dispuesto a aguantar a estos pequeños vándalos es porque quiere esa luz.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Ligenj te vsiljivce gosti, ker potrebuje njihovo svetlobo.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Lý do con mực sẵn sàng chấp thuận những trò chơi xấu đó là vì chúng muốn ánh sáng đó.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Motivul pentru care sepia acceptă mișmașurile astea este că are nevoie de lumină.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.O choco está disposto a carregar com elas porque ele quer aquela luz.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Ο λόγος για τον οποίο το καλαμάρι είναι πρόθυμο να ανεχθεί αυτά τα διαολάκια, είναι επειδή χρειάζεται το φως.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Причина, по которой кальмар согласен мириться с этой ерундой, в том, что ему нужен этот свет.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Причината, поради която сепията е готова да търпи подобни щуротии, е, че тя иска тази светлина.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.Причиною того, щоб кальмар терпляче вживається з цими бешкетниками, є те, що йому потрібно це світло.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.הדיונון מוכן לסבול את התעלולים שלהם כי הוא זקוק לאור שהם מפיקים.
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.وسبب تحمل الحبار لهذا التطفل هو حاجته لهذا الضوء
Mürekkepbalığının bu üçkağıtçı bakterilere katlanmasının sebebi, onların ürettiği ışığa ihtiyaç duyması.イカにはこの光が必要だからです この共生関係の仕組みはこうです:
İlgili Sayfalar