özü ile cümle

özü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Karaağaç yapımıdır, özü ise kakao çekirdeğidir.Αυτό σημαίνει πως είναι σκουρόχρωμη και η σύστασή της έχει άνθρακα.
1839'da "Hristiyanlık Özü"nü yayınladı.Το 1839 το εξέδωσε το " Το πνεύμα της Ανατολής".
Mayer, sitenin kullanıcılarından halka özür diledi.Οι συντελεστές της εκπομπής ζήτησαν συγνώμη από την οικογένεια του Μαν.
Mektubuna daha erken cevap vermediğim için özür dilerim.Συγνώμη που δεν απάντησα στο γράμμα σου νωρίτερα.
Lisa'ya çok değer verir ve fazla ileri gidince hep özür dilemiştir.Bart holder meget af Lisa og har altid undskyldt for at gå for vidt.
2010 yılında ABD devleti resmi olarak bu yapılan deneylerden dolayı özür diledi.I oktober 2010 undskyldte USA formelt over for Guatemala for at have udført disse eksperimenter.
Jace daha önceki sert davranışından dolayı özür diler.Vi takker Lee for hans standhaftige indsats i aftes.
Kim özür dileyecek?Hvem vil dø?
Her şeyin özü budur.Det er det, det hele handler om.
Bu şarkıyı ona bir özür olarak yazdım."Jeg ville selfølgelig gerne skrive en sang til hende ."
Kami inancı, özünde, yerel ve kadim bir inançtır.Både vores tro og religion er vores hjemland.
RIRA saldırıdan hemen sonra özür diledi.Tévez undskyldte senere for uheldet.
Kızıl Terör'ün özü budur."Det er indholdet og det centrale i rød terror."
Kirsten, Sandy’den özür diler.Louise skal undskylde overfor Mette.
Futbolcu daha sonra ise bu davranışından ötürü özür dilemiştir.Senere undskylder de så for deres opførsel.
Nasıl özür dilemeliyim bilemiyorum.”Det er uden mening, at vi skal give en undskyldning” .
Gitmeden önce Edward, Bella’ya neden ayrıldığını anlatır ve özür diler.Edward fortæller Bella sandheden om hvorfor han forlod hende og frier til Bella.
İki kız kraliçeden özür dilerler.DIREKTØR SIGER UNDSKYLD TIL TØNDERPIGEN.
İsrailli yetkililer bağları tekrar onarmak istediklerini belirtti fakat özür dilenmeyeceğini vurguladılar .Foreningen søgt igen kommunen om hjælp til reparation m.m., men fik igen afslag.
Düşünmek, ne yaptığıdır ve gücü özünden gelmelidir.Hvordan man skal se ud eller forholde sig til sine følelser.
Sonra da hemen özür diler.Andre venner kommer og undskylder også.
Allah'nın varlığı her zaman mutlak özü ile birlikte düşünülmelidir, ancak insan bunu gerçekleştiremez.For Luther er Gud en deus absconditus (en gud i det skjulte) som det ikke gives os mennesker at fatte.
Bu "Yaşamsal Bölge" ya da "Goldilocks Prensibi" nin özünü oluşturur.Dette mål eller denne målestok er Heraklits logos, det ordnende princip.
Sonra da hemen özür diler.Til slutt sier de unnskyld til hverandre.
Doğal vanilya özü, vaniline ek olarak yaklaşık 200 daha fazla bileşik içerir.Naturlig vaniljeekstrakt er en blanding av mange hundre forskjellige komponenter i tillegg til vanilin.
Radio Times özür dilese de tema müziği kaldı.Radio Times var unnskyldende, men melodien bestod.
Görüşmede Young Buck, ağlıyor ve özür diliyordu.I samtalen gråter Young Buck og nærmest trygler om tilgivelse.
Daha sonra mahalleliden özür dileyip tekrar aralarına dönmüştür.Han ba imidlertid ydmykt om unnskyldning, og de kom tilbake til hverandre.
Bir yere bağlı kalmamak her şeyin özüdür."Og jeg er ikke uoppløselig knyttet til noen av dem.»
Köz göze, gözüm göze, Ustan geldi, özün çek.”Ja. forsiktig, forsiktig, hit, nei her, forsiktig, forsiktig.
Fakat sonrasında yaptığı açıklamalar için özür diledi.I ettertid beklaget han uttalelsene.
Hıristiyanlığın Özü.Kristen personlighetsutvikling ?
Daha sonra Birleşik Devletler kendisine bir özür mektubu yolladı.Wilson gikk senere ut med en offentlig unnskyldning.
Benden bunun için özür dilemeni bekliyorum.«Itandje ber om unnskyldning».
Birilerinin duygularını bir şekilde istismar ettiysem çok özür dilerim.Som artist er det vanskelig å plassere ham i en bestemt sjanger.
Berkeley'e göre, nesnelerin özü, algılanmış olmalarından ibarettir.Berkeley mente at det å eksistere er bli oppfattet.
Nasıl özür dilemeliyim bilemiyorum.”"Skjønner ikke kritikken".
Olay, özü itibarıyla kabileler arası bir anlaşmazlık değildir.Dette skjer ikke uten konflikter, eksempelvis mellom trosgrupper.
İsveçli araba firması Volvo, kendisine özürlüler için bir taksi tasarlattı.Volvo dari Swedia dikontrak dia untuk merancang taksi bagi penyandang cacat.
Özür diliyorum Avrupa!“Maaf Adikku!
Özür dilerim." dedi.Kami sungguh-sungguh minta maaf."
Daha sonra Birleşik Devletler kendisine bir özür mektubu yolladı.Setelah itu, ia mengirim surat permintaan maaf pada kaisar.
Ma iyileşip geri döndüğünde Jack'ten özür diler ve hayatını kurtardığı için tekar teşekkür eder.Joy kembali ke rumah dan meminta maaf, berterima kasih kepada Jack karena telah menyelamatkan nyawanya lagi.
Konuyla ilgili Jaebeom bir özür yayınladı.Jaebeom mengeluarkan permintaan maaf mengenai hal ini.
Yaşattığı hayal kırıklığından dolayı tüm hayranlarından ve ülkesinden özür diledi.Ia menyatakan rasa penyesalan yang dalam dan meminta maaf kepada penggemar.
O özünü (kendisini) Kars’ın yukarı başında Bayrampaşa mahallesine yetirdi (yetiştirdi).Ia memasang kemahnya di situ, lalu hamba-hambanya menggali sumur di situ.
Ignorantia juris neminem excusat Hukuk bilmemek özür olamaz.Ignorantia legis non excusat Pengabaian hukum tidak dapat dimaafkan/dimaklumi.
Kardeşi Sadri Özün de kendisi gibi yüzücü olan sporcu, babası Hikmet Özün tarafından çalıştırıldı.Sebagaimana putra seorang pedagang, Abu Hanifah pun kemudian berprofesi seperti bapaknya.
Riski azaltmak için işletmeler, iş yapısının özüne blok zinciri yerleştirmek konusunda isteksizdir.Untuk memitigasi risiko, pelaku bisnis enggan menempatkan blockchain pada struktur inti bisnis mereka.
Hıristiyanlığın Özü.Mengenai Kebebasan Kristen.
Bu sırrın özü şudur: Mesih içinizdedir.Apakah kamu tidak yakin akan dirimu, bahwa Kristus Yesus ada di dalam diri kamu?
Hikâyenin özünde, anlatıcının büyük annesiyle ve Swann ailesiyle olan ilişkisi irdeleniyor.Secara khusus, dia ingin menggambarkan pentingnya komunikasi antara kakek-nenek dengan cucu mereka.
Özü ejderha yumurta kabuğudur.Ternyata batu itu telur naga!
Allah'nın özü ve esas nitelikli insan için her zaman bilinmez olarak kalacaktır.Penebusan Allah dan tuntutan Allah atas kehidupan manusia dikenang."
Karanlık çöktüğünde Angel gelir ve daha erken gelemediği için özür diler.Sayang saat bertemu Elang meminta maaf dan mengatakan bahwa semua sudah terlambat.
Aynı zamanda grup üyelerinden onlara iyi bir lider ve abi olamadığı için özür diledi.Dia juga meminta maaf kepada anggota 2PM lain karena tidak menjadi pemimpin yang baik.
Grubun ismini hatırlayamıyorum, özür dilerim.Semula nama Bank Brasil belum dikenal.
Tüm halktan bu ilişki yüzünden özür diledi ve işine devam etti.Kini cuitannya telah dihapus dan ia telah meminta maaf atas pernyataannya tersebut.
Marge, Homer'ın dansözden özür dileyerek kadınların birer obje olmadığını Bart'a göstermesini ister.Marge menyuruh Homer untuk minta maaf kepada wanita itu dan mengajari Bart bahwa perempuan itu bukan benda.
"Çelenkli özür dileme kafası"."KPAI: Ahok Harus Minta Maaf pada Anak-Anak".

İlgili Sayfalar