Ana içeriğe geç
Sözlük

önemsiz ile cümle

önemsiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bazı jüri, 'önemli' yazdı ve bazı 'önemsiz'Sommige van de jury schreef het op 'belangrijk,' en een aantal 'onbelangrijke'.
Bazı jüri, 'önemli' yazdı ve bazı 'önemsiz'Unele dintre juriului a scris-o jos "important", şi unele "lipsite de importanţă."
Bazı jüri, 'önemli' yazdı ve bazı 'önemsiz'Μερικοί από τους ενόρκους το έγραψε κάτω "σημαντικό", και κάποια "ασήμαντα".
Bazı jüri, 'önemli' yazdı ve bazı 'önemsiz'Деякі з присяжних записав "важливо" і деякі "неважливо".
Bazı jüri, 'önemli' yazdı ve bazı 'önemsiz'Некоторые из присяжных записал "важно" и некоторые "неважно".
Bazı jüri, 'önemli' yazdı ve bazı 'önemsiz'Част от журито го е написал "важни" и някои "маловажно."
Bazı jüri, 'önemli' yazdı ve bazı 'önemsiz'המילה נשמע הכי טוב. חלק המושבעים רשם 'חשוב' וכמה "חשובים".
Bazı jüri, 'önemli' yazdı ve bazı 'önemsiz'بدا أفضل كلمة. كتب بعض من لجنة التحكيم عليه "مهمة" وبعض "غير مهم".
Bazı jüri, 'önemli' yazdı ve bazı 'önemsiz'といくつかの'重要でない。" アリスは、彼女が彼らのスレートに目を通すのに十分近くだったので、これを見ることができました;'が、それ
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Acum, flautele pot parea ... distributia flautelor poate parea un caz banal.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Bien, las flautas pueden parecer... la distribución de flautas puede parecer un caso insignificante.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Fluiten lijken... de verdeling van fluiten lijkt een triviale zaak.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Jetzt mögen Flöten und die Verteilung von Flöten belanglos sein.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.자, 플룻을 나누는 일은 아마 하찮은 사례같이 보일겁니다.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.La distribution de flûtes peut sembler un exemple futile.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Nå, fløjter kan virke ... fordelingen af fløjter kan virke som et trivielt tilfælde.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Những cây sáo hay sự phân phối sáo dường như là một trường hợp nhỏ nhặt.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Nos, a furulyák talán...a furulyák elosztása triviálisnak tűnhet.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Ora bem, as flautas podem parecer... a distribuição das flautas pode parecer um assunto trivial.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Ora, i flauti potrebbero... la distribuzione di flauti potrebbe sembrare una questione triviale.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Przydział fletów może wydawać się trywialnym zagadnieniem.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Rozdělování fléten může vypadat jako jednoduchý případ.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Sekarang, seruling bisa dibilang .. pembagian seruling kasus yang sepele.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Τώρα τα φλάουτα... μάλλον η διανομή των φλάουτων μπορεί να φαίνεται μια απλή υπόθεση.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Так вот, флейты, раздача флейт, может показаться несущественной проблемой.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.Флейтите може да изглеждат... разпределението на флейти може да изглежда тривиален случай.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.עכשיו, חלילים יכולים להראות...חלוקת החלילים יכולים להראות כמקרה קל ערך.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.الآن، ربما تبدو المزامير...توزيع المزامير ربما تبدو قضية ساذجة.
Belki flüt konusu... flüt dağıtımı konusu sizlere önemsiz gelmiştir.取るに足りない問題のように思える 次に 正義に関する議論の
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.나는 사도 중에 지극히 작은 자라 내가 하나님의 교회를 핍박하였으므로 사도라 칭함을 받기에 감당치 못할 자로라
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.Nebo já jsem nejmenší z apoštolů, kterýž nejsem hoden slouti apoštol, protože jsem se protivil církvi Boží.
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.Vì tôi là rất hèn mọn trong các sứ đồ, không đáng gọi là sứ đồ, bởi tôi đã bắt bớ Hội thánh của Ðức Chúa Trời.
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.и ако Христос не е бил възкресен, суетна е вашата вяря, вие сте още в греховете си.
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.Ибо я наименьший из Апостолов, и недостоин называться Апостолом, потому что гнал церковь Божию.
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.Я бо останнїй з апостолів, котрий недостоєн зватись апостолом, бо гонив церкву Божу.
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.כי אני הצעיר בשליחים ואינני כדי להקרא שליח באשר רדפתי את קהל האלהים׃
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.لاني اصغر الرسل انا الذي لست اهلا لان أدعى رسولا لاني اضطهدت كنيسة الله.
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.我 原 是 使 徒 中 最 小 的 、 不 配 稱 為 使 徒 、 因 為 我 從 前 逼 迫 神 的 教 會
Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.我 原是 使徒 中 最 小 的 、 不配 稱為 使徒 、 因為 我 從前 逼迫 神 的 教會
Benim merakım önemsizdir.Nemohu ukojit svou zvědavost.
Benim merakım önemsizdir.Nem tudom visszatartani a kíváncsiságomat.
Benim merakım önemsizdir.Nie mogę powstrzymać swojej ciekawości.
Benim merakım önemsizdir.Nu pot sa-mi retin curiozitatea.
Benim merakım önemsizdir.Δεν μπορώ να συγκρατήσω την περιέργειά μου.
Benim merakım önemsizdir.Я не могу удержать своё любопытство.
- Benim ne düşündüğüm önemsiz.- Det är oviktigt.
- Benim ne düşündüğüm önemsiz.- Det er ligegyldigt...
- Benim ne düşündüğüm önemsiz.- Eso es irrelevante.
- Benim ne düşündüğüm önemsiz. - Hemen yapmalıyız. - İyi.Dat doet er niet toe. - 't Moet nu.
- Benim ne düşündüğüm önemsiz. - Hemen yapmalıyız. - İyi.Dobbiamo farlo subito.
- Benim ne düşündüğüm önemsiz. - Hemen yapmalıyız. - İyi.Il faut le faire.
- Benim ne düşündüğüm önemsiz. - Hemen yapmalıyız. - İyi.نحتاج لفعله الآن حسناً
- Benim ne düşündüğüm önemsiz. - Hemen yapmalıyız.- Musimy to zrobić teraz.
- Benim ne düşündüğüm önemsiz. - Hemen yapmalıyız.-Phải làm ngay thôi.
- Benim ne düşündüğüm önemsiz. - Hemen yapmalıyız.- Trebuie să o facem, acum.
- Benim ne düşündüğüm önemsiz.- Meine Meinung zählt nicht.
- Benim ne düşündüğüm önemsiz.-Na tom nezáleží.
- Benim ne düşündüğüm önemsiz.Ni pomembno, kaj mislim.
- Benim ne düşündüğüm önemsiz.Pendapatku tidak relevan.
- Benim ne düşündüğüm önemsiz.-Sillä ei ole merkitystä.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod