Çocuklar piyasa için çok önemlidir.Children are very important for the market.
Köpek çok önemlidir.The dog is very important.
Vandalizm, şehrin bu bölümünde önemli bir sorundur.Vandalism is a significant problem in this part of the city.
Irkçılık ve homofobi hala profesyonel futbolda önemli sorunlardır.Racism and homophobia are still major problems in professional football.
Tom önemli evraklarını kahverengi bir deri çantada tutar.Tom keeps his important papers in a brown leather case.
Ben neden Tom'u önemsemeliyim?Why should I care about Tom?
Neden Tom'un yaptığını önemsemeliyim?Why should I care about what Tom did?
2.30'a kadar Tom Jackson'ın ofisine gitmemiz kesinlikle çok önemlidir.It's absolutely vital that we get to Tom Jackson's office by 2:30.
Önemli misiniz?Are you important?
Dostluk aşktan daha önemli midir?Is friendship more important than love?
Arkadaşlık aşktan daha mı önemli?Is friendship more important than love?
Aşk dostluktan daha önemli midir?Is love more important than friendship?
Çalışma daha önemli.Work is more important.
Bu önemli olmalı.This must be important.
Bu muhtemelen önemli.This is likely important.
Arkadaşlar onun için çok önemlidir.Friends are very important to him.
Tom ile konuşmak senin için neden bu kadar önemli?Why is it so important for you to talk to Tom?
Tom'la konuşmak senin için neden bu kadar önemli?Why is it so important for you to talk to Tom?
Tom'a bunun önemli olduğunu söyle.Tell Tom it's important.
Lütfen Tom'a bunun önemli olduğunu söyle.Please tell Tom it's important.
Tom'a toplantının ne kadar önemli olduğunu söyle.Tell Tom how important the meeting is.
Tom'a söyleyecek önemli bir şeyim var.I have something important to tell Tom.
Neredeyse önemli haberi sana söylemeyi unutuyordum.I almost forgot to tell you the big news.
Tom'a söyleyecek çok önemli bir şeyim var.I have something very important to tell Tom.
Onlar temizliğe büyük önem verdi.They attached great importance to cleanliness.
Bağlam çok önemli.Context is very important.
Riskleri açıklamak çok önemli.Explaining the risks is very important.
Bu sadece önemli olmayan bir şey hakkında aptalca bir dövüştü.It was just a stupid fight about something that didn't matter.
Onun önemsediği tek şey paradır.The only thing he cares about is money.
Tom yaşamının en önemli telefon görüşmesini yapmak üzereydi.Tom was about to make the most important phone call of his life.
Bu önemli bir film.This is an important film.
Sana söylemek zorunda olduğum şey çok önemli.What I have to tell you is very important.
Tom önemli evraklarını güvenli bir kasada saklıyor.Tom keeps his important papers in a safety deposit box.
Tom önemli evraklarını kiralık kasada saklıyor.Tom keeps his important papers in a safety deposit box.
Gerçekten önemli olan tek şey artık güvende olman.The only thing that really matters is that you're safe now.
Şimdi yapacak en önemli şey sakin kalmamızdır.The most important thing to do now is for us to remain calm.
Şimdi yapabileceğin en önemli şey sakin kalmaktır.The most important thing you can do now is to remain calm.
Şu anda önemli olan Tom'un söylediklerini dinlemendir.What's important now is that you listen to what Tom says.
Avukat toplantıda önemli bir kağıt verdi.The lawyer gave an important paper at the conference.
Biz önemseriz.We care.
Arkadaşlığımız benim için çok önemli.Our friendship is very important to me.
Marsilya, Fransa'nın çok önemli bir limanıdır.Marseille is a very important port of France.
Nil'in periyodik taşkınları Mısır için çok önemlidir.The periodic flooding of the Nile is very important to Egypt.
Önemli bir randevuyu kaçırdı.He missed an important appointment.
Spor onun hayatında önemli bir rol oynar.Sport plays an important role in his life.
O önemli bir şey değildi.It was nothing important.
Başka hiçbir şey gerçekten önemli değil.Nothing else really matters.
Ben önemli bir şey kestim mi?Did I interrupt something important?
Önemli bir şeyi yarıda kesiyor muyum?Am I interrupting something important?
Tom'un bilgisayarı çöktü ve o bir miktar önemli belgeleri kaybetti.Tom's computer crashed and he lost a number of important documents.
Kadınlar da savaş sırasında önemli bir rol oynadı.Women also played an important role during the war.
O önemli olabilir.That could be significant.
O önemli bir andı.It was a significant moment.
Bunlar önemli olabilir.These might be significant.
Bu önemli bir değişiklik.This is a significant change.
Tom önemli bir karar aldı.Tom has made a significant decision.
Önemli bir fark görmüyorum.I don't see any significant difference.
Onun önemli olabileceğini düşünmüyor musun?Don't you think that might be significant?
Önemli bir hasar olduğunu sanmıyorum.I don't think there's any significant damage.
Tom'un Fransızcası önemli oranda gelişti.Tom's French has improved significantly.