Söyleyecek çok önemli bir şeyim var.I've got something very important to say.
Ne söylediğin onu nasıl söylediğinden daha önemlidir.What you say is more important than how you say it.
Eğer o onun hakkında bilmiyorsa, öyleyse o önemli değil.If he doesn't know about it, then it doesn't matter.
Gübrelemek önemlidir.Composting is important.
Tom'un ne düşündüğü benim için o kadar çok önemli değil.What Tom thinks doesn't matter all that much to me.
Nasıl dinleyeceğini bilmek önemlidir.It is important to know how to listen.
Yumurta sarısı önemli A vitamini kaynaklarından biridir.Egg yolk is one of the major sources of vitamin A.
Her insan kendi gözünde önemlidir.Every man is important in his own eyes.
Ben kimim? Bu gerçekten en önemli soru.Who am I? That's really the most important question.
Aşk hayatına özellikle dikkat etmen önemlidir.It is important to pay special attention to your love life.
Bu parça önemli bir anahtardır.This piece is in a major key.
Bu konuşma çok önemlidir.This speech is very important.
Balık insanlar için önemli bir besin kaynağıdır.Fish is an important food source for people.
Tartışacak daha önemli konularımız var.We have more important matters to discuss.
Görüşecek önemli meselelerimiz var.We have important matters to discuss.
Ne kadar kötü hissettiğin önemli değil, vazgeçme.No matter how bad you feel, don't give up.
Eylemler kelimelerden daha önemlidir.Actions are more important than words.
Bu ilginç ama önemli değil.That's interesting, but not important.
Hayır, bir havuç ondan sonra bir ünlem işareti gerektirecek kadar önemli değildir.No, a carrot is not important enough to need an exclamation mark after it.
Kesinlik matematikte önemlidir.Precision is important in math.
Emily güzelliğini önemsiyor.Emily cares about her beauty.
Bilim adamları buluşun önemli olduğunu düşünüyor.Scientists consider the invention to be important.
Önemli bir fark var.There is one significant difference.
Önemli bir şeyden bahsetmeyi unuttum.I forgot to mention something important.
O not defterinde önemli notlar vardı.There were important notes in that notebook.
Zamanlama çok önemli olacak.The timing will be crucial.
O önemli olmazdı.It wouldn't have mattered.
Önemli olan bu, değil mi?That's what matters, right?
Önemli olan da bu, öyle değil mi?That's what matters, right?
Tom için sadece güzel bir yüz önemlidir.To Tom, only a pretty face counts.
Benim için toplumun sevgisi paradan daha önemlidir.The love of the community is more important to me than money.
İsrail, dünyadaki en önemli yüksek teknoloji merkezlerinden biri haline gelmiştir.Israel has become one of the most important high-tech centers in the world.
Yarın, çok önemli bir karar vermek zorundayım.Tomorrow, I have to make a very important decision.
Ben onu çok önemsiyorum.I care about him very much.
Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Bilgi sınırlıdır.Imagination is more important than knowledge. Knowledge is limited.
Senin için önemli bir misyonum var.I have an important mission for you.
Birbirimizi seviyoruz ve önemli olan da bu.We love each other and that's all that matters.
Birbirimizi seviyoruz ve önemli olan tek şey bu.We love each other and that's the only thing that matters.
Senin arkadaşlığın önemli.Your friendship is important.
Avustralya'nın önemli ihracatlarından bazıları nelerdir?What are some of Australia's major exports?
Hayatta en önemli şey yeterli paraya sahip olmaktır.The most important thing in life is having enough money.
O önemli, neredeyse kilit rol oynamaktadır.He plays an important, almost pivotal, role.
Yarın son derece önemli bir toplantım var.I have an extremely important meeting tomorrow.
Seninle önemli bir şey hakkında konuşmak zorundayım.I have to speak to you about something important.
Bunun gerçekten önemli olmadığını biliyorum.I know that this doesn't really matter.
Neyin gerçekten önemli olduğunu biliyorum.I know what really matters.
Çok önemli bir telefon görüşmesi yapmak üzereyim.I'm about to make a very important phone call.
Birçok ebeveynler çocuklarının yüzmeyi öğrenmelerinin önemli olduğunu düşünürler.Many parents think it's important for their children to learn how to swim.
Burada yapacak önemli bir işimiz var.We have an important job to do here.
Tom her zaman gerçekten çok önemli olmayan şeyler hakkında endişe eder.Tom always worries about things that don't really matter very much.
Tom eğitimin önemli olduğunu düşündüğünü söyledi.Tom said that he thought that education was important.
Tom'un mutluluğu benim için dünyadaki her şeyden daha önemli.Tom's happiness means more to me than anything else in the world.
Önemli şey katılmaktır.The important thing is to participate.
O sorunun önemini fark etmedim.I didn't realize the importance of that problem.
Sürücü yorgunluğu araba kazaları önemli bir nedenidir.Driver fatigue is a major cause of car accidents.
Tom önemli bir keşif yaptı.Tom made an important discovery.
Bu sözlükteki tüm kelimeler önemlidir.All of the words in this dictionary are important.
Tom kişiliğin görünüşlerden daha önemli olduğunu düşünüyor.Tom thinks that personality is more important than looks.
Mary görünüşlerin kişilikten daha önemli olduğunu düşünüyor.Mary thinks that looks are more important than personality.
Görünüş neden bu kadar önemli?Why is appearance so important?