örü ile cümle

örü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Gizli yerde yaratıldığımda, Yerin derinliklerinde örüldüğümde, Bedenim senden gizli değildi.내가 은밀한 데서 지음을 받고 땅의 깊은 곳에서 기이하게 지음을 받은 때에 나의 형체가 주의 앞에 숨기우지 못하였나이다
Gizli yerde yaratıldığımda, Yerin derinliklerinde örüldüğümde, Bedenim senden gizli değildi.Mine Ben var ikke skjult for dig, da jeg blev skabt i Løndom, virket i Jordens Dyb;
Gizli yerde yaratıldığımda, Yerin derinliklerinde örüldüğümde, Bedenim senden gizli değildi.m volt elrejtve elõtted az én csontom, mikor titokban formáltattam és idomíttattam, [mintegy] a föld mélyében.
Gizli yerde yaratıldığımda, Yerin derinliklerinde örüldüğümde, Bedenim senden gizli değildi.Niktorá moja kosť nie je ukrytá pred tebou, ktorý som učinený v skrytosti; utkaný som v hlbinách zeme.
Gizli yerde yaratıldığımda, Yerin derinliklerinde örüldüğümde, Bedenim senden gizli değildi.Ni ti bilo skrito okostje moje, ko sem bil ustvarjen na skrivnem, umetno narejen, kakor v zemlje globočinah.
Gizli yerde yaratıldığımda, Yerin derinliklerinde örüldüğümde, Bedenim senden gizli değildi.Non ti erano nascoste le mie ossa quando venivo formato nel segreto, intessuto nelle profondità della terra
Gizli yerde yaratıldığımda, Yerin derinliklerinde örüldüğümde, Bedenim senden gizli değildi.U zag elk van mijn botten, terwijl zij in het verborgene werden gemaakt.
Gizli yerde yaratıldığımda, Yerin derinliklerinde örüldüğümde, Bedenim senden gizli değildi.Δεν εκρυφθησαν τα οστα μου απο σου, ενω επλαττομην εν τω κρυπτω και διεμορφονομην εν τοις κατωτατοις της γης.
Gizli yerde yaratıldığımda, Yerin derinliklerinde örüldüğümde, Bedenim senden gizli değildi.לא נכחד עצמי ממך אשר עשיתי בסתר רקמתי בתחתיות ארץ׃
Gizli yerde yaratıldığımda, Yerin derinliklerinde örüldüğümde, Bedenim senden gizli değildi.‎لم تختف عنك عظامي حينما صنعت في الخفاء ورقمت في اعماق الارض.
Gizli yerde yaratıldığımda, Yerin derinliklerinde örüldüğümde, Bedenim senden gizli değildi.我 在 暗 中 受 造 、 在 地 的 深 處 被 聯 絡 、 那 時 、 我 的 形 體 並 不 向 你 隱 藏
Gizli yerde yaratıldığımda, Yerin derinliklerinde örüldüğümde, Bedenim senden gizli değildi.我 在 暗中 受造 、 在地 的 深處 被 聯絡 、 那時 、 我 的 形體並 不 向 你 隱藏
Godzilla örümcek akarının dünyasında,이러한 고질라 거미 마이트의
Godzilla örümcek akarının dünyasında,Ve světě godzillích roztočů umíme vytvořit milióny zrcadel, každé o průměru jedné pětiny
Godzilla örümcek akarının dünyasında,W świecie roztoczy Godzilli, możemy stworzyć miliony luster, każde o średnicy 1/5
Godzilla örümcek akarının dünyasında,בעולם של עכבישי הקרדית הגודזילות,
Godzilla örümcek akarının dünyasında,وفي عالم عث عناكب غودزيلا،
Godzilla örümcek akarının dünyasında,それぞれの大きさが
Gördüğünüz gibi, ek boyutlar kendi içlerinin üzerine kapanıyor ve çok ilginç bir biçim, bir yapı örüyorlar.Ale ako vidíte, dimenzie navyše sa prekladajú a preplietajú do veľmi zaujímavého tvaru, zaujímavej štruktúry.
Gördüğünüz gibi, ek boyutlar kendi içlerinin üzerine kapanıyor ve çok ilginç bir biçim, bir yapı örüyorlar.보시는 바와 같이, 추가 차원들은 스스로를 향해 안으로 접혀있고 아주 흥미로운 형태와 구조로 얽혀있습니다.
Gördüğünüz gibi, ek boyutlar kendi içlerinin üzerine kapanıyor ve çok ilginç bir biçim, bir yapı örüyorlar.Mais comme vous pouvez le voir,
Gördüğünüz gibi, ek boyutlar kendi içlerinin üzerine kapanıyor ve çok ilginç bir biçim, bir yapı örüyorlar.Tady vidíte, že další dimenze jsou navzájem propletené a vytvářejí velmi zajímavý tvar se zvláštní strukturou.
Gördüğünüz gibi, ek boyutlar kendi içlerinin üzerine kapanıyor ve çok ilginç bir biçim, bir yapı örüyorlar.אבל כמו שאתם יכולים לראות, המימדים הנוספים מתקפלים לתוך ועל עצמם ומשתלבים בצורה מאוד מעניינית, מבנה מעניין.
Gördüğünüz gibi, ek boyutlar kendi içlerinin üzerine kapanıyor ve çok ilginç bir biçim, bir yapı örüyorlar.余剰次元たちはそれら自身で畳み込まれていて とても面白い形、興味深い構造で関連しあっています もし余剰次元がこのような姿をしているのならば
Grisim oruntusu!Cosa??? Uno schema di interferenza!!!
Grisim oruntusu!Последователност от смущения!!
[gülüşler] Gel örümcek, şuna bakın.Egy kis pók...nézd, hogy ugra-bugrál...
[gülüşler] Gel örümcek, şuna bakın. Oraya buraya atlayıp duruyor.Viens par ici petite araignée, regarde là, elle saute partout.
(Gülüşmeler) Uzun gün ve gecelerimizi örümceğin bu kısmına bakarak geçiriyoruz.( Cười) chúng tôi dành nhiều ngày đêm nghiên cứu bộ phận này của loài nhện.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Chúng ta nhận diện các kiểu mẫu để phân biệt tiếng ồn và tín hiệu và đặc biệt là tên mình.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Felismerjük a mintázatokat, hogy elkülöníthessük a zajt a jeltől, különösen a nevünket.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Jsme schopní rozeznat vzory pro rozlišení zvuku od signálu, zvláště našeho jména.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Kita mengenali pola untuk memisahkan kebisingan dari isyarat dan terutama nama kita.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.우리는 패턴을 인식하려고 잡음과 신호를 구분하는데 특히 누군가 우리 이름을 부를때 그렇습니다.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Noi ricosciamo gli schemi per separare il segnale dal rumore soprattutto se è il nostro nome,
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Nós reconhecemos padrões para distinguir o barulho da informação, e especialmente o nosso nome.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Reconocemos patrones que distinguen el ruido de la señal, y en especial nuestros nombres.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Recunoaștem tiparuri pentru a deosebi zgomotele de semnale și mai ales numele noastre.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Rozpoznajemy wzorce aby odróżnić hałas od sygnału, w szczególności nasze imię.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Vi känner igen mönster för att skilja brus från signal, och särskilt vårt namn.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Vzorce rozoznávame tak, aby sme rozlíšili hluk od signálu a obzvlášť naše meno.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Wij herkennen patronen om ruis te onderscheiden van het signaal, en vooral onze naam.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Wir erkennen Muster, um Signale von Geräuschen zu unterscheiden, besonders unseren Namen.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Αναγνωρίζουμε μοτίβα για να διακρίνουμε τον θόρυβο από το σήμα, και ειδικά το όνομά μας.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Мы распознаём образы, чтобы различить шум от сигнала, особенно своё имя.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Ние разпознаваме модели, за да разграничим шума от сигнала, и особено нашето име.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.Щоб відрізнити сигнал від шуму, ми розпізнаємо певні зразки, і особливо наше ім'я.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.אנחנו מזהים דפוסים כדי להבחין בין רעש לאות, ובמיוחד בשמנו.
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.لأننا نميز و نتعرف على النمط الصوتي من بين الضجة المحيطة به وخاصة ان كان النمط الصوتي هو " إسمنا "
Gürültüyü işaretten ve özellikle adımızdan ayırmak için örüntüleri tanıyoruz.情報を聞き分けるのです 名前には特に敏感です 次のテクニックはキャンセリグです
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Ayuno dos veces a la semana, doy diezmos de todo lo que poseo.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Bõjtölök kétszer egy héten; dézsmát adok mindenbõl, a mit szerzek.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Digiuno due volte la settimana e pago le decime di quanto possiedo
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Eu postesc de două ori pe săptămînă, dau zeciuială din toate veniturile mele.`
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Ich faste zweimal in der Woche und gebe den Zehnten von allem, was ich habe.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Ik vast twee maal per week. En ik geef U tien procent van alles wat ik verdien.'
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Jag fastar två gånger i veckan; jag giver tionde av allt vad jag förvärvar.'
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Jeg faster to Gange om Ugen, jeg giver Tiende af al min indtægt.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›Jeg faster to ganger om uken, jeg gir tiende av all min inntekt.
Haftada iki gün oruç tutuyor, bütün kazancımın ondalığını veriyorum.›je jeûne deux fois la semaine, je donne la dîme de tous mes revenus.

İlgili Sayfalar