Ana içeriğe geç
Sözlük

öteye ile cümle

öteye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Bu, gerçekten kitabı dört sayfadan daha öteye genişletebilmek için gerekli olduğunu hissetiğim bir araç.Ce qui est un procédé qui m'a paru nécessaire pour prolonger ce livre au-delà de 4 pages.
Bu, gerçekten kitabı dört sayfadan daha öteye genişletebilmek için gerekli olduğunu hissetiğim bir araç.Che è un modo che ho sentito era necessario per ampliare questo libro oltre le quattro pagine.
Bu, gerçekten kitabı dört sayfadan daha öteye genişletebilmek için gerekli olduğunu hissetiğim bir araç.Dat vond ik nodig, om dit boek dikker te maken dan pakweg vier pagina's.
Bu, gerçekten kitabı dört sayfadan daha öteye genişletebilmek için gerekli olduğunu hissetiğim bir araç.책을 조금 더 확장하기 위해 필요한 장치죠 네 쪽을 넘어가는데
Bu, gerçekten kitabı dört sayfadan daha öteye genişletebilmek için gerekli olduğunu hissetiğim bir araç.Que es un recurso que era necesario para ampliar realmente este libro más allá de cuatro páginas.
Bu, gerçekten kitabı dört sayfadan daha öteye genişletebilmek için gerekli olduğunu hissetiğim bir araç.Което беше средство, което сметнах за необходимо, за да се разшири тази книга отвъд около четири страници.
Bu, gerçekten kitabı dört sayfadan daha öteye genişletebilmek için gerekli olduğunu hissetiğim bir araç.שחשתי שהיהנחוץ כדי להרחיב למעשה ספר זה בעוד ארבעה עמודים בערך.
Bu, gerçekten kitabı dört sayfadan daha öteye genişletebilmek için gerekli olduğunu hissetiğim bir araç.التي شعرت بأنها ضرورية لتوسيع نطاق هذا الكتاب في الواقع أربع صفحات تقريبا.
Bu, gerçekten kitabı dört sayfadan daha öteye genişletebilmek için gerekli olduğunu hissetiğim bir araç.そうしないと4ページで終わってしまいます コロッセオの周りを飛び サンタ・マリア・イン・コスメディン教会や
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm100마일을 가서야 답을 깨달았습니다.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.100 миль заняло у меня, чтобы понять, что в моём сердце, в душе, я стал заключённым.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.160 kilométert kellett gyalogolnom, hogy rájöjjek, a szívemben, magamban, rab lettem.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.A durat preț de încă 100 mile să înțeleg că în inima mea, în mine, devenisem prizonier.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Det tog mig över 150 kilometer att lista ut att i mitt hjärta, i mig så hade jag blivit en fånge.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Ich brauchte 100 Milen, um herauszufinden, dass ich tief in meinem Herzen ein Gefangener war.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Il m'a fallu 160 kilomètres pour comprendre que dans mon cœur, en moi, j'étais devenu un prisonnier.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Levei 160 km a perceber que, no meu coração, dentro de mim, eu tinha-me tornado prisioneiro.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Me llevó 100 millas darme cuenta que en mi corazón, en mí, me había convertido en un prisionero.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Mi ci sono voluti 160 km per capire che nel mio cuore, dentro di me, ero diventato un prigioniero.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Trvalo 100 mil, než mi došlo, že jsem se v srdci, sám v sobě stal vězněm.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Trvalo mi 160 kilometrov, kým som zistil, že vo svojom srdci som sa stal väzňom.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Zabrało mi 100 mil, żeby zrozumieć, że w głębi serca, we mnie, stałem się więźniem.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm Bir tutsak olmuştum.Трябваха ми 100 мили за да осъзная, че в сърцето си, в себе си аз бях станал затворник.
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdümTôi đi hết cả 100 dặm rồi mới nghĩ ra là trong tôi, trong trái tim tôi,
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdümלקח לי 100 מייל לברר שבלבי, בתוכי,
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdümاستغرق منّي الأمر 100 ميل لأكتشف أنه في قلبي، في داخلي،
Bunu kalbimde, içimde hayal etmek için kendimi 100 mil öteye götürdüm私は囚人になっていたのです
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?a riekol som: Potiaľto prijdeš a nie ďalej, a tu položia hať proti pýche tvojich vĺn!?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?cînd am zis: ,Pînă aici să vii, să nu treci mai departe; aici să ţi se oprească mîndria valurilor tale?`
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?e ho detto: «Fin qui giungerai e non oltre e qui s'infrangerà l'orgoglio delle tue onde»
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?e lhe disse: Até aqui virás, porém não mais adiante; e aqui se quebrarão as tuas ondas orgulhosas?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?en zei: 'Tot zover en niet verder! Hier zullen uw trotse golven tot stilstand komen!'?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?És azt mondám: Eddig jõjj és ne tovább; ez itt ellene áll kevély habjaidnak!
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?in velel: Dotod pojdeš in nikar naprej, in tu bodi mejnik kljubovalnim valovom tvojim!
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?I řekl jsem: Až potud vycházeti budeš, a dále nic, tu, pravím, skládati budeš dutí vlnobití svého.
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?I rzekłem: Aż dotąd wychodzić będziesz, a dalej nie postąpisz, a tu położysz nadęte wały twoje.
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?ja sanoin: `Tähän asti saat tulla, mutta edemmäksi et; tässä täytyy sinun ylväiden aaltojesi asettua`?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?Kata-Ku kepadanya, 'Inilah batasnya. Jangan kaulewati! Di sinilah ombak-ombakmu yang kuat harus berhenti.
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?이르기를 네가 여기까지 오고 넘어가지 못하리니 네 교만한 물결이 여기 그칠지니라 하였었노라
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?Le dije: "Hasta aquí llegarás y no seguirás adelante. Aquí cesará la soberbia de tus olas.
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?Mà rằng : Mầy đến đây , chớ không đi xa nữa , Các lượn sóng kiêu_ngạo mầy phải dừng lại tại đây !
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?Mà rằng: Mầy đến đây, chớ không đi xa nữa, Các lượn sóng kiêu ngạo mầy phải dừng lại tại đây!
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?och sade: »Härintill skall du komma, men ej vidare, här skola dina stolta böljor lägga sig»?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?og sagde: "Hertil og ikke længer! Her standse dine stolte Vover!"
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?og sa: Hit skal du komme og ikke lenger, her skal dine stolte bølger legge sig?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?Quand je dis: Tu viendras jusqu`ici, tu n`iras pas au delà; Ici s`arrêtera l`orgueil de tes flots?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?und sprach: "Bis hierher sollst du kommen und nicht weiter; hier sollen sich legen deine stolzen Wellen!"?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?И рекох: До тук ще дохождаш, но не по-нататък, И тук ще се спират гордите ти вълни?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?и сказал: доселе дойдешь и не перейдешь, и здесь предел надменным волнам твоим?
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?ואמר עד פה תבוא ולא תסיף ופא ישית בגאון גליך׃
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?وقلت الى هنا تاتي ولا تتعدى وهنا تتخم كبرياء لججك
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?說 、 你 只 可 到 這 裡 、 不 可 越 過 、 你 狂 傲 的 浪 要 到 此 止 住
‹Buraya kadar gelip öteye geçmeyeceksin, Gururlu dalgaların şurada duracak› dediğim zaman?說 、 你 只 可到 這裡 、 不 可 越 過 、 你 狂傲 的 浪要 到 此 止住
Bu yüzden, internetten öteye giden bir cok şeyi yapmamız gerekiyor.Así que tendremos mucho trabajo que va más allá de Internet.
Bu yüzden, internetten öteye giden bir cok şeyi yapmamız gerekiyor.Assim, vamos ter de fazer muito trabalho que vai para além da Internet.
Bu yüzden, internetten öteye giden bir cok şeyi yapmamız gerekiyor.Budeme tak muset udělat hodně práce, která překračuje pouhý Internet.
Bu yüzden, internetten öteye giden bir cok şeyi yapmamız gerekiyor.Er valt dus nog veel werk te doen dat verder gaat dan enkel het internet.
Bu yüzden, internetten öteye giden bir cok şeyi yapmamız gerekiyor.I przez to musimy wykonać masę pracy, która wykracza poza sam Internet.
Bu yüzden, internetten öteye giden bir cok şeyi yapmamız gerekiyor.그래서 우리는 단지 인터넷 상의 일을 벗어나서 더 많은 일을 할 생각입니다.
Bu yüzden, internetten öteye giden bir cok şeyi yapmamız gerekiyor.Nous allons avoir à faire à énormément de travail qui ne se limite pas à la toile.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod