öyküler ile cümle

öyküler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.Am început să spun şi să colecţionez poveşti.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.Ho iniziato a raccontare storie, a condividerle e a raccoglierle.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.Ich erzählte Geschichten, teilte und sammelte sie.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.Jag sysselsatte mig med berättande, att dela berättelser och samla dem.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.Je me suis investie à raconter, partager et collectionner des histoires.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.이야기를 하고, 같이 나누고, 또 모으기도 하느라 바빴죠..
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.העסקתי את עצמי בסיפור סיפורים, בהחלפתם ובאיסופם.
Kendimi hikayeler anlatmaya adadım, öyküleri paylaşmaya ve onları biriktirmeye.でも詩は急いで できるものではないと
Kendi öykülerini yazmayı deneyip denemediğini merak ediyorum.Czy próbowałeś pisać własne historie?
Kendi öykülerini yazmayı deneyip denemediğini merak ediyorum."Gostava de saber se já tentou escrever alguma das suas histórias.
Kendi öykülerini yazmayı deneyip denemediğini merak ediyorum.다른 이야기를 쓴 것이 있다면 그 이야기들도 있는지도 궁금하군요.
Kendi öykülerini yazmayı deneyip denemediğini merak ediyorum.Скажите, вы не пробовали писать собственные истории?
Kendi öykülerini yazmayı deneyip denemediğini merak ediyorum.ורציתי לשאול אם ניסיתי אי פעם לכתוב סיפורים משלך,
Kendi öykülerini yazmayı deneyip denemediğini merak ediyorum.وأنا أتساءل هل سبق أن كتبت قصصك أنت
Kendi öykülerini yazmayı deneyip denemediğini merak ediyorum.とても良いイラストで 何かストーリー性がありそうです
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.Chúng ta rất giỏi kể chuyện cá nhân nhưng đó chính là điều tạo ra văn hóa cho chúng ta.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.Jesteśmy bardzo dobrzy w tworzeniu indywidualnych opowieści ale to wspólnotowe historie tworzą kulturę.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.우리는 개인적인 이야기를 지어내는데 아주 능숙합니다. 하지만 우리의 문화를 만들어내는 것은 다른 사람과 함께 공유한 이야기들입니다.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.Nagyon jók vagyunk személyes narratívák létrehozásában, de a kultúra a megosztott narratívák által jön létre.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.Siamo molto bravi a creare storie personali, ma sono le storie condivise che fanno di noi una cultura.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.Sme veľmi dobrý vo vytváraní osobných príbehov, ale práve ich zdieľanie z nás robí kultúru.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.Somos muito bons a criar narrativas pessoais, mas são as narrativas partilhadas que constituem uma cultura.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.Suntem buni la crearea poveştilor personale dar poveştile comune e ceea ce ne caracterizează ca şi cultură.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.Vi skaber personlige fortællinger
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.Vytváření vlastních historek nám jde, ale jen ty, které sdílíme z nás dělají kulturu.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.Zelo dobri smo v ustvarjanju osebne pripovedi, ampak skupne pripovedi ustvarjajo kulturo.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.Ми досягли непоганих успіхів у своїх індивідуальних оповідках, але саме колективні історії є основою культури.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.Мы неплохо преуспели в своем индивидуальном опыте, но именно коллективный опыт является основой культуры.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.אנחנו מאד טובים ביצירת סיפורים אישיים אבל אלה הסיפרים המשותפים שהופכים אותנו לתרבות.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.اننا جيدون جدا فى صنع حكايات شخصية ولكن الحكايات المشتركة هى ما تصنع ثقافتنا.
Kişisel öyküler yaratmakta çok iyiyiz, ancak bizi kültür yapan ortak öykülerdir.しかし我々の文化を創るのはシェアされた語りです。 そしてあなたが誰かと一緒に立っていて、
Küçük Adam da burada olsaydı. Bu tür öykülere bayılır.Μετά τον πόλεμο πήγε σ’ άλλη πόλη.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Am început să scriu ficţiune pe când aveam opt ani.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Empecé a escribir ficción a la edad de ocho años.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Eu comecei a escrever ficção com a idade de oito anos.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Ho cominciato a scrivere narrativa ad otto anni.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Ich begann mit acht Jahren damit, Geschichten zu erfinden und aufzuschreiben.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Ik was acht toen ik fictie begon te schrijven.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Jag började skriva påhittade historier när jag var åtta.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.J'ai commencé à écrire de la fiction à l'âge de huit ans.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.전 여덟 살때부터 소설을 쓰기 시작했습니다.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Nyolcéves koromban kezdtem fikciót írni.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Psát beletrii jsem začala v osmi letech.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Saya mulai menulis karangan fiksi pada umur delapan.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Tôi bắt đầu viết tiểu thuyết từ năm lên tám.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Zaczęłam pisać fikcję w wieku ośmiu lat.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Ξεκίνησα να γράφω ιστορίες από την ηλικία των οχτώ.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Започнах да пиша белетристика на осем години.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Я начала писать, когда мне было восемь.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.Я почала писати, коли мені було вісім.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.התחלתי לכתוב סיפורת בגיל שמונה.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.لقد بدأت كتابة الأدب في الثامنة من عمري.
Kurgusal öyküler yazmaya sekiz yaşında başladım.ある日 母が私に
Medya öyküleri hakkında güçlü insanlardır.As histórias contadas pelos Media são acerca de pessoas poderosas.
Medya öyküleri hakkında güçlü insanlardır.Ιστορίες μέσα ενημέρωσης είναι σχετικά με το ισχυρό άνθρωποι.
Neden gidip hepsi birbirinin aynı öyküleri izleyeyim?Miért kellene olyan filmekre beülnöm, melyek témája ismétlődik?
Neden gidip hepsi birbirinin aynı öyküleri izleyeyim?Почему я должен идти и смотреть эти повторяющиеся истории?
Neden gidip hepsi birbirinin aynı öyküleri izleyeyim?لماذا سأشاهد فيلما مليئا بالأزياء الغريبة والمناظر غير الواضحة؟.
Neyse, bu dönemde daha cok hayali öyküler biriktirmekle ilgileniyordum.C'était une époque durant laquelle je m'intéressais particulièrement à recueillir des histoires imaginaires.
Neyse, bu dönemde daha cok hayali öyküler biriktirmekle ilgileniyordum.Comunque, era un tempo in cui mi interessavo principalmente a raccogliere storie immaginarie.

İlgili Sayfalar