Ve artık DARwIn II tamamen özerk.遠隔操作はしていません
Ve bana göre, yeni iş işletim sistemimiz üç öğe etrafında dönüyor: özerklik, ustalık ve amaç.3つの要素を軸にして回ります 自主性 成長 目的 自主性は 自分の人生の方向は自分で決めたいという欲求です
Ve bana göre, yeni iş işletim sistemimiz üç öğe etrafında dönüyor: özerklik, ustalık ve amaç.제 생각에, 비지니스에 대한 새로운 운영 시스템은 세 가지 요소를 축으로 해서 돌아갑니다. 주도성, 전문성, 그리고 목적입니다.
Ve bana göre, yeni iş işletim sistemimiz üç öğe etrafında dönüyor: özerklik, ustalık ve amaç.Moim zdaniem ten system działania obraca się wokół trzech składników: autonomii, mistrzostwa i celu.
Ve bana göre, yeni iş işletim sistemimiz üç öğe etrafında dönüyor: özerklik, ustalık ve amaç.Úgy vélem, hogy az új üzleti gyakorlat három alkotóelem köré épül majd: önállóság, kiválóság és cél.
Ve bana göre, yeni iş işletim sistemimiz üç öğe etrafında dönüyor: özerklik, ustalık ve amaç.ולדעתי, מערכת ההפעלה החדשה הזאת עבור העסקים שלנו סובבת סביב שלושה רכיבים: אוטונומיה, מיומנות ומטרה.
Ve bana göre, yeni iş işletim sistemimiz üç öğe etrafında dönüyor: özerklik, ustalık ve amaç.وكما أراه فنظام التشغيل هذا في العمل يدور حول ثلاثة عناصر: الاستقلالية والبراعة ووجود غاية.
Ve gördüler ki bir günlük özerklik sonucunda şirketin var olan programları için pek çok çözüm üretildi.今まで、他の方法では決して生まれなかった新製品の一群が!
Ve onlara epey özerklik vermek.A potom dát lidem hodně samostatnosti.
Ve onlara epey özerklik vermek.A potom dať ľuďom veľa samostatnosti.
Ve onlara epey özerklik vermek.Dând apoi oamenilor multă autonomie.
Ve onlara epey özerklik vermek.En geef mensen dan veel autonomie.
Ve onlara epey özerklik vermek.그렇게 하면 사람들이 좀 더 주도적으로 움직입니다.
Ve onlara epey özerklik vermek.Lalu memberi karyawan otonomi seluas-luasnya.
Ve onlara epey özerklik vermek.Majd sok önállóságot adunk nekik.
Ve onlara epey özerklik vermek.Poi si dà alla gente molta autonomia.
Ve onlara epey özerklik vermek.Sitten ihmisille annetaan paljon itsenäisyyttä.
Ve onlara epey özerklik vermek.Và sau đó cho người làm thật nhiều cơ hội tự quản.
Ve onlara epey özerklik vermek.Y luego dar a la gente mucha autonomía.
Ve onlara epey özerklik vermek.Και μετά να τους δίνουμε πολλή αυτονομία.
Ve onlara epey özerklik vermek.А затем работнику предоставляют большую долю самостоятельности.
Ve onlara epey özerklik vermek.А потім забезпечити працівникам самостійність.
Ve onlara epey özerklik vermek.След това на хората се дава много автономия.
Ve onlara epey özerklik vermek.ואז לתת לאנשים המון אוטונומיה.
Ve onlara epey özerklik vermek.ثم إعطاء الناس الكثير من الاستقلالية.
Ve onlara epey özerklik vermek.具体的な例でお話しします
Yasama, yürütme ve yargının özerkliği, hukukun egemenliği veLa separación de los poderes, las libertades cívicas, el reglamento de la ley,
Yasama, yürütme ve yargının özerkliği, hukukun egemenliği veLa séparation des pouvoirs, les libertés publiques, l"État de droit,
Yasama, yürütme ve yargının özerkliği, hukukun egemenliği veהפרדת הרשויות, זכויות האזרח, שלטון החוק,
Yasama, yürütme ve yargının özerkliği, hukukun egemenliği veالفصل بين السلطات، والحريات المدنية، سيادة القانون،
Yasama, yürütme ve yargının özerkliği, hukukun egemenliği ve권력 분립, 시민의 자유, ㄹㄹ
Yasama, yürütme ve yargının özerkliği, hukukun egemenliği ve法の支配 教会と国家の関係もそうです