öncelikli ile cümle

öncelikli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Şimdi Genişlik Öncelikli Arama'ya geri dönelim.Now back to Breadth First Search.
Ucuzluk Öncelikli için de aynısı geçerli.Same with cheapest first.
Ancak Derinlik Öncelikli Arama böyle değil.But not so for depth-first search.
Yani, Derinlik Öncelikli Arama tam değildir.So, depth-first search is not complete.
Her zaman önceliklidirAnd then the parentheses, just no matter what, always take priority.
Ancak diğer bir bilgi kaynağı daha var, daha etkili ve öncelikli bir bilgi.But there's another source of information, and that's effectively prior knowledge.
Açgözlü En İyi Öncelikli Arama (Greedy Best-First Search) denen algoritma tam olarak bunu yapıyor.Now an algorithm called greedy best-first search does exactly that.
Öncelikli sorumluluğumun, ülkemizdeki insanların güvenliğini sağlamak olduğunu kabul ediyorum.I do agree that my responsibility is first of all to make sure that people in our country are safe.
"En İyi Tahmini Toplam Yol Maliyeti Öncelikli" de denebilir, ama A-Yıldız (A*) adı gelenekseldir.It could be called "best estimated total path cost first," but the name A* is traditional.
Çünkü öncelikli olarak, ruh görünür bir şey değil.Because first of all, soul is not visible.
ÖNCELİKLİ HEDEFLERİ GÜNEŞ SİSTEMİNİN 4 DEV DIŞ GEZEGENLERİ OLANÖNCELİKLİ HEDEFLERİ GÜNEŞ SİSTEMİNİN 4 DEV DlŞ GEZEGENLERİ OLAN
Dikkate alınması gereken öncelikli dördüncü sorun sıtma - sıtmayla başa çıkma.The fourth best problem is malaria -- dealing with malaria.
İncelemek istediğim ilk algoritma Genişlik Öncelikli Arama (Breadth-First Search)The first algorithm I want to consider is called Breadth-First Search.
Akrabalar (mirasta) Allah'ın Kitabı’na göre, birbirlerine (mirasta) önceliklidir.But family members are nearer to one another in the Book of God.
ALLAH'ın Kitabına göre akrabalar birbirlerine önceliklidir.But family members are nearer to one another in the Book of God.
Öncelikli Durumunu & Seç/ SeçmeToggle & Preferred
ALSB Öncelikli (LSB)Bit Order
AMSB Öncelikli (MSB)ALeastSignificant (LSB)
LSB ÖncelikliLSBFirst
MSB ÖncelikliMSBFirst
Düşük Öncelikli İletilerCommentLow Priority Messages
Mevcut kartı öncelikli olarak işaretleyinMark current card as preferred
Şimdi kullanılabilir duruma gelen ve daha yüksek öncelikli olan% 1 aygıtına geçiliyor.Switching to the audio playback device %1 which just became available and has higher preference.
Belge, amacın daha ziyade acil eylem gerektiren öncelikli öğeleri vurgulamak olduğunu belirtiyor.Rather, it added, the purpose is to highlight priority items for immediate action.
SETimes: Şu anda hangi davalar öncelikli?SETimes: Which cases have priority at the moment?
Seçim suçu davaları da öncelikli.Election offence cases are also a priority.
Belgrad için en öncelikli konu, kaçırılan ve kayıp kişiler sorunu olacak tabii ki.The question of the kidnapped and missing will certainly be the highest priority for Belgrade.
Tasarruf Bankası, INSIG ve Albtelekom, hala hükümet için öncelikli sektörler arasında yer alıyor.The Savings Bank, INSIG and Albtelekom still remain high priorities for the government.
Balkanlar, Türkiye açısından yüksek öncelikliBalkans viewed as top priority for Turkey
Buna karşılık öncelikli olarak büyümeye odaklanmak, diğer hedeflere zarar verecektir.By contrast, a primary focus on growth would harm the other goals.
Ulaştırma ve enerji projeleri de öncelikli durumlarını sürdürecekler.Transport and energy projects will also remain priorities.
Sosyal ihtiyaçlar, eğitim, bilim ve altyapının yanında öncelikli alanlar arasında yer alıyor.Social needs are a priority area, along with education, science and infrastructure.
Tiran ve Priştine arasındaki ulaşım süresinin kısaltılması öncelikli bir konu.Shortening the transport time between Tirana and Pristina is a priority.
Açık öncelikli olarak özelleştirme gelirleriyle kapatılacak.The deficit is to be covered mainly from privatisation income.
Enflasyon, para politikasının öncelikli hedefi haline gelir.Inflation becomes the overriding goal of monetary policy.
SETimes: Önümüzdeki altı ay için öncelikli hedefleriniz nelerdir?SETimes: What are your immediate objectives for the next six months?
Belgede, polise Roman kamplarını "öncelikli olarak" hedef alması talimatı veriliyordu.The document instructed police to target Roma camps "with priority".
Bu çocukları, en öncelikli grup olarak görüyorum.I see them as the highest priority group.
İngiltere bu saldırılarda "yüksek öncelikli" bir hedef olarak gösteriliyor.Britain is characterised as "high priority" target.
Eğitim, istihdam, sağlık ve iskan olmak üzere dört öncelikli alan üzerinde yoğunlaşılacak.The focus will be on four priority areas -- education, employment, health, and housing.
Ofis öncelikli olarak uygulama çerçevesinin belirlenmesiyle uğraşacak.The office will deal mainly with establishing the framework for implementation.
Eski Yugoslavya'daki çatışmalar nedeniyle yerlerinden edilen mültecilerin dönüşü en oncelikli konu.The return of refugees displaced by the conflict in the former Yugoslavia is a top priority.
Donör saha alanı öncelikli olarak kendi üzerine kapatılır.The donor site area is closed primarily.
Öncelikli olarak kar ile beslenir.It is fed primarily fed by snow.
Araştırmalar, öncelikli olarak sigara tütünü üzerineodaklanmıştır.[1][2]Research has focused primarily on cigarette tobacco smoking.[1][2]
Aczel'in babası, öncelikli olarak Akdeniz'e seferler yapan bir yolcu gemisinin kaptanıydı.Aczel's father was the captain of a passenger ship that sailed primarily in the Mediterranean Sea.
Bu doğal olarak Descartes ve Wallis gibi çağdaşlarla öncelikli anlaşmazlıklara yol açtı.[2]This naturally led to priority disputes with contemporaries such as Descartes and Wallis.[8]
Vikipedi'yi düzenlerken, bir editör için öncelikli olan ansiklopedinin çıkarlarını ilerletmektir.While editing Wikipedia, an editor's primary role is to further the interests of the encyclopedia.
Rusya'nın dul imparatoriçeleri, imparator eşine göre öncelikliydi.Dowager empresses of Russia held precedence over the empress consort.
Öncelikli bilgi işlemePrioritized processing
Solda, köşeleri öncelikli görüntülenen bir küp var.On the left is the cube viewed corner-first.
Tezgah seçimi, öncelikli olarak vuruş mesafesi üzerinden değerlendirilir.The choice of machine is primarily dictated by the stroke required.
Bor kimyasal bileşiklerde öncelikli kullanıma sahiptir.Boron is primarily used in chemical compounds.
Öncelikli eğilimi kadın tarihinin yeniden oluşturulmasıdır.Das primäre Interesse gilt einer Rekonstruktion der Geschichte von Frauen.
Henüz konusu öncelikli olarak kelime ve imajlarla oynamaktı.Noch ging es vorrangig um das Spiel mit Worten und Bildern.
Dünyanın en zehirli yılanları öncelikli olarak Avustralya yerlisi olan yılanlardır.Die giftigsten Schlangen der Welt sind überwiegend in Australien heimisch.
Fakat öncelikli hedef Berlin'i almaktı.Das eigentliche Ziel war Berlin.
Öncelikli (Priority) Aynı gün içinde.Erstübers.: Später am selben Tag.
Öncelikli amacı Dünya üzerindeki fakirlikle savaşmaktır.Das zweite große Ziel sei die Überwindung der weltweiten Energiearmut.
Öncelikli faaliyetleri internet pornografisidir.Sein Hauptziel war die Regulierung von Pornographie im Internet.

İlgili Sayfalar