Eğer sadece eşcinseller evlenebilseydi, bu sefer sen üzülürdün, öyleyse onlar niye evlenemesin?Non c'è niente di sbagliato.
Eğer sadece eşcinseller evlenebilseydi, bu sefer sen üzülürdün, öyleyse onlar niye evlenemesin?No tiene nada de malo
Elbette var! Öyleyse devam edelim.Certo, eccoli qui, e continua
Elbette var! Öyleyse devam edelim.겁나 많이 남았네요. 계속합니다.
Elbette var! Öyleyse devam edelim. Şimdi i 2'ye eşit olabilir (ya da 2'ye işaret edebilir).Kaikki nämä loput, siis jatketaan. "i" on siis nyt 2 (tai se viittaa siihen).
Elbette var! Öyleyse devam edelim.Wszystkie z tych innych, tak let's przechowywać bieżących!
Elbette var! Öyleyse devam edelim.Има още такива, така че да продължаваме!
Elbette var! Öyleyse devam edelim.هناك، كل هذه العناصر ممكن أن تشير لها، لذلك لنستمر
Elbette var! Öyleyse devam edelim.次は、"i"は2となります。
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Allora Eli le rispose: «Và in pace e il Dio d'Israele ascolti la domanda che gli hai fatto»
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Då svarade Eli och sade: »Gå i frid. Israels Gud skall giva dig vad du har utbett dig av honom.»
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Da svarte Eli og sa: Gå bort i fred, og Israels Gud skal gi dig det du har bedt ham om.
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Eeli vastasi ja sanoi: "Mene rauhaan, Israelin Jumala antakoon sinulle, mitä olet häneltä pyytänyt".
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Eliji odgovori in veli: Pojdi v miru! Bog Izraelov naj ti izpolni prošnjo, ki si jo prosila.
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Éli reprit la parole, et dit: Va en paix, et que le Dieu d`Israël exauce la prière que tu lui as adressée!
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Elí respondió y le dijo: --Ve en paz, y que el Dios de Israel te conceda la petición que le has hecho
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Eli svarede: "Gå bort i Fred! Israels Gud vil give dig, hvad du har bedt ham om!"
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Então lhe respondeu Eli: Vai-te em paz; e o Deus de Israel te conceda a petição que lhe fizeste.
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Hê-li bèn tiếp rằng: Hãy đi bình yên, nguyện Ðức Chúa Trời của Y-sơ-ra-ên nhậm lời nàng đã cầu xin cùng Ngài!
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››"In dat geval", meende Eli, "kunt u gerust zijn! De God van Israël zal uw gebed verhoren."
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Jíž odpověděl Elí, řka: Jdiž u pokoji, a Bůh Izraelský dejž tobě k prosbě tvé, zač jsi ho prosila.
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››엘리가 대답하여 가로되 평안히 가라 이스라엘의 하나님이 너의 기도하여 구한 것을 허락하시기를 원하노라
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Lalu kata Eli, "Kalau begitu pulanglah dengan selamat. Semoga Allah Israel mengabulkan permintaanmu.
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Na to odpovedal Éli a riekol: Idi v pokoji, a Bôh Izraelov nech ti dá to, čo si prosila od neho.
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››И отвечал Илий и сказал: иди с миром, и БогИзраилев исполнит прошение твое, чего ты просила у Него.
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››Тогава Илий в отговор рече: Иди с мир; и Израилевият Бог нека изпълни прошението, което си отправила към Него.
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››ויען עלי ויאמר לכי לשלום ואלהי ישראל יתן את שלתך אשר שאלת מעמו׃
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››فاجاب عالي وقال اذهبي بسلام واله اسرائيل يعطيك سؤلك الذي سألته من لدنه.
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››以 利 說 、 你 可 以 平 平 安 安 的 回 去 、 願 以 色 列 的 神 允 准 你 向 他 所 求 的
Eli, ‹‹Öyleyse esenlikle git›› dedi, ‹‹İsrailin Tanrısı dileğini yerine getirsin.››以利說 、 你 可以 平平安安 的 回去 、 願以色列 的 神 允准 你 向 他 所求的
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.A on rzekł: Cóż wżdy mam uczynić dla niej? I odpowiedział Giezy: Oto syna nie ma, a mąż jej stary.
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.A zase riekol: A čo tedy učiniť pre ňu? Na to odpovedal Geházi: Ale ona nemá syna, a jej muž je starý.
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.Er sprach: Was ist ihr denn zu tun? Gehasi sprach: Ach, sie hat keinen Sohn, und ihr Mann ist alt.
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.Et il dit: Que faire pour elle? Guéhazi répondit: Mais, elle n`a point de fils, et son mari est vieux.
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.In on vpraša: Kaj torej naj se stori zanjo? Gehazi odgovori: Pač nekaj! Sina nima, in njen mož je star!
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.엘리사가 가로되 그러면 저를 위하여 무엇을 하여야 할꼬 게하시가 대답하되 참으로 이 여인은 아들이 없고 그 남편은 늙었나이다
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.nda [Elizeus:] Mit lehetne tehát érette tennünk? Felele Géházi: Nincs fia és a férje vén ember.
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.Řekl on: Což tedy mám pro ni učiniti? Odpověděl Gézi: Hle, syna nemá, a muž její starý jest.
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.Så sa han: Hvad kan jeg da gjøre for henne? Gehasi svarte: Jo, hun har ingen sønn, og hennes mann er gammel.
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.Şi el a zis: ,,Ce să fac pentru ea?`` Ghehazi a răspuns: ,,Ea n'are fiu, şi bărbatul ei este bătrîn.``
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.И сказал он: что же сделать ей? И сказал Гиезий: да вот, сына нет у нее, а муж ее стар.
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.Тогава рече: Що, прочее, да сторим за нея? А гиезиий отговори: Наистина тя няма син, а мъжът й е стар.
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.ויאמר ומה לעשות לה ויאמר גיחזי אבל בן אין לה ואישה זקן׃
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.ثم قال فماذا يصنع لها. فقال جيحزي انه ليس لها ابن ورجلها قد شاخ.
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.以 利 沙 對 僕 人 說 、 究 竟 當 為 他 作 甚 麼 呢 。 基 哈 西 說 、 他 沒 有 兒 子 、 他 丈 夫 也 老 了
Elişa, ‹‹Öyleyse ne yapabilirim?›› diye sordu. Gehazi, ‹‹Kadının oğlu yok, kocası da yaşlı›› diye yanıtladı.以利沙 對僕 人 說 、 究竟 當為 他 作 甚麼 呢 。 基哈 西說 、 他 沒有兒子 、 他 丈夫 也 老 了
E: Öyleyse, siz de yargılanmalısınız.Allora anche lei dovrebbe stare alla sbarra.
E: Öyleyse, siz de yargılanmalısınız.Alors vous aussi devez subir être jugé.
E: Öyleyse, siz de yargılanmalısınız.Dann müssen auch Sie vor Gericht stehen.
E: Öyleyse, siz de yargılanmalısınız.Entonces también debe ser juzgado.
E: Öyleyse, siz de yargılanmalısınız.그렇다면 당신도 법정에 서야겠군요.
E: Öyleyse, siz de yargılanmalısınız.Więc ty też musisz stanąć przed sądem.
E: Öyleyse, siz de yargılanmalısınız.Тогава също трябва да бъде съден.
E: Öyleyse, siz de yargılanmalısınız.עזרא: אז גם אתה צריך לעמוד לדין.
E: Öyleyse, siz de yargılanmalısınız.إذاً أنت أيضاً يجب أن تخضع للمحاكمة بعد ذلك.
E: Öyleyse, siz de yargılanmalısınız.政府は腐敗しきっていた
E: Öyleyse yalancısın.Alors vous êtes un menteur.
E: Öyleyse yalancısın.Así que es un mentiroso.
E: Öyleyse yalancısın.Dann sind Sie ein Lügner.
E: Öyleyse yalancısın.E allora lei è un bugiardo.