Kamuoyunun örgütlü suça olan hayranlığı çok rahatsız edicidir.The public's fascination with organized crime is very disturbing.
Ekonominin örgütlü işkolları, ekonominin büyüme oranından bile daha fazla ücret zammı almaktaydı.Organized sectors of the economy received wage hikes even greater than the economy's growth rate.
Örgütlü, kurumsal, profesyonel, kredibilitesi yüksek, ürün standardı olan bir piyasadır.For companies, who can count on a more creative, more productive, more focused team.
Karma yasasına inanırdı fakat yalın olarak Ölümden sonra yaşama ve örgütlü dinlere inanmazdı.He believed in Karma but rejected a literal afterlife and organized religion.
Kendi kendini örgütlüyor.It's self-organizing.
Geçtiğimiz Kasım ayı içinde AB örgütlü suçlarla mücadele için 465 milyon Euro aktarmıştı.Last November, the EU allotted 465m euros for the fight against organised crime.
Sırbistan'da Örgütlü Suç Gruplarına Karşı Düzenlenen Saldırıda 1.000'den Fazla Kişi TutuklandıMore Than 1,000 Arrested in Crackdown on Organised Crime in Serbia
Seçkinlerin örgütlü bir azınlık olduğunu ve kitlelerin örgütlenmemiş bir çoğunluk olduğunu söyledi.He said elites are an organized minority and that the masses are an unorganized majority.
Lincoln'ün yürüyüşü, büyük ölçekli örgütlü direnişin sonunu işaret ediyordu.Lincoln's march marked the end of large-scale organized resistance.
Örgütlü bir toplumun yerel meclisiLocal assembly of an organized society
Örgütlü kilisede birçok liderlik rolü erkeklerle sınırlandırılmıştır.Many leadership roles in the organized church have been restricted to males.
FAU'un üyeleri 40 aşağı yukarı lokal federasyonlarının ve sendikaların içinde örgütlüyor.Die Mitglieder der FAU sind in rund 30 Lokalföderationen und Syndikaten organisiert.
1986'dan sonra Alevi örgütlülüğü alanında çalışmalar yaptı.Seit 1986 ist sie in der Laientheaterszene tätig.
Ancak özellikle örgütlü Rus halkındaki savaş karşıtlığı çok güçlüdür.Der Kampf gegen die Fälschungen ist vor allem in Russland schwierig.
Aziz Peter Meydanındaki gösteri için gelen kalabalık halk disiplinli ve örgütlü bir şekilde alana girdi.La foule qui s'était rassemblée à St Peter's Field était arrivée en groupe disciplinés et organisés.
Ancak daha sonra kadınlar, örgütlü bir şekilde savaşmaya başladı.Plus récemment, les filles se sont mises à se battre physiquement.
ABD’de bünyesinde sendika örgütlü olmayan en büyük inşaat şirketidir.Cela reste à ce jour le plus gros contrat d'armement remporté par une société non américaine.
Ekonominin örgütlü işkolları, ekonominin büyüme oranından bile daha fazla ücret zammı almaktaydı.En el aspecto financiero, la empresa estaba costando mucho más de lo esperado.
Aziz Peter Meydanındaki gösteri için gelen kalabalık halk disiplinli ve örgütlü bir şekilde alana girdi.La folla che si riuniva nel campo di San Pietro arrivò in contingenti disciplinati e organizzati.
1986'dan sonra Alevi örgütlülüğü alanında çalışmalar yaptı.Vanaf 1986 werkte ze meer achter de schermen bij de EO.
Karma yasasına inanırdı fakat yalın olarak Ölümden sonra yaşama ve örgütlü dinlere inanmazdı.Wierzył w karmę, ale odrzucał życie po życiu i zorganizowaną religię.
Soruşturmasını derinleştirdikçe, olayın bir kaza değil, örgütlü bir cinayet olduğunu bulur.Badając kulisy katastrofy, kapitan odkrywa, że incydent nie był dziełem przypadku, ale aktem terroru.
Şu ana kadarki tüm Yahudi partileri arasında "Birlik" en örgütlü olanlardandır.În momentul de față, dintre toate bijuteriile, cerceii sunt cei mai purtați de femei.
Fakat, örgütlülüğü sadece İstanbul'daydı.Din motive practice acestea au continuat să își desfășoare activitatea doar la Bruxelles.
Vizigot ordusunun askeri yapısı çok örgütlüdür.A janicsár hadtest szervezeti felépítése igen bonyolult.
ABD’de bünyesinde sendika örgütlü olmayan en büyük inşaat şirketidir.Για αυτόν τον λόγο παραμένει επί του παρόντος το μόνο ανοργάνωτο ενσωματωμένο έδαφος των Ηνωμένων Πολιτειών.
Karma yasasına inanırdı fakat yalın olarak Ölümden sonra yaşama ve örgütlü dinlere inanmazdı.Han troede angiveligt på Karma, men afviste et bogstaveligt efterliv og organiseret religion.
Soruşturmasını derinleştirdikçe, olayın bir kaza değil, örgütlü bir cinayet olduğunu bulur.Men da saken kom opp og ble kjent, var det ikke som et massemord, men som en historie om forsikringssvindel.
Partinin kapatılmasından sonra KPD üyeleri örgütlü olarak siyasete devam edecektir.Sau khi Đại hội Đảng toàn quốc kết thúc, các Đảng bộ cấp dưới tiến hành bầu cấp ủy.
Ekonominin örgütlü işkolları, ekonominin büyüme oranından bile daha fazla ücret zammı almaktaydı.組織部門の経済は経済成長率より大きいほどの給料の大幅な引き上げで受け取られた。
Komünistler de hazırlıksız yakalansalar da İngilizlerden daha örgütlü davranacaklardır.抗う文法学者もいなくなった状態になったことにより英語は庶民の間で急速に簡素化されていく。
Ayrıca örgütlü suçlara karşı sert ve zekice bir politika izledi.כמו כן עסקו בתכנים טעונים ומגויסים מבחינה פוליטית.
Ama Spartakistler Birliği bu karşı devrimi engelleyebilecek kadar ne güçlüydüler ne de örgütlüydüler.Toda Spartakovci so bili premalo odločni, da bi lahko izpeljali revolucijo.
Sonraki yıllarda örgütlü suçlarla ilgili sorgulama, iddianame ve mahkûmiyetler birbirini izledi.Sekantys procesai, kaltinimai ir atsiskyrimai sekė vienas po kito.
Köylerde ve şehirlerde sistematik olarak örgütlü komiteler kuruldu.Linnades ja alevikkude ehituspiirkondades asuvate rendimaade korraldamise seadus.
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse,세속적 비종교인들의 표를 제대로 끌어모을 수만 있다면
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse, Musevi oylarının dokuz katı eder.Acest vot secular non-religions, mobilizat corespunzător, e de nouă ori mai numeros ca votul evreiesc.
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse, Musevi oylarının dokuz katı eder.Ce vote laïque, s'il était correctement mobilisé serait neuf fois plus important que le vote juif.
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse, Musevi oylarının dokuz katı eder.Denna sekulära ickereligiösa röst, om ordentligt mobiliserad, är numerärt nio gånger så stor som den judiska.
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse, Musevi oylarının dokuz katı eder.El voto secular no religioso, si es debidamente movilizado, es nueve veces más grande que el electorado judío.
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse, Musevi oylarının dokuz katı eder.Este voto secular não religioso, se devidamente mobilizado, é nove vezes mais numeroso que o voto judeu.
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse, Musevi oylarının dokuz katı eder.Kdyby se toto sekulární voličstvo náležitě mobilizovalo, bude devětkrát početnější než to židovské.
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse, Musevi oylarının dokuz katı eder.Questo voto secolare non-religioso, se propriamente mobilitato, sarebbe 9 volte più numeroso degli ebrei.
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse, Musevi oylarının dokuz katı eder.Teh sekularnih nereligioznih glasov, če so prav aktivirani, je devetkrat več kot glasov Židov.
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse, Musevi oylarının dokuz katı eder.Αυτή η ψήφος των μη θρήσκων, αν κινητοποιηθεί κατάλληλα, είναι εννέα φορές υπεράριθμη της Εβραϊκής ψήφου.
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse, Musevi oylarının dokuz katı eder.Грамотно мобилизованные нерелигиозные избиратели в 9 раз превосходят по численности еврейских.
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse, Musevi oylarının dokuz katı eder.Ці світські нерелігійні виборці, по-справжньому мобілізовані, в 9 разів численніші за єврейські голоси.
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse,Ugyanakkor a nem vallásosok feledésbe merülnek a politikában.
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse,ההצבעה החילונית הזו, אם תגוייס היטב,
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse,כוח-ההצבעה החילוני הזה, אם יגוייס היטב,
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse,إذا استطاعت هذه المجموعة العلمانية الغير متدينة حشد..
Bu dindar olmayan kesim, örgütlü bir şekilde hareket etse,ユダヤ人の投票数の9倍にも達するのです
Bu sesler; böceklerin, sürüngenlerin, kurbağaların, kuşların ve memelilerin anlık ve örgütlü bir anlatımıdır.벌레, 파충류, 양서류, 조류와 포유류가 함께 만들어내는 즉흥적이면서도 조직된 표현입니다.
Bu sesler; böceklerin, sürüngenlerin, kurbağaların, kuşların ve memelilerin anlık ve örgütlü bir anlatımıdır.ביטוי מיידי ומאורגן של חרקים, זוחלים, דו חיים, עופות ויונקים
Bu sesler; böceklerin, sürüngenlerin, kurbağaların, kuşların ve memelilerin anlık ve örgütlü bir anlatımıdır.ذلك التّعبير اللحظي المنتظم للحشرات، الزواحف، البرمائيات، الطيور و الثديات.
Bu sesler; böceklerin, sürüngenlerin, kurbağaların, kuşların ve memelilerin anlık ve örgütlü bir anlatımıdır.即興のハーモニーです 自然界からわき上がる すべてのサウンドスケープは
Kendi kendini örgütlüyor. Bunu iteleyen merkezi bir örgüt yok.스스로 조직합니다. 이것을 강요하는 어떤 단체같은
Kendi kendini örgütlüyor. Bunu iteleyen merkezi bir örgüt yok.זה מארגן את עצמו. אין מטה מרכזי גדול
Kendi kendini örgütlüyor. Bunu iteleyen merkezi bir örgüt yok.انه التنظيم الذاتي. لا توجد منظمّة مركزيّة تفوقها في الحجم
Kendi kendini örgütlüyor. Bunu iteleyen merkezi bir örgüt yok.人々が考え その理論に基づいて運営し