Basın onun özel hayatıyla ilgileniyor.The press is interested in his private life.
Komite üyesi, özel hayatında bir dişçidir.The committee man is a dentist in private life.
Babam her zaman burnunu özel hayatıma sokuyor.My father is always poking his nose into my private life.
Benim özel hayatıma burnunu sokma.Don't pry into my private life.
Annem her zaman benim özel hayatıma burnunu sokuyor.My mother is always poking her nose into my private life.
Bir web sayfasında, Larry Ewing'in özel hayatı paylaşıldı.Personal life of Larry Ewing was shared in a website.
Tom, özel hayatı hakkında konuşmak istemiyor.Tom doesn't want to talk about his private life.
Onun özel hayatına ilişkin belgeler soygunda çalındı.Documents relating to his private life were stolen in the burglary.
Tom özel hayatı hakkında konuşmak istemiyor.Tom doesn't want to speak about his private life.
Annem her zaman özel hayatıma burnunu sokar.My mother always gets involved in my private life.
Biz onun özel hayatı hakkında çok az şey biliyoruz.We know little about her personal life.
Tom'un özel hayatı hakkında çok şey bilmiyorum.I don't know much about Tom's personal life.
Ben özel hayatına burnumu sokmak istemiyorum.I don't want to pry into your private life.
Tom'un özel hayatı onun kendisine aittir.Tom's personal life is his own.
Benim özel hayatına burnunu sokma.Don't stick your nose into my private life.
Özel hayatın nasıl olduğunu bilirim.I know how special life is.
Sami özel hayatından bahsetmez.Sami doesn't talk about his private life.
Sami özel hayatı hakkında konuşmaz.Sami doesn't talk about his private life.
Kimsenin özel hayatıma burnunu sokmasını istemiyorum.I don't want anyone prying into my private life.
Tom sık sık özel hayatından bahsetmez.Tom doesn't often talk about his private life.
Benim özel hayatım seni enterese etmez.My personal life is none of your business.
Nadya Klyueva, bir araştırma enstitüsünün çok iyi bir elemanıdır ve özel hayatını organize edemez.Nadya Klyueva, a very nice employee of one research institute cannot arrange her personal life.
Bonus'un kökeni veya özel hayatı hakkında neredeyse hiçbir şey bilinmemektedir.Almost nothing is known of Bonus's origins or private life.
Şanina'nın özel hayatı savaşla engellendi.Shanina's personal life was thwarted by war.
Monroe'nun sıkıntılı özel hayatı çok dikkat çekti.Monroe's troubled private life received much attention.
Hartley özel hayatında biseksüeldir.Hartley is openly bisexual in her private life.
Underwood, Hristiyan olarak yetiştirildi fakat özel hayatında Tanrıyı sürekli aşağıladı.Underwood was raised Christian, but holds God in complete contempt.
Gibbs, neredeyse kimseye özel hayatından bahsetmez.Gibbs is a private man of few words who discloses little to nothing about his personal life.
Özel hayatPrivate Lives.
Şarkının sözleri basının bir sanatçının özel hayatına yönelttiği manik ilgi hakkındaydı.The lyrics talk about the manic attention of the press on an artist's private life.
Yönetmen ve fotoğraf sanatçısı Alexis Durand-Brault ile özel hayatında beraberdirler.She is married to director and cinematographer Alexis Durand-Brault.
Özel hayatları da gayet sıkı kurallara bağlı idi.Life was also structured by strict rules.
Filmlerinden daha çok özel hayatıyla anılıyordu.It was more of a personal film.
Bu sırada Cooper, özel hayatındaki problemlerle ilgilenmeye başladı.Oom is experiencing trouble in her own life.
Anladımki kanser insanların özel hayatına girmek için bir pasaport.Cancer, I found, is a passport to intimacy.
Bu Prenses'in özel hayatı, onu koruyalım. İnsanlar bunu mu söyler sandın?This is her secret, the princess' secret can't be revealed, did you think people would do that?
Prenses özel hayatı ya da özgürlüğü için herhangi bir koruma alamaz mı?The princess has no privacy nor freedom of movement, is that it?
Bunu onlarla paylaşın ki özel hayatlarında bunu yapabilsinler.Give it to them because they can do it in private.
Elde ettiğin bu büyük fırsatla... ...umarım özel hayatına ara verebilirsin.With big opportunities beckoning you, I hope you can pause your personal life.
Özel hayatını filme çekmen bir suç.Documenting her private life is a crime.
Haziranda özel hayatlarımızın artık özel olmadığını öğrendikThis June we learned that out private lives are no longer private.
SE Times: Sokak kameralarının özel hayata müdahale ettiği öne sürülüyor.SE Times: Some have expressed concerns that the street cameras are intrusive and violate privacy.
Sadece özel hayatında değil, siyasette de nadiren sinirlenirdi.He rarely got angry, not only privately, but in politics as well.
Özel hayatı ve görüşleriPersonal life and opinions
Samir’in özel hayatının bile derin bir siyasi yönü var.Even Samir's personal life is deeply political.
Özel hayatıPrivate life
Özel hayatı, ölümü ve mirasıPersonal life, death and legacy
Özel hayatPersonal life
Ali özel hayatının bir fotoğrafını sosyal medyada yayınlamıyor.Some consider him to be similar to the Turkish actor Osman Sonant.
Özel hayatta da müzik İbraniler arasında önemli bir yer tutmuş gibi görünmektedir (Ekl.In private life also music seems to have held an important place among the Hebrews (Eccl.
Özel hayata döndükten sonra üç yıl boyunca Virginia Üniversitesi'nde rektör olarak görev yaptı.For three years after his return to private life, he served as rector of the University of Virginia.
Özel hayatı ve ölümüPersonal life and death
Savaştan sonra özel hayatıyla ilgilendi diğer işlerden elini çekti.After the war he retired to private life.
Özel hayatının detayları ve bu hareketin olayları örtüşüyor.Details of his private life and events of this movement overlap.
Özel hayat ve mahremlerin yanında kılık kıyafet kuralları gevşetilir.In private, and in the presence of close relatives (mahrams), rules on dress relax.
1924 yılında Tucholsky'nin özel hayatında da büyük değişiklikler oldu.Auch in privater Hinsicht gab es 1924 große Veränderungen im Leben Tucholskys.
Bu özel hayata geri çekilmenin ana nedeni Sophie-Gate olarak bilinen bir skandaldır.Ursächlich für diesen Rückzug ins Privatleben war ein Skandal, der als Sophie-Gate bekannt wurde.
Diplomasını 1988 yılında Sosyal felsefe „ Özel hayat fotoğrafçılığı“ alanında yapar.1988 approbierte er mit einer Diplomarbeit in Sozialphilosophie mit dem Titel „Über private Fotografie“.
Özel hayatları da gayet sıkı kurallara bağlı idi.Auch das Leben seiner Untertanen reglementierte er mit Sittenstrenge.
Hatun Başaran’ın meslek hayatı başarıyla sürerken, özel hayatı acılar içinde geçti.Im Gegensatz zu ihrer erfolgreichen Karriere war ihr Privatleben mit Problemen behaftet.