Niye geldin öyleyse?Защо си тук тогава?
Niye geldin öyleyse?Защо си тук тогава?
Niye geldin öyleyse?.טוב, בסדר
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Alors il leur dit: Rendez donc à César ce qui est à César, et à Dieu ce qui est à Dieu.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.A on im povedal: Tedy dajte, čo je cisárovo, cisárovi, a čo Božie, Bohu.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Atunci El le -a zis: ,,Daţi dar Cezarului ce este al Cezarului, şi lui Dumnezeu ce este al lui Dumnezeu.``
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Då sade han till dem: »Given alltså kejsaren vad kejsaren tillhör, och Gud vad Gud tillhör.»
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Da sa han til dem: Så gi da keiseren hvad keiserens er, og Gud hvad Guds er!
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Disse-lhes então: Dai, pois, a César o que é de César, e a Deus o que é de Deus.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Ed egli disse: «Rendete dunque a Cesare ciò che è di Cesare e a Dio ciò che è di Dio»
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Entonces les dijo: --Pues dad al César lo que es del César y a Dios lo que es de Dios
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Er aber sprach: So gebet dem Kaiser, was des Kaisers ist, und Gott, was Gottes ist!
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.In on jim veli: Dajte torej cesarju, kar je cesarjevega, in Bogu, kar je Božjega.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.가라사대 그런즉 가이사의 것은 가이사에게 하나님의 것은 하나님께 바치라 하시니
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Men han sagde til dem: "Så giver da Kejseren, hvad Kejserens er, og Gud, hvad Guds er."
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Ngài bèn phán rằng: Vậy thì của Sê-sa hãy trả lại cho Sê-sa, của Ðức Chúa Trời hãy trả lại cho Ðức Chúa Trời.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Niin hän sanoi heille: "Antakaa siis keisarille, mikä keisarin on, ja Jumalalle, mikä Jumalan on".
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.On pak řekl jim: Dejtež tedy, co jest císařova, císaři, a což jest Božího, Bohu.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Õ pedig monda nékik: Adjátok meg azért a mi a császáré, a császárnak, és a mi az Istené, az Istennek.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi."Welnu", zei Hij. "Geef de keizer wat de keizer toekomt en aan God wat God toekomt."
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Zatem on im rzekł: Oddawajcież tedy, co jest cesarskiego, cesarzowi, a co jest Bożego, Bogu.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Ο δε ειπε προς αυτους Αποδοτε λοιπον τα του Καισαρος εις τον Καισαρα και τα του Θεου εις τον Θεον.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.А Той рече: Тогава отдавайте Кесаревото на Кесаря, а Божието на Бога.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Він же рече їм: Оддайте ж оце кесареве кесареві, а Боже Богові
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.Он сказал им: итак, отдавайте кесарево кесарю, а Божие Богу.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.ויאמר אליהם לכן תנו לקיסר את אשר לקיסר ולאלהים את אשר לאלהים׃
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.فقال لهم اعطوا اذا ما لقيصر لقيصر وما للّه للّه.
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.耶 穌 說 、 這 樣 、 該 撒 的 物 當 歸 給 該 撒 、 神 的 物 當 歸 給 神
O da, ‹‹Öyleyse Sezarın hakkını Sezara, Tanrının hakkını Tanrıya verin›› dedi.耶穌說 、 這樣 、 該撒 的 物當歸給該 撒 、 神 的 物當歸 給神
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.A oni prenáramne žasli a hovorili jeden druhému: A kto potom môže byť spasený?
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.A oni się tem więcej zdumiewali, mówiąc między sobą: I któż może być zbawiony?
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Azok pedig még inkább álmélkodnak vala, mondván magok között: Kicsoda idvezülhet tehát?
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Com isso eles ficaram sobremaneira maravilhados, dizendo entre si: Quem pode, então, ser salvo?
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Da blev de ytterlig forferdet og sa til hverandre: Hvem kan da bli frelst?
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Då blevo de ännu mer häpna och sade till varandra: »Vem kan då bliva frälst?»
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Essi, ancora più sbigottiti, dicevano tra loro: «E chi mai si può salvare?»
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.제자들이 심히 놀라 서로 말하되 그런즉 누가 구원을 얻을 수 있는가 하니
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Les disciples furent encore plus étonnés, et ils se dirent les uns aux autres; Et qui peut être sauvé?
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Men de forfærdedes overmåde og sagde til hverandre: "Hvem kan da blive frelst?"
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Môn đồ lại càng lấy làm lạ, nói cùng nhau rằng: Vậy thì ai được cứu?
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Môn_đồ lại càng lấy_làm lạ , nói cùng nhau rằng : Vậy_thì ai được cứu ?
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Niin he hämmästyivät yhä enemmän ja sanoivat toisillensa: "Kuka sitten voi pelastua?"
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Oni pak více se děsili, řkouce mezi sebou: I kdož může spasen býti?
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Oni pa se zelo zgroze in govore med seboj: Kdo se potem more zveličati?
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Pero ellos quedaron aun más atónitos diciendo entre sí: --¿Y quién podrá ser salvo
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Sie entsetzten sich aber noch viel mehr und sprachen untereinander: Wer kann denn selig werden?
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Ucenicii au rămas şi mai uimiţi, şi au zis unii către alţii: ,,Cine poate atunci să fie mîntuit?``
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Εκεινοι δε σφοδρα εξεπληττοντο, λεγοντες προς εαυτους Και τις δυναται να σωθη;
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Вони ж, надто здивувались, говорячи між собою: То хто ж може спастись?
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.Они же чрезвычайно изумлялись и говорили между собою: кто же может спастись?
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.По-лесно е камилата да мине през иглени уши, отколкото богат да влезе в Божието царство.
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.ויוסיפו עוד להשתומם ויאמרו איש אלם אחיו מי אפוא יוכל להושע׃
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.فبهتوا الى الغاية قائلين بعضهم لبعض فمن يستطيع ان يخلص.
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.門 徒 就 分 外 希 奇 、 對 他 說 、 這 樣 誰 能 得 救 呢
Öğrenciler büsbütün şaşırmışlardı. Birbirlerine, ‹‹Öyleyse kim kurtulabilir?›› diyorlardı.門徒 就 分外 希奇 、 對他說 、 這樣誰 能 得救 呢
Onu kullanamazsınız. Öyleyse Ghez.Deci Ghez, iată.
Onu uyandıracak kadar yürekli adam yoktur. Öyleyse benim karşımda kim durabilir?( 41 : 1 ) Chẳng ai đủ gan dám trêu_chọc nó ; Vậy , ai sẽ đứng ở trước mặt ta cho nổi ?
Onu uyandıracak kadar yürekli adam yoktur. Öyleyse benim karşımda kim durabilir?(41:1) Chẳng ai đủ gan dám trêu chọc nó; Vậy, ai sẽ đứng ở trước mặt ta cho nổi?
Onu uyandıracak kadar yürekli adam yoktur. Öyleyse benim karşımda kim durabilir?(41:1) Nul n`est assez hardi pour l`exciter; Qui donc me résisterait en face?
Onu uyandıracak kadar yürekli adam yoktur. Öyleyse benim karşımda kim durabilir?41:2 Niemand ist so kühn, daß er ihn reizen darf; wer ist denn, der vor mir stehen könnte?