öylesine ile cümle

öylesine kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
- Hiç, öylesine bir şeyler karalıyorum.Semmit. Néhány vázlatot készítek. Ó, értem.
- Hiç, öylesine bir şeyler karalıyorum. - Seni rahatsız etmeyim.Nada, só a fazer uns esboços.
- Hiç, öylesine bir şeyler karalıyorum.لا شيء، أقوم ببعض الرسومات صحيح
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.Aangezien het zo pluripotent is, kan het kiemplasma worden.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.Comme elles sont pluripotentes, elles peuvent se transformer en plasma germinal.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.Como são tão pluripotentes, podem tornar-se plasma germinativo.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.Deoarece e pluripotentă, celula poate deveni germoplasmă.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.Jadi karena selnya sangat pluripotent, dia bisa berubah menjadi plasma nutfah.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.그것은 다능성이라서 생식질도 될 수 있습니다.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.Mivel annyira pluripotens, így átalakulhat csíraplazmává.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.Ponieważ są pluripotencjalne, mogą stać się plazmą zarodkową.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.Sie sind so pluripotent, dass sie zu Keimplasma werden.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.Vì nó rất đa năng, nó có thể trở thành tế bào mầm.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.Visto che è così pluripotente, può diventare plasma germinale.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.Ya que es tan pluripotente, puede convertirse en plasma germinal.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.Αφού είναι πολυδύναμα, μπορούν να γίνουν φύτρες πλάσματος.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.Так как клетки плюрипотентные, они могут превратиться в половые клетки.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.ומאחר שתאי גזע יכולים להפוך לכל דבר, זה יכול להפוך גם לג'רמפלאזם.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.بما أنها متعددة القدرات فإنهاقادرة على التحول إلى بلازما جرثومية.
Hücre öylesine ham ki, eşey hücresine dönüşebiliyor.彼はこの胚プラズマを
İlk olduğunda, ben bunu kaçırmamak için uğraşıyordum, çünkü öylesine güzel, öylesine güzeldi ki...Quando accadde per la prima volta, provai a non alterarlo, perché era bellissimo, bellissimo.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.As pessoas refugiam-se nas suas crenças, e fazem-no tão apertadamente que não as conseguimos libertar.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Az emberek a hitükbe bugyolálják magukat, olyan szorosan, hogy nem lehet őket megszabadítani.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Die Leute hüllen sich in ihren Glauben, und zwar so eng, dass man sie nicht befreien kann.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.사람은 자신을 자신의 믿음으로 둘러쌉니다. 그들이 매우 단단히 둘러싸기 때문에, 여러분은 그들을 자유롭게 못 합니다.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.La gente se envuelve en sus creencias, y lo hacen tan apretadamente que no puedes liberarlos.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Le persone si intrappolano in quello che credono, e lo fanno con tanta forza che non riusciamo a liberarli.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Les gens s'enferment dans leurs croyances de façon si étanche que vous ne pouvez les libérer.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Lidé se zabalí do svých přesvědčení, a to tak pevně, že je nejde osvobodit.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Ľudia sa zahrabávajú do svojich presvedčení, a to tak hlboko, že je priam nemožné ich vyslobodiť.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Ludzie otoczają się swoimi wierzeniami i robią to tak mocno, że nie sposób ich od tego uwolnić.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Mensen hangen hun geloofspunten met zo'n hartstocht aan dat het haast onmogelijk is om ze ervan te bevrijden.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Oamenii se cramponează fanatic de convingerile lor, încât nu-i mai poţi elibera.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Люди опутывают себя предрассудками настолько плотно, что их уже не освободить.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.Хората се обвиват в техните вярвания и го правят толкова здраво, че не можеш да ги освободиш.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.אנשים עוטפים את עצמם באמונות שלהם, והם עושים את זה כל כך חזק, עד שלא ניתן לשחרר אותם.
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.الناس يقوقعوا أنفسهم في معتقداتهم , ويفعلون ذلك بمهاره حتى إنكم لا تستطيعون عتقهم وإعادتهم للحرية .
İnsanlar kendilerini inançlarıyla öylesine sıkıca sarıp sarmalıyorlar ki, onları serbest bırakamıyorsunuz.手が付けられないほどに固執しています 真実をもってしても 変えられないのです
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...As pessoas sentiam-se fortes.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...Az embereknek akkora erőt adott.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...Die Menschen hatten so viel Macht.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...Folk var så fulla av kraft.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...사람들은 힘을 부여받았습니다.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...La gente adquirió tanto poder.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...La gente sapeva di avere il potere.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...Les gens étaient emprunts d'une telle énergie.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...Ľudia boli tak posilnení.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...Ludzie mieli władzę.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...Mensen hadden zo'n macht.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...Mọi người tràn đầy nội lực.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...Oamenii se simțeau atât de puternici.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...Orang-orang begitu diberdayakan.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...Οι άνθρωποι είχαν ενδυναμωθεί.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...Каждый чувствовал силу.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...Хората бяха толкова обнадеждени.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...הוא למעשה חוסן -- הוא כוח.
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...كان الجميع مفعما بالإرادة
İnsanlar öylesine güçlenmişlerdi ki...誰もが力を得て 今や自らの権利を
İşin aslı, onlardan öylesine soğursunuz ki Fransa vatandaşlığına geçmeyi bile düşünürsünüz.De fapt, realizaţi că îi antipatizaţi suficient pentru a-i lua drept cetăţeni francezi.
İşin aslı, onlardan öylesine soğursunuz ki Fransa vatandaşlığına geçmeyi bile düşünürsünüz.Faktisk, synes du at du kan lide dem så lidt, at de kvalificerer sig til et fransk statsborgerskab.
İlgili Sayfalar