öylesine ile cümle

öylesine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.A když přišel k stupňům, nahodilo se, že nesen byl od žoldnéřů pro násilé lidu.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.A keď prišiel na schody, prihodilo sa, že ho museli vojaci niesť pre násilie zástupu,
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Cînd a ajuns pe trepte, Pavel a trebuit să fie dus de ostaşi, din pricina îmbulzelii norodului întărîtat;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Da han nu kom til trappene, blev det slik at han måtte bæres av krigsfolket, så voldsom var hopen;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.E sucedeu que, chegando �s escadas, foi ele carregado pelos soldados por causa da violência da turba.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.In ko pride do stopnic, se prigodi, da ga morajo vojaki nesti zavoljo sile druhali;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Ja kun Paavali tuli portaille, täytyi sotamiesten kantaa häntä kansan väkivallan tähden;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.바울이 층대에 이를 때에 무리의 포행을 인하여 군사들에게 들려가니
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Lorsque Paul fut sur les degrés, il dut être porté par les soldats, à cause de la violence de la foule;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Lúc Phao-lô bước lên thềm, quân lính phải khiêng người đi, bởi cớ đoàn dân hung bạo lắm.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Lúc_Phao - lô bước lên thềm , quân_lính phải khiêng người đi , bởi cớ đoàn dân hung_bạo lắm .
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Mikor pedig a lépcsõkhöz jutott, lõn, hogy úgy vivék õt a vitézek a néptömeg erõszaktétele miatt;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Och när han kom fram till trappan, trängde folket så våldsamt på, att han måste bäras av krigsmännen,
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Quando fu alla gradinata, dovette essere portato a spalla dai soldati a causa della violenza della folla
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Und als er an die Stufen kam, mußten ihn die Kriegsknechte tragen vor Gewalt des Volks;
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Οτε δε εφθασεν εις τας βαθμιδας, συνεβη να βασταζηται υπο των στρατιωτων δια την βιαν του οχλου
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.защото всичките люде вървяха подире и викаха: Махни го от света!
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Когда же он был на лестнице, то воинам пришлось нести его по причине стеснения от народа,
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.Як же дійшов до сходів, то прилучилось, що мало не несли його воїни задля натовпу народу.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.ויהי כבואו עד המעלות וישאהו אנשי הצבא מפני חמת העם׃
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.‎ولما صار على الدرج اتفق ان العسكر حمله بسبب عنف الجمع‎.
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.到 了 臺 階 上 、 眾 人 擠 得 兇 猛 、 兵 丁 只 得 將 保 羅 抬 起 來
Pavlus merdivenlere geldiğinde kalabalık öylesine azmıştı ki, askerler onu taşımak zorunda kaldılar.到了 臺階 上 、 眾人擠 得 兇猛 、 兵丁 只 得 將 保羅 抬起 來
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Apakah ini hanya kisah dari Thailand Selatan?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Aşadar, vorbim doar de o poveste din sudul Thailandei?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Conservering is duidelijk zinvoller dan vernietiging. Geldt dit alleen voor Zuid-Thailand?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Czy dzieje się tak tylko w Płd.Tajlandii?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Đây chỉ là câu chuyển từ miền nam Thái Lan ư?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Entonces, ¿es sólo una cuestión de Tailandia?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Est-ce juste une histoire du sud de la Thaïlande ?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Ist das nur eine Geschichte aus Süd-Thailand?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?그러면 이것은 단지 태국 남부지방의 이야기 일까요?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Ma forse succede solo nella Thailandia del sud?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Portanto, é esta uma história apenas da Tailândia do sul?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Szóval ez csak Dél-Thaiföldre lenne érvényes?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Αυτή λοιπόν είναι απλά μία ιστορία από τη Νότια Ταϋλάνδη;
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Мислите ли, че тази история е ограничена само в Южен Тайланд?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?Так что, это только история из Южного Таиланда?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?אז האם זה רק סיפור בדרום תאילנד?
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?هل هذه مجرد قصة من جنوب تايلندا ؟
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?いいえ 地球規模に渡ります
Peki, bu anlattığım Güney Tayland'da yaşanan öylesine bir hikaye mi sadece?呢嗰係咪只係泰國南部嘅情況?
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Biały szum, chaotyczne dzwonienie.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.C'est un bruit blanc, c'est une sonnerie chaotique.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Đây là một âm thanh trắng, một sự vang âm hỗn loạn
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.É ruído branco, é mesmo um som caótico.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Es el ruido blanco, es un sonido caótico.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Es ist weißes Rauschen, es ist ein so chaotisches Geräusch.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.E' un rumore bianco, è un suono così caotico.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Het is witte ruis, het is zo'n chaotisch geluid.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Ini adalah derau putih; ini adalah semacam deringan yang kacau.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Je to biely šum a znie úplne chaoticky.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Je to bílý šum, je to takové chaotické drnčení.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Kaotikusan rezeg, ez a fehér zaj.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.백색소음이죠. 정말 무질서한 소리입니다.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Un sunet confuz, haotic.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Είναι λευκός θόρυβος, ένας τόσο χαοτικός ήχος.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Това е бял шум, такова хаотично звънене.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Це білий шум, це такий хаотичний дзвін.
Radyo paraziti gibi, öylesine düzensiz bir çınlama ki.Это белый шум, просто хаотичные звуки.
İlgili Sayfalar