Özel hayatIm Privatleben.
Özel hayatı FBI'ın özel incelemesine alınmıştı.Dafür möchte er zum Sonderermittler des FBI ernannt werden.
Şanina'nın özel hayatı savaşla engellendi.La vie personnelle de Chanina a été contrecarrée par la guerre.
Bonus'un kökeni veya özel hayatı hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmemektedir.Presque rien n'est connu des origines et de la vie privée de Bonus.
Diplomasını 1988 yılında Sosyal felsefe „ Özel hayat fotoğrafçılığı“ alanında yapar.En 1988 licence en philosophie sociale pour son œuvre intitulée "Sur la Photographie Privée".
Özel hayatınızı etkin bir şekilde korumayı mümkün kılacak şifreleme henüz desteklenmemektedir.Selon lui, la vie privée n’est toujours pas protégée de manière efficiente.
Ona göre özel hayatları bile baleden çok sonra gelmelidir.Après sa mort, elle se rend sur Baleyworld de longues années plus tard.
Özel hayatı FBI'ın özel incelemesine alınmıştı.Cette mort fera l'objet d'une enquête du FBI.
Özel hayatları didik didik edilen kızlar,dünyanın ünlü ve zengin erkekleriyle de anılıyorlardı.Le genre de garçons qu'elle fréquente sont des célébrités ou des gosses de riches.
Ancak hızla artan şöhreti ve popülerliği özel hayatına egemen olunca her şeyi oluruna bırakır.Son intérêt pour l'histoire comme sa popularité en tant que professeur s'éteignent cependant rapidement.
1924 yılında Tucholsky'nin özel hayatında da büyük değişiklikler oldu.En 1924 se produjeron grandes cambios en la vida de Tucholsky.
Oyuncu özel hayatıyla da birçok kere gündeme gelmiştir.La actriz ha hablado con frecuencia sobre su vida privada.
Özel hayatVida privada.
Özel hayatları da gayet sıkı kurallara bağlı idi.Incluso la vida privada de un soldado estaba regulada por rigurosas normas.
Gibbs, neredeyse kimseye özel hayatından bahsetmez.Hill rara vez habla de su vida privada.
Film FBI yöneticisi J. Edgar Hoover'ın kariyerini, özel hayatını ve gizli eşcinsel olduğunu anlatmaktadır.El director del FBI J. Edgar Hoover mantenía un expediente de ella y sus actividades.
Benim özel hayatıma burnunu sokma.Non ficcare il naso nella mia vita privata.
Diplomasını 1988 yılında Sosyal felsefe „ Özel hayat fotoğrafçılığı“ alanında yapar.Nel 1988 si è laureato in filosofia sociale con una tesi dal titolo “Su fotografie private” .
Oyuncu özel hayatıyla da birçok kere gündeme gelmiştir.L'attrice incontrò difficoltà anche nella sua vita privata.
Basın onun özel hayatıyla ilgileniyor.Пресса интересуется его личной жизнью.
Şanina'nın özel hayatı savaşla engellendi.Личная жизнь Розы Шаниной была сорвана войной.
Diplomasını 1988 yılında Sosyal felsefe „ Özel hayat fotoğrafçılığı“ alanında yapar.В 1988 защитил дипломную работу в области социально-философских наук на тему «О частной фотографии».
Özel hayatЧастная жизнь.
Oyuncu özel hayatıyla da birçok kere gündeme gelmiştir.Актрису неоднократно критиковали за образ жизни.
Hatun Başaran’ın meslek hayatı başarıyla sürerken, özel hayatı acılar içinde geçti.Но на фоне успешной карьеры страдает личная жизнь.
Ayrıca özel hayatında da trajik sorunlar yaşamış ve bunlardan biri öldürülmesine neden olmuştur.كما عانى في حياته الشخصية من نكسات ماساوية، واحدة منها قد تكون ادت إلى مقتله.
Monroe'nun sıkıntılı özel hayatı çok dikkat çekti.A conturbada vida particular de Marilyn Monroe sempre despertou muito interesse.
Özel hayatUma vida privada.
Gibbs, neredeyse kimseye özel hayatından bahsetmez.Raven não costuma falar de sua vida pessoal para a mídia.
Bonus'un kökeni veya özel hayatı hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmemektedir.Muito pouco se sabe sobre as origens ou vida privada de Bono.
Saray hayatının tüm resmiyetine rağmen kraliyet ailesi özel hayatlarında oldukça sıradan bir aileydi.A casa real era muito severa e formal, mesmo quando a família real estava sozinha na sua vida privada.
1924 yılında Tucholsky'nin özel hayatında da büyük değişiklikler oldu.De jaren twintig waren roerige jaren in Tucholsky's privéleven.
Özel HayatıPrivé
22 yıldır Lopez'in özel hayatı medyanın dikkatini çekmiştir.Lopez privatliv har i över 15 år genererat global uppmärksamhet i media.
Şanina'nın özel hayatı savaşla engellendi.Особисте життя Рози Шаніної була зірвана війною.
Özel hayatОсобисте життя.
Oyuncu özel hayatıyla da birçok kere gündeme gelmiştir.Згодом актор не раз відкрито жалкував про своє рішення.
Sellers özel hayatını konuşmak konusunda isteksizdi.Sellers byl velmi zdrženlivý, pokud přišla řeč na jeho osobní život.
Diplomasını 1988 yılında Sosyal felsefe „ Özel hayat fotoğrafçılığı“ alanında yapar.V roce 1988 ukončil studium diplomovou prací ze sociální filozofie nazvanou „O soukromé fotografii“.
Şarkının sözleri basının bir sanatçının özel hayatına yönelttiği manik ilgi hakkındaydı.Píseň podnítila manickou zvědavost tisku o její soukromý život.
Perestü Valide Sultan'ın özel hayatına dair çok az kaynak vardır.Nu lua decizii în privința vieții private a sultanului.
Özel hayatları da gayet sıkı kurallara bağlı idi.Fegyverzetük is elég speciális volt és szabályokhoz kötött.
Ayrıca özel hayatında da trajik sorunlar yaşamış ve bunlardan biri öldürülmesine neden olmuştur.Magánéletében több csapás is érte, az egyik végül a meggyilkolásához vezetett.
Gibbs, neredeyse kimseye özel hayatından bahsetmez.Day-Lewis ritkán beszél magánéletéről a nyilvánosság előtt.
Sargent özel hayatıyla ilgili ayrıntı paylaşmamasıyla tanınır.Garner közismert arról, hogy a magánéletét nem teszi közhírré.
Özel hayatSzemélyiségeméletek.
Film FBI yöneticisi J. Edgar Hoover'ın kariyerini, özel hayatını ve gizli eşcinsel olduğunu anlatmaktadır.Elokuva käsittelee FBI:n johtajan J. Edgar Hooverin elämää, muun muassa hänen väitettyä homoseksuaalisuuttaan.
Gibbs, neredeyse kimseye özel hayatından bahsetmez.Flowers ei anna juurikaan tietoja yksityiselämästään julkisuuteen.
Saray hayatının tüm resmiyetine rağmen kraliyet ailesi özel hayatlarında oldukça sıradan bir aileydi.Ιστορικά, όλες οι κατοικίες της βασιλικής οικογένειας ήταν ιδιωτικές.
Gibbs, neredeyse kimseye özel hayatından bahsetmez.Ο Ντέι Λιούις σπάνια μιλάει δημόσια για την προσωπική του ζωή.
Diplomasını 1988 yılında Sosyal felsefe „ Özel hayat fotoğrafçılığı“ alanında yapar.1988 afsluttede han med en specialeafhandling i socialfilosofi med titlen Om det private fotografi.
Gibbs, neredeyse kimseye özel hayatından bahsetmez.Ziva taler sjældent om sit personlige liv.
22 yıldır Lopez'in özel hayatı medyanın dikkatini çekmiştir.I mere end femten år har Lopez personlige liv tiltrukket sig stor opmærksomhed i medierne.
Film FBI yöneticisi J. Edgar Hoover'ın kariyerini, özel hayatını ve gizli eşcinsel olduğunu anlatmaktadır.Filmen handler om J. Edgar Hoover, hans liv og karriere i FBI.
Gibbs, neredeyse kimseye özel hayatından bahsetmez.Day-Lewis uttaler seg sjelden offentlig om sitt personlige liv.
Bonus'un kökeni veya özel hayatı hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmemektedir.Bortimot ingenting er kjent om Bromes private liv, ei heller om hans bakgrunn.
Özel hayatları da gayet sıkı kurallara bağlı idi.Innbyggerne var også underlagt strenge lover og reguleringer.
Monroe'nun sıkıntılı özel hayatı çok dikkat çekti.Kehidupan pribadi Monroe yang bermasalah menuai perhatian.
Gibbs, neredeyse kimseye özel hayatından bahsetmez.Ziva hampir tidak pernah membicarakan kehidupan pribadinya.
Ayrıca özel hayatında da trajik sorunlar yaşamış ve bunlardan biri öldürülmesine neden olmuştur.Bahkan pernah sampai terjadi perkelahian sungguhan, dan mengakibatkan salah seorang diantaranya tewas.