özürlü ile cümle
özürlü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu adam en az beş yıldır görme özürlüdür.This man has been blind for five years at least.
Emi özürlü bir adama yerini verdi.Emi gave her seat to a handicapped man.
Ölmeden önce, o neredeyse görme özürlüydü.Before he died, he was almost blind.
Gönüllüler özürlülerin yararına bağış topladı.Volunteers collected donations for the benefit of the handicapped.
O kötü işitmekten özürlü.She is handicapped by poor hearing.
O, özürlülere yardım etmek için hayatını adadı.She devoted her life to helping the handicapped.
O, doğuştan görme özürlüdür.She has been blind from birth.
Rehber köpekler görme özürlü insanlara yardım ederler.Guide dogs help blind people.
Özürlü insanlar için evi tamir ettim.I fixed the house for the disabled man.
Tom zihinsel özürlü.Tom is mentally handicapped.
Özürlü biri için merdivenlerde görüşme korkutucu olabilir.Negotiating stairs for someone with a disability can be frightening.
O doğuştan özürlü.She is congenitally disabled.
Tom özürlüdür.Tom is handicapped.
Tom kısmen özürlüdür.Tom is partly disabled.
Birçok sağır insan "özürlü" olarak düşünülmekten hoşlanmazlar.Many Deaf people dislike being thought of as "disabled".
Geleneğe göre, Homer görme özürlüydü.According to the tradition, Homer was blind.
Tom ve Mary özürlü bir çocuğu kabul ettiler.Tom and Mary adopted a handicapped child.
Kocam özürlüdür.My husband is disabled.
İsveçli araba firması Volvo, kendisine özürlüler için bir taksi tasarlattı.Volvo of Sweden contracted him to design a taxi for the disabled.
Lizaveta İvanovna: Alyona'nın özürlü, masum ve itaatkar kızkardeşi.Lizaveta Ivanovna – Alyona's handicapped, innocent and submissive sister.
Tek bir arkadaşı vardı, o da konuşma zorluğu çeken zihinsel özürlü bir çocuktu.We have also lost a close friend who was an unfailingly generous and warm-hearted man.
Zeka özürlü. Onu kaçmasın diye bütün gün buraya bağlı tutmamız gerekiyor.We have to tie him up all day to stop him wandering off.
@buchong "Nasıl olurda Guo Wengui Twitter'da bir sürü zeka özürlü hayranın ilgisini çekebilir?@buchong said, “How could Guo Wengui attract so many brain-damaged fans on Twitter?
Özürlüler ve basın konulu iki günlük bir konferans, Atina'da başladı.A two-day European conference on disability and the media started in Athens.
Lizaveta İvanovna: Alyona'nın özürlü, masum ve itaatkar kızkardeşi.She is Raskolnikov's intended target, and he kills her in the beginning of the book.
Özürlülerin sosyal hayata adaptasyonu ve eğitimi.Zur Soziologie von Anpassung und Protest.
Kendisinin bir gün görme özürlülere yardım etmeyi ummakta olduğunu açıklandı.Sie bekundete dennoch Interesse, sich deren Performance eines Tages anzusehen.
Batı Cephesindeki çatışmalarda ciddi bir biçimde birkaç kez yaralandı ve % 25 olarak özürlü oldu.Il y est sérieusement blessé à plusieurs reprises (reconnu handicapé à 25 %).
Dimetil fumaratın multipl skleroz hastalığında özürlülük ilerlemesini anlamlı olarak azalttığı bulunmuştur.El dimetil fumarato reduce significativamente la progresión de la discapacidad en la esclerosis múltiple.
Fiziksel olarak engelliydi ve beyinsel özürlüydü.Estaba arruinado, físicamente débil y con la mente deteriorada.
Kendisinin bir gün görme özürlülere yardım etmeyi ummakta olduğunu açıklandı.Un día descubre que su deber es ayudar a los demás.
Evliliğinde zihinsel özürlü kocasının şiddetine maruz kaldı.Durante todo su matrimonio tuvo que soportar las infidelidades de su esposo.
Evliliğinde zihinsel özürlü kocasının şiddetine maruz kaldı.للشخص المصاب بإعاقة ذهنية الحق في الزواج.
Annesi Meliha Hanım (İpek Bilgin) görme özürlü ama sezgileri çok kuvvetli bir kadındır.Hun moeder heeft slechts één doel en dat is al haar dochters aan de (rijke) man brengen.
Özürlü ve yaşlılar için gerekli tüm çözümler alınmıştır.Potrzebny jest nam wszystkim, starym i młodym.
Evliliğinde zihinsel özürlü kocasının şiddetine maruz kaldı.Důvodem byla jeho manželská nevěra.
Bu cetvele göre, transeksüellik, özürlülük durumu olarak değerlendirilmektedir.Din punct de vedere legal, colaboraționismul poate fi considerat o formă de trădare.
Özürlülerin sosyal hayata adaptasyonu ve eğitimi.A tájépítészet társadalmi ismertségének és elfogadásának javítása.
İsveçli araba firması Volvo, kendisine özürlüler için bir taksi tasarlattı.Volvo dari Swedia dikontrak dia untuk merancang taksi bagi penyandang cacat.
Kendi çocuğunun özürlü olmasına üzülmektedir.Ibu sangat ingin cucunya untuk memaafkannya.
Lonnie (Banjo çalan özürlü çocuk) Bill McKinney ...瘋狂瑪格(Crazy Meg) April Bowlby飾演。
Annesi Meliha Hanım (İpek Bilgin) görme özürlü ama sezgileri çok kuvvetli bir kadındır.그의 어머니 승화군대부인(承化郡大夫人) 담양 이씨(潭陽李氏)는 후백제 신검(神劍)의 정변을 예견하고 몸을 숨긴 이염악(李廉岳)의 딸이다.
Fiziksel olarak engelliydi ve beyinsel özürlüydü.Obstal je in poskušal biti možgansko neaktiven.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.Aj pre mňa je ľahké vyškoliť niekoho, kto už má skúsenosť s vlastným postihnutím.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.Anche per me è facile insegnare a qualcuno che ha già affrontato l'esperienza dell'invalidità.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.A pro mě je to také snadné vyškolit někoho, kdo už prošel zkušeností handicapu.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.És könnyű nekem is, hogy olyan valakit képezzek, aki már tapasztalta a fogyatékosságot.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.Et il est facile pour moi aussi de former quelqu'un qui est déjà passé par l'expérience du handicap.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.Iar pentru mine e mai ușor să instruiesc pe cineva care a știut odată cum e să ai o dizabilitate.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.또한 이미 장애를 경험 해 본 사람을 훈련하는 건 어렵지가 않습니다.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.Para mim também é fácil treinar alguém que já tenha passado pela experiência da incapacidade.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.Và điều này cũng dễ dàng hơn cho tôi trong việc đào tạo ai đó người mà đã trải nghiệm qua sự tàn tật.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.Voor mij is het ook gemakkelijk om iemand te trainen die zijn mogelijkheden al heeft leren kennen.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.Wtedy i ja mam ułatwione zadanie, kiedy ćwiczę kogoś, kogo doświadczyła niepełnosprawność.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.Y me resulta sencillo entrenar a alguien que ha pasado por esa experiencia.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.Είναι εύκολο για μένα να εκπαιδεύσω κάποιον που έχει περάσει ήδη την δοκιμασία της αναπηρίας.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.И не е никак лесно за мен да обуча някого, който е преживял нещастието да бъде инвалид.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.Мне и самому легче тренировать того, кто прошел через инвалидность.
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.קל לי הרבה יותר לאמן מישהו
Aynı zamanda, özürlülük tecrübesi geçirmiş bir insanı eğitmek benim için de daha kolay.ومن السهل بالنسبة لي أيضا أن أدرب شخصا ما خضع بالفعل لتجربة الإعاقة.