özgüven ile cümle
özgüven kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'un özgüveni yok.Tom has no self-confidence.
Hatam, özgüvenimi zayıflatmadı.My failure did not weaken my self-confidence.
Tüm özgüvenimi kaybettim.I lost all my self-confidence.
Özgüven ve saldırganlık arasında ince bir çizgi vardır.There's a fine line between assertiveness and aggression.
O araba benim özgüvenimi artırmaz.That car doesn't boost my self-confidence.
Bu özgüven nereden geliyor?Where does this self-confidence come from?
Tüm bu özgüven nereden geldi?Where did all that self-confidence come from?
Daha özgüvenli olsaydı çok daha iyi bir konuşmacı olabilirdi.He could be a much better speaker if he were more confident.
Şehrin özgüveninin ne kadar düşük olduğunu görünce tüm şehri neşelendirmeyi kendine görev edinir.Seeing how low the city's self-esteem is, she takes it upon herself to cheer up the whole city.
Bu da kendimize olan özgüvenin artmasını sağlıyor.We are determined to discover our own awakeness.
"Cehalet, genellikle bilgi sahibi olmaktan daha çok özgüvene sebep olur.""La inexperiencia debemos suplirla con más ganas que nunca".
Özgüveniyle insanları şaşırtmaktadır.Bei den Menschen sein.
Dünya çapında bir pop yıldızı olmaya başladığı için özgüveni artmıştı.Since then she has become a leading pop star in the region.
Dördüncü, statü, özgüven -- işte bu gösteriş. Gösterişi alıp ilk basamağa sokuyoruz.Fourth: status, self-esteem -- that is, vanity -- and we're taking vanity and shoving it down here.
Vatandaşlar, özgüveni olan varlıklar.Citizens are confident beings.
Bu durumda nasıl özgüven sahibi olabilirsin?How can you be so confident in this situation?
Bir baba, ebeveyn ve öğretmen statüsü konusunda özgüven sahibidir.A father will always be confident about his parent and teacher status.
Bugün size yaratıcı özgüvenden bahsetmek istiyorum.I wanted to talk to you today about creative confidence.
Yani yeni bir özgüven kazandılar.They just gained a new confidence.
Bu özgüven de ne böyle?What is this, that confidence?
İngiltere, sanırsam biraz daha özgüven kazanmaya başladı.Great Britain, I think, starts to feel a little self-confident.
"Özgüveniniz olsun ve kendiniz için pazarlık edin."Believe in yourself and negotiate for yourself.
Bugünden itibaren, özgüvenimi güçlendireceğim.From today onwards, I will be fully independent.
Bu tür şeyler etkili oldu (Tutku, özgüven, coşkunluk, özgünlük, çekicilik)People are bringing their true selves, basically.
İşte bu özgüvendir.That's what self-confidence is.
Orada " Özgüven güzel sonuçlar verir " diyor.It says, "Self-confidence produces fine results."
Ve özgüven neredeyse geri geliyor ama tam değil.And you see the self confidence almost comes back, but not quite.
Özgüveni yüksek ve iletişimi harika.Her confidence is high and her community service is amazing.
Özgüven eksikliği bu.It's lack of confidence.
Ve bu gun yapmaya calisacagim sey özgüveninizi kırmak olacak.And so what I'm going to try to do today is to shake your confidence.
Merak ettim. Gerçekten öpüştüler mi sence? öpücük? Çok zayıf duruyor ( özgüven )I was curious. did they really kiss? kiss? she's so weak
Yüksek özgüven ve sosyal karşılaştırmaHigh self-esteem and social comparison
Düşük özgüven ve sosyal karşılaştırmaLow self-esteem and social comparison
Garnizonun tavrı özgüvenliydi.The attitude of the garrison was confident.
Gürcü çoban köpekleri özgüvenli, cesur ve dikkatli olma eğilimindedir. [1]Georgian Shepherds tend to be assertive, brave, and alert.[3]
Özgüveniyle insanları şaşırtmaktadır.Gegenüber Menschen ist er scheu.
Fatih Özgüven.Faschistische Selbstdarstellung.
( Fazla gevşek, fazla özgüvenli olunmamalı. )(Vite, mais pas trop et avec décision).
( Fazla gevşek, fazla özgüvenli olunmamalı. )(No demasiado veloz y con determinación.)
Pers Ordusu'nun yenilebileceğini gören Grekler, Perslere karşı daha bir özgüvenle mücadele ettiler.Los griegos, en cambio, fieles a su doctrina militar, continuaron luchando solos.
Model oldu ve bunun kendisine özgüven ve daha fazla arkadaş kazandırdığını söyler.Sólo estamos la modelo y yo para así generar más intimidad y conexión.
Bu da kendimize olan özgüvenin artmasını sağlıyor.Vita che si rivela a noi stessi.
Bu düşünce, bireyin özgüven değerlerini sarsacak nitelikte olabilir.Un'altra causa potrebbe essere dipesa dal suo coraggio personale.
Mevcut özgüveni Tom'a yeterli gelmiyor.Тому не хватает уверенности в себе.
Sendeki bu özgüvenin kaynağı nedir?На чём основывается твоя уверенность?
Özgüveniyle insanları şaşırtmaktadır.Любовью своей удивлял он людей.
Bu yaşanan olay Floransa’nın özgüveninin ortaya çıkmasında önemli bir yere sahip olmuştur.Этот человек был весьма заметной фигурой в жизни Флоренции.
(2013) Ungenach, çeviren: Fatih Özgüven, YKY.(2013) сетевой перевод Е. Кузьминой.
Ölüm "Bunda kendine karşı çok özgüven var." diye devam etti.E declara que ele "é durão demais pra morrer".
( Fazla gevşek, fazla özgüvenli olunmamalı. )(Doortastend, maar) niet erg nauwkeurig te werk gaan.
Bu düşünce, bireyin özgüven değerlerini sarsacak nitelikte olabilir.Prawdopodobnie oznacza to poziom ważności tej osoby.
Kıskançlık özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusundan dolayı ortaya çıkmaktadır.Svartsjuka härrör till en känsla av otillräcklighet eller att känna sig utanför.
Bu düşünce, bireyin özgüven değerlerini sarsacak nitelikte olabilir.Detta kan lätt medföra att den tilltalade tappar förtroendet för sin försvarare.
Bu da kendimize olan özgüvenin artmasını sağlıyor.Att bestrida detta skulle vara att tillmäta oss själva ofelbarhet.
Bu düşünce, bireyin özgüven değerlerini sarsacak nitelikte olabilir.Так що клієнт може бути впевнений у його достовірності.
Arslanın aşırı özgüveni ve çapkınlığı, Elanın başına iş açar.Гордість і марнославство йдуть рука об руку.
Feminist yazar Rebecca Solnit, bu fenomeni "aşırı özgüvenin ve bihaberliğin kesişimi" olarak yorumlamıştır.Ребекка Солніт (англ.Rebecca Solnit) описує менсплейнінг як комбінацію «самовпевненості та невігластва».
Şehrin özgüveninin ne kadar düşük olduğunu görünce tüm şehri neşelendirmeyi kendine görev edinir.Megtudja, hogy a városlakók önbecsülése milyen alacsony, így magára vállalja hogy az egész várost felvidítja.
( Fazla gevşek, fazla özgüvenli olunmamalı. )Το μόνο που πρέπει να κάνεις είναι να στέκεσαι ακίνητη και να δείχνεις ηλίθια.)
(2013) Ungenach, çeviren: Fatih Özgüven, YKY.Bản dịch: nomen nudum (số nhiều nomina nuda), danh từ.