örgütlenme ile cümle
örgütlenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Sadece örgütlenmemiş okutmanlardan nefret etmiyor musunuz?Don't you just hate unorganized lecturers?
"6-7 Eylül devletin 'muhteşem örgütlenmesi'"."6-7 Eylül'de devletin 'muhteşem örgütlenmesi'".
(1999), Dernekten Partiye: Avrupa Alevi Örgütlenmesi.(1999), Dernekten Partiye: Avrupa Alevi Örgütlenmesi.
Kesintiler sırasında Ericsson, CDMA örgütlenmesini azaltmıştı.During the cutbacks, Ericsson had reduced its CDMA organization.
DIFC bir RAF Grubu Kaptanı komutasındaki bir ortak hizmet ve sivil bir örgütlenmedir.DIFC is a joint service and civilian organisation under the command of an RAF Group Captain.
Düşüşünün ardındaki on yıllar içerisinde SDS, öğrenci örgütlenmesine önemli bir etki olmuştur.SDS has been an important influence on student organizing in the decades since its collapse.
Manzanillo'daki 26 Temmuz Hareketi örgütlenmesini başlatır.She was the founder of the 26th of July Movement in Manzanillo.
Arap Ligi, Afrika ülkelerinin ve Asya'daki Arap ülkelerinin bir örgütlenmesidir.The Arab League is an association of Arab countries in Africa and Asia.
Türkiye, 1952 yılında Anti-Sovyet bir askeri örgütlenme olan NATO’ya katıldı.Turkey joined the anti-Soviet military alliance NATO in 1952.
Ancak buna rağmen düzenli bir kilise örgütlenmesi yapılabilmesi olanaksızdı.However, not even regular prayer was found to be effective.
Bu örgütlenme adeta İttihatçıların yeni bir yapılanmasıdır.The organization has continued to be relevant to new refugees.
Râşidîn Ordusu, yüksek disiplin, stratejik kahramanlık ve örgütlenmeye sahipti.The Rashidun army maintained a high level of discipline, strategic prowess and organization.
İspolkom’daki partiler hızla örgütlenmeye başlamışlardı.At the time, the western prairies were being rapidly settled.
Adhokrasiler (esnek örgütlenmeler) değişimlere daha kolay uyum gösterirler.The countershaft sprockets are now easier to change.
Burdayım Aşkım! ve Aşk Örgütlenmektir sloganları atılmıştır."ليال عبود و تظاهرة الحب في يحشوش".
Komünistler Kuomintang ordularının Amerikalılar tarafından örgütlenmesine karşıydılar.The US strongly supported the Kuomintang forces.
Bu programlar yerel bir kurumla veya yerel nüfusun örgütlenmesiyle gerçekleştirilmektedir.It is organized in cooperation with a local organization or institution.
Ayrıca Rabulla kilisenin yeniden örgütlenmesine de vesile olmuştur.Again, a competition for the reconstruction of the church was held.
Latin Amerika örgütlenmelerinden birinin kısa adı.America is a short-form name for the United States of America.
Profintern dünya çapında ulusal örgütlenmeler kurdu.It was quickly adopted by the national Scouting organisations around the world.
Bu örgütlenme kadınların ilk örgütlenmesiydi.She founded the first women's association.
Eyalette ayrıca 566 yerleşimde belediye örgütlenmesi bulunmaktadır.They are further divided into 645 municipalities.
Parti, NSDAP benzeri bir örgütlenme içindeydi.She was appeared as a NPC in Yo!
Comédie-Française günümüze kadar gelmiş bir örgütlenme yapına sahiptir.The Comédie-Française has had several homes since its inception.
Muhalifler 1906 yılı Temmuzunda yeni bir örgütlenmenin gerçekleştirilmesine karar verdiler.The representatives met again in 1903 to organize a constitutional convention.
İşte, mahalli örgütlenmenin gücü burada yatıyor.That's where community power comes in.
Şimdi, benzer bir modeli çevrecilerin örgütlenmesi için hayal edin.Now, imagine a similar model for networking environmentalists.
Paris'te örgütlenmeye başladılar.And they actually started to organize in Paris.
Leonardo, her zaman benim ödümü patlatmıştır. Ülkenin her yerinde örgütlenmekteler.I've always been terrified of Leonardo. ...are now being organized nationwide...
Örgütlenme Biçimleri insan doğası üzerinde derin bir etkiye sahip olabilir.Forms of organization can have a profound impact on human nature.
Ben "Online örgütlenme," derim.I say, "Online organizing."
Sosyal medya: Kürtçe ifade ve örgütlenme için bir yolSocial media: An avenue for Kurdish expression, organisation
"KCK’da aşağıdan yukarı doğru örgütlenme öngörülmektedir."KCK is envisaged as a bottom-up [grassroots] organisation.
Bosna Hersek polis kuvvetleri taraflara göre belirlenmiş bir örgütlenme içinde.Bosnia and Herzegovina's police forces are currently organised along entity lines.
Yeniden örgütlenme planı sonucunda sokaklardaki Romen polis memuru sayısı artacak. [Getty Images]More Romanian police will be on the streets as a result of the reorganisation plan. [Getty Images]
BHF Ordusuyla SC ordusu, Ward'a sunulmak üzere yeniden örgütlenme planları hazırladılar.The FBiH Army and the RS Army prepared reorganisation plans to submit to Ward.
1) Örgütlenme/Ortaklıklar.1) Networking/partnerships.
Seçkinlerin örgütlü bir azınlık olduğunu ve kitlelerin örgütlenmemiş bir çoğunluk olduğunu söyledi.He said elites are an organized minority and that the masses are an unorganized majority.
Parti içinde örgütlenme konusunda uzun bir tartışma yaşandı.Within the party there was a long debate over organisation.
Kuzeydeki Roma askeri örgütlenmesi.Roman military organization in the north.
Örgütlenmede Halkın İstek Partisi demokratik merkeziyetçiliği takip eder.In organization, the People's Will Party follows democratic centralism.
Haccac bin Yusuf, askeri komutanların örgütlenmesinde ve seçiminde çok önemli bir rol oynadı.Al-Hajjaj ibn Yusuf played a crucial role in the organization and selection of military commanders.
Anayasal örgütlenme özgürlüğü hakkı pratikte her zaman uygulanmamaktadır.The constitutional right of freedom of associations is not always implemented in practice.
1920'lerin başlarında, UMWA başkanı John L. Lewis, örgütlenmek için Mingo County'yi hedef almıştır.In early 1920, UMW president John L. Lewis targeted Mingo County for organizing.
Bu olay sonrasında madencilerin 1930'lara kadar yeniden örgütlenmelerine izin verilmemiştir.Miners would not be allowed to organize again until the 1930s.
Bu siyasi örgütlenmeyi günümüze kadar korumuştur. [1]It has conserved this political organization to the present day.[1]
Mevdudi, siyasi örgütlenmesinden ziyade yazılarıyla etki yarattı.However, Maududi had much more impact through his writing than through his political organising.
Havran ve Golan Dürzilerinin Suriye devleti içinde bir federasyonda örgütlenmesi.Organization of the Druze of Hauran and Golan in a federation within the Syrian state.
Uruk döneminde ne tür bir siyasi örgütlenmenin var olduğu tartışmalıdır.What kind of political organisation existed in the Uruk period is debated.
Bu dönemde toplumun siyasi örgütlenmesinde büyük değişiklikler olduğu açıktır.It is clear that there were major changes in the political organisation of society in this period.
Gelişmekte olan Sırp yargısının örgütlenmesindeki ve çalışmalarındaki rolü son derece önemliydi.His role in the organization and work of the nascent Serbian judiciary was of paramount importance.
Bu dönemde, yoğun bir örgütlenme çalışması yürütüldü.In dieser Zeit wurde versucht eine gebrauchte Orgel zu erwerben.
Quaker Peace and Social Witness (QPSW) Quakerler'in'in Büyük Britanya'daki örgütlenmelerinden biridir.Aus Großbritannien stammt Quaker Peace & Social Witness (QPSW).
Frizye'nin doğusunda ise bölgesel ve yerel örgütlenmeler ile "Die Friesen" isimli siyasi parti kurulmuştur.In Ost-Friesland gibt es friesische Interessensgemeinschaften und die politische Partei Die Friesen.
Bennett sendika örgütlenmelerini yıkmak için yıldırma stratejileri izledi.Bennett benutzte verschiedene Einschüchterungstaktiken, um die Bildung von Gewerkschaften zu unterbinden.
Birçok hayır işinin örgütlenmesinde görev aldı.Sie hat an zahlreichen Wohltätigkeitsaktionen teilgenommen.
TDKP daha çok dar kadroları tutarak, geniş bir kitlesini yasal örgütlenmeye yönlendirmiştir.Das Werk ist angefüllt mit Zitaten, die ihm wohl eine breitere legitimatorische Basis verleihen sollen.
İspolkom’daki partiler hızla örgütlenmeye başlamışlardı.In der Verbandsliga konnten sich die Emsdettener schnell etablieren.
Ancak buna rağmen düzenli bir kilise örgütlenmesi yapılabilmesi olanaksızdı.Allerdings wird nicht ausgeschlossen, dass es eine Vorgängerkirche gab.
Kafkaslar'da ulusal devlet örgütlenmeleri ortaya çıktı.Aus patriarchalischen Verbänden entstanden Staatswesen.