Ana içeriğe geç
Sözlük

öp ile cümle

öp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom Mary'nin tanıdığı operadan hoşlanan tek kişi.Tom is the only person Mary knows who enjoys opera.
Tom Mary'ye şefkatli bir öpücük verdi.Tom gave Mary a tender kiss.
Tom Mary'nin yanağına bir öpücük kondurdu.Tom gave Mary a peck on the cheek.
Tom Mary'nin onu öpmesine izin vermek niyetinde değildi.Tom didn't intend to let Mary kiss him.
Tom'un Mary'yi öptüğünü gördüm.I saw Tom kiss Mary.
Tom'un Mary'yi yanağından aceleyle öptüğünü gördüm.I saw Tom give Mary a peck on the cheek.
Tom Mary'yi yalnız bulur bulmaz, onu öpmeye başladı.As soon as Tom got Mary alone, he started kissing her.
Mary'yi öptükten sonra, Tom işe gitti.After kissing Mary, Tom left for work.
O aniden bana bir öpücük verdi.She gave me a kiss suddenly.
Polisi büyük bir uyuşturucu operasyonunu ortaya çıkardı.The police uncovered a major drug operation.
Tom Mary'nin onu niçin Fransız öpücüğüyle öpmeyeceğini merak etti.Tom wondered why Mary wouldn't French kiss him.
Tom Mary'yi kucakladı ve yanağından öptü.Tom gave Mary a hug and a kiss on the cheek.
Bükemediğin bileği öpmelisin.If you can't beat them, join them.
Anne çocuğu öptü.The mother kissed the child.
Tom Mary'nin onu öpüp öpmeyeceğini merak etti.Tom wondered if Mary was going to kiss him.
Tom o anda orada Mary'yi öpmek istedi.Tom wanted to kiss Mary then and there.
Tom Mary'nin operadan ne kadar nefret ettiğini bildiğini düşündü.Tom thought Mary knew how much he hated opera.
Tom abanıp Mary'yi öpme cazibesine direndi.Tom resisted the temptation to lean over and kiss Mary.
Tom Mary'yi öpme dürtüsüne direndi.Tom resisted the impulse to kiss Mary.
Tom asla Mary'yi öpmedi.Tom has never kissed Mary.
O kadar çok buluşmadan sonra, sonunda öpüştüler.After so many dates, they finally kissed.
Birbirimizi öptük.We kissed each other.
Bıyıksız bir öpücük bir kase tuzsuz çorba gibidir.A kiss without a mustache is like a bowl of soup with no salt.
Tom bir öpücük almayı umuyordu.Tom was hoping to get a kiss.
Tom Mary'nin onu öpeceğini umuyordu.Tom was hoping that Mary would kiss him.
Tom Mary'yi öpmeye çalıştı.Tom tried to kiss Mary.
O bizi yanağımızdan öptü ve bize iyi bir gece diledi.She kissed us on the cheek and wished us a good night.
Onu öpmek büyülü, unutulmaz bir andı.Kissing her was a magical, unforgettable moment.
Tom herkesin içinde Mary'yi öpmekten daha iyisini biliyordu.Tom knew better than to try to kiss Mary in public.
Ben öpmüyorum ve söylemiyorum.I don't kiss and tell.
Bana bir dondurma alırsan seni bir öperim.If you buy me an ice cream, I'll kiss you.
Hey öpücüğünü unuttun. Üzgünüm, anahtarlarınız.Hey, you forgot your kiss. Sorry, your keys.
Kurtarma operasyonuna "Tomodachi Operasyonu" adı verildi.The rescue operation was called "Operation Tomodachi".
Lütfen biraz daha yavaş öper misin?Could you please kiss a little bit more slowly?
Dünyadaki tek gerçek dil öpücüktür.The only true language in the world is a kiss.
Şu ana kadar öptüğüm ilk kızdı.She was the first girl I'd ever kissed.
Tom şimdiye kadar Mary'yi öpen ilk çocuktu.Tom was the first boy that ever kissed Mary.
Şu ana kadar Mary'yi öpen ilk delikanlı Tom'du.The first boy to ever kiss Mary was Tom.
Tom Mary tarafından asla öpülmedi.Tom has never been kissed by Mary.
Tom Mary'yi öpmek istedi fakat denemek için cesareti yoktu.Tom wanted to kiss Mary, but he didn't have the nerve to try.
Beni öpmeni istiyorum.I want you to kiss me.
Beni öpmenizi istiyorum.I want you to kiss me.
Üç yaşındaki yeğenim beni yanaktan öptü.My three-year-old niece kissed me on the cheek.
Onu ben bile öpmedim.I didn't even kiss her.
Onu operasyon odasına götür.Take her to the OR.
Utanmadan onu ağızdan öptü.She kissed him without shame, on the mouth.
Beth o çok kirli olduğu için Chris'in kendini öpmesine izin vermeyecek.Beth won't let Chris kiss her because he's very dirty.
Beth, o son derece kirli olduğu için Chris'in kendisini öpmesine izin vermeyecek.Beth won't allow Chris to kiss her because he's awfully dirty.
Arabanın arka koltuğunda bir kızı öperken yakaladı.He got caught kissing a girl in the back seat of the car.
Beni öptüğünde bana karşı dürüst olduğunu hissettim.When she kissed me, I felt she was honest with me.
Tom Mary'nin elini öptü.Tom kissed Mary's hand.
Tom Mary'yi dudaklarından öptü.Tom kissed Mary on the lips.
Tom, Mary'yi dudaklarından öptü.Tom kissed Mary on the lips.
Ne kadar uğraşırsam uğraşayım, o öpücüğü unutamam.No matter how I try, I can't forget that kiss.
Onunla ne zaman karşılaşsam içimden onu öpmek geliyor.Whenever I meet her, I get the desire to kiss her.
O, bu suçlamayı reddediyor ve sadece bir öpücükten bahsediyor.He denies this accusation and speaks only of a kiss.
O, nişanlısını öpebilir.He can kiss his fiancée.
Gelini öpebilirsin.You may kiss the bride.
Gelini şimdi öpebilirsiniz.You may now kiss the bride.
Neden beni öptün?Why did you kiss me?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod