öncelikli ile cümle

öncelikli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Motosiklet kaskı, motosiklette en öncelikli koruma aracıdır.Den forreste affjedring er den vigtigste del af en motorcykel.
Dolayısıyla etkili bir koruma birincil öncelikliliktir.I de høje styrker en sikkerheden førsteprioritet.
Fakat öncelikli hedef Berlin'i almaktı.Deres viktigste mål var Berlin.
Yine öncelikli hedefi Konstantinopolis'in fethedilmesiydi.Målet til disse var å gjenerobre Konstantinopel.
Figür her zaman öncelikli konusu oldu.Første stopp bør alltid være dokumentasjonen.
19. ve 20. yüzyılın başlarında doğu Küba, öncelikli olarak coffea yetiştiriciliğiyle ilgilenmekteydi.Pada abad ke-19 dan awal abad ke-20, timur Kuba utamanya terlibat dalam penanaman coffea.
Epinefrin (adrenalin) anafilaksi için öncelikli tedavi yöntemidir.Epinefrin (adrenalin) adalah obat pilihan pada anafilaksis.
Öncelikli hedefi Belgrad (eski Macarca Nándorfehérvár) şehrinin sınır kalesiydi (Macarca végvár).Tujuan utamanya adalah benteng perbatasan di kota Beograd (dalam Hongaria lama Nándorfehérvár).
V-PVO'daki görevi eskimiş Suhoy Su-15 ve Tupolev Tu-28in yerini alarak öncelikli olarak önleme göreviydi.Pemakaiannya di V-PVO adalah sebagai interseptor, menggantikan Sukhoi Su-15 and Tupolev Tu-28.
Stavrakios'un durumu, ardılını öncelikli hale getirdi, sarayda iki hizip ortaya çıktı.Masalah suksesi Stavrakos dianggap mendesak dan dua faksi muncul di istana.
Petroglyph Games, öncelikli olarak RTS oyun geliştirmedeki gücü ve tecrübesiyle tanınır.Petroglyph dikenal untuk pengalamannya dalam pembuatan permainan RTS.
Eğitim, sağlık ve çevre konuları sosyal sorumluluğun öncelikli konularıdır.Masalah lingkungan dan keselamatan juga menjadi pembicaraan utama.
Henüz konusu öncelikli olarak kelime ve imajlarla oynamaktı.Mereka mulai merepresentasikan benda-benda dengan kata-kata dan gambar.
Ancak Agiad hanedanı daha eskiye dayandığından törensel olarak daha öncelikli olarak kabul edilirdi.Sehingga ia lebih didahulukan terhadap jihad yang hukumnya hanya fardhu kifayah.
Öncelikli var olan karakterler genellikle askerlerdir.Karakter utama yang diangkat Ng umumnya adalah perempuan.
Hitler ve generalleri hangi konuların öncelikli olduğu konusunda anlaşamadılar.Hitler và các tướng lĩnh của ông ta đã từng tranh cãi về việc ưu tiên cái nào trong ba mục tiêu trên.
Rusya Federasyonu'nun emir ve madalyaları eşliğinde giyildiğinde, ikincisi önceliklidir.Nếu cùng đeo với huy chương của Liên bang Nga thì cái sau được ưu tiên.
Ama Bolşevik hükümetinin öncelikli eylemi Rusya’yı I. Dünya Savaşı’ndan çekip kurtarmaktı.Nhưng trước hết, chính phủ Bolshevik mới cần đưa nước Nga ra khỏi Chiến tranh thế giới thứ nhất.
Metro planlayıcıları sistemi yolcu güvenliği ve bakım düzenini öncelikli tutarak tasarlamışlardır.Trong khi đó dự án tàu điện ngầm lại gây lo ngại về sự an toàn và sức khoẻ cho hành khách.
Meclis'in öncelikli görevi ve yetkisi yasama yetkisidir.Quan trọng nhất trong số các quyền hạn và nghĩa vụ của Nghị viện là thông qua các dự luật.
Öncelikli olarak yiyeceği parçalara ayırmak için tutmaya yararlar.Chúng được sử dụng chủ yếu để nghiền nhỏ thức ăn trong quá trình nhai.
Taylor ise öncelikli olarak üretim zamanını azaltmayı ele almıştır.テイラーは、主に工程所要時間の短縮に努めた。
Öncelikli (Priority) Aynı gün içinde.初勝利も同日。
Onun tartıştığı insan doğasının bu diğer yönleri (öz etkinliği gibi) bu nedenle bu önceliklilere bağımlıdır.何者かの命令よりも自分の楽しみを優先するタイプでもある。
Öncelikli faaliyetleri internet pornografisidir.活動は主にネット上が中心。
Öncelikli alanları Yürütme Kurulu belirler.優先座席ステッカーを大型化。
Tefsir tarihi Kur'an'la kurulan ilişkinin onun öncelikli olarak metin olarak görüldüğünü göstermektedir.『ファーストコンタクト』で誘惑されたデータは、一瞬とは言え彼女に魅力を感じたようだ。
Metro planlayıcıları sistemi yolcu güvenliği ve bakım düzenini öncelikli tutarak tasarlamışlardır.地鐵規劃者以乘客安全及秩序維護作為優先考量。
Meclis'in öncelikli görevi ve yetkisi yasama yetkisidir.议会的主要职能是立法。
Chibnall ve Strevens, farklı bir yapım ekibine sahip olmanın öncelikli olduğunu belirtti.奇布諾爾和斯特裏文表示看重製作團隊的多樣性。
Öncelikli (Priority) Aynı gün içinde.同月,参加《天天向上》。
Albüm öncelikli olarak Bush yönetiminin Terörizmle Savaş'ı idare etmesinin eleştirileri üzerinde yoğunlaştı.此唱片主要聚焦于对Bush政府处理“反恐怖袭击事件”的批判。
Rusya Federasyonu Emirleri veya madalyaları eşliğinde giyilirse, bu madalya önceliklidir.如果佩戴了其它俄罗斯联邦勋章或奖章,后则者具有优先权。
Odaklanmaları öncelikli olarak onun iOS köprüsüne dayanıyordu.他们的关注重点将主要集中在iOS bridge。
Koalisyon güçlerinin öncelikli hedefi Irak'ın hava gücü ve hava savunma sisteminin yok edilmesiydi.盟軍的首要目標是摧毀伊拉克的空軍和防空設施。
Böcekler öncelikli olarak bitki yiyicisidirler.食蟲動物是指以昆蟲為主食的肉食動物。
Motosiklet kaskı, motosiklette en öncelikli koruma aracıdır.急救單車隊另一特色是所使用的主要車輛為單車。
Uçuş için öncelikli olan malzemelerdendir.이는 저비용 항공사 중에서 최초로 제휴한 것이다.
NA’nın beşinci geleneğinde “her grubun öncelikli amacı mesajı halen acı çeken bağımlıya taşımaktır” der.5 전통 : 각 그룹의 유일한 근본 목적은 아직도 고통 받고 있는 알코올중독자들에게 메시지를 전하는 것이다.
Henüz konusu öncelikli olarak kelime ve imajlarla oynamaktı.그는 처음으로 속명과 추가적인 단어들로 이루어진 종명을 일관성 있게 사용했다.
Yörüngedeki Mir'in öncelikli amacı uzayda geniş ve yaşanabilir bir bilimsel laboratuvar sağlamaktır.미르의 목적은 크고 거주가능한 우주 과학 실험실을 제공하는 것이었다.
Öncelikli eğilimi kadın tarihinin yeniden oluşturulmasıdır.여성전사의 위대함, 새 역사를 개척하다.
Film çekimleri öncelikli olarak Portland Oregon'da yapıldı.עלילת הסרט מתרחשת בעיקר בפורטלנד שבאורגון.
Birliğin öncelikli amacı yarışlardaki güvenlik standartlarının artırılmasıydı.מטרתם הייתה להעלות את סוגיית הבטיחות באימונים לראש סדר היום.
Taylor ise öncelikli olarak üretim zamanını azaltmayı ele almıştır.בחייה, מילר עשתה מעט כדי לקדם את עבודת הצילום שלה.
Vali, James kardeşlerin yakalanmasını en öncelikli görevi olarak belirlemişti.קריטנדן מיקם את תפיסתם של האחים ג'יימס בראש סדר עדיפויותיו.
Fakat öncelikli hedef Berlin'i almaktı.Първостепенната цел, обаче, е да се превземе Берлин.
Yazılarında birkaç dil kullandı, fakat öncelikli olarak Latince, Fransızca ve Almanca dillerinde yazdı.Той пише на няколко езика, но най-вече на латински, френски и немски.
Epinefrin (adrenalin) anafilaksi için öncelikli tedavi yöntemidir.Адреналинът е основното лечение за анафилаксия.
Öncelikli tedavi yöntemi epinefrin enjekte edilmesidir ve enjeksiyon bazen başka ilaçlarla birleştirilebilir.Основното лечение е инжектиране на адреналин, който понякога се комбинира с други лекарства.
Bu aşama ahlaki ikilemler sırasında öncelikli olarak meydana gelir.Този втори етап започва при трагични обстоятелства.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Световната банка е изложила като своя цел намаляването на бедността.
Öncelikli olarak yiyeceği parçalara ayırmak için tutmaya yararlar.Те се използват предимно за размачкване на храната преди преглъщане.
Vizigot soylularının birçoğu Müslüman oldu ve yeni toplumdaki öncelikli pozisyonlarını korudular.Većina vizigotskog plemstva prelazi na islam i dobivaju privilegirani položaj u novom društvu.
Yörüngedeki Mir'in öncelikli amacı uzayda geniş ve yaşanabilir bir bilimsel laboratuvar sağlamaktır.Svrha ove stanice bila je omogućiti veliki i naseljivi znanstveni laboratorij u svemiru.
Öncelikli tedavi yöntemi epinefrin enjekte edilmesidir ve enjeksiyon bazen başka ilaçlarla birleştirilebilir.Lijek prvog izbora je injekcija adrenalina, koji se ponekad daje u kombinaciji s drugim lijekovima.
Albüm öncelikli olarak Bush yönetiminin Terörizmle Savaş'ı idare etmesinin eleştirileri üzerinde yoğunlaştı.Album je u potpunosti bio posvećen kritiziranju Busheve vladavine i rata u Iraku.
Ancak öncelikli hedefimiz düşmanı yenmektir.Cilj bitke je poraziti protivnika.
Henüz konusu öncelikli olarak kelime ve imajlarla oynamaktı.Misal je bogato iluminiran slikama i inicijalima.
Ancak hastanın genel durumuna bakılarak hayatta kalmasının sağlanması öncelikli konudur.Najvažnija će mi briga biti zdravlje mojega pacijenta.

İlgili Sayfalar