öncelikle ile cümle

öncelikle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İyi haberler var. Öncelikle, uzun uzun bir yol katettik.Yang pertama, saya ingin mengatakan kita telah jauh mengalami kemanjuan.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Au căutat zone neconectate, adică la nord și sud, în primul rând cabluri pentru Africa.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Buscaron lugares sin cableado, y eso quería decir norte y sur, primordialmente los cables hacia África.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Co oznaczało głównie te miejsca w Afryce.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Hanno cercato zone non cablate, e questo significa a Nord o a Sud, principalmente la cablatura dell'Africa.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Hľadali nepripojené miesta, to znamená sever a juh, hlavne teda Afriku.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Họ tìm những nơi chưa được nối dây, nghĩa là phía Bắc và Nam, chủ yếu là dây cáp cho châu Phi.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Kábel nélküli helyeket kerestek, ez lehet északon vagy délen, főleg az afrikai kábelek.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Έψαξαν για μέρη χωρίς σύνδεση και αυτό σημαίνει Βόρεια και Νότια, κυρίως τα καλώδια προς την Αφρική.
Kablonun ulaşmadığı yerler aradılar ve bu da Kuzey ve Güney oluyordu, öncelikle Afrika'daki bu kablolar.Вони шукали непідключені місця, а саме на Півночі і на Півдні, щоб дійти до Африки.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.Aby opowiedzieć o raku, będę musiał... -- pozwólcie, że pokażę wam duży slajd.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.Hogy a rákról beszéljek, el kell magamnak intézni egy nagy diát.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.암에 대해 얘기하기 전에 해야할 얘기가 있습니다. 슬라이드를 보세요.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.Om over kanker te praten toon ik jullie even deze grote dia.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.Para poder hablar del cáncer, en realidad tendré que -- déjenme poner estas diapositivas.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.Pentru a discuta despre cancer, va trebui totuşi să -- permiteţi-mi să ajung la slide-ul acesta mare.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.Per parlare del cancro, devo proprio -- vediamo questa diapositiva.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.Pour parler du cancer, je vais devoir en fait -- laissez moi afficher la grande diapo ici.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.Um über Krebs sprechen zu können, Werde ich eigentlich -- die große Ansicht hier holen müssen.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.Για να μιλήσουμε για τον καρκίνο, θα πρέπει πρώτα να -- ας σας δείξω την πρώτη διαφάνεια.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.Давайте посмотрим на этот большой слайд.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.За да говоря за рака, аз всъщност ще трябва -- чакайте да покажа големия слайд сега.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.כדי לדבר על סרטן, אני למעשה הולך -- שרק אצליח להראות את השקופית הגדולה.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.من أجل الحديث عن السرطان، سأقوم بالفعل بعمل -- دعوني أحضر الشريحة الكبيرة هنا.
Kanserden bahsetmek için, aslında öncelikle-- durun şu büyük slaytı göstereyim.実際しなくてはいけないのが- ちょっとここで大事なスライドを まず違ったゲノミクスの見解を説明します
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Chúng ta không kết nối được nguồn lực với các ưu tiên.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Kita tidak menyesuaikan sumber daya dengan prioritas.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.우리는 자원과 우선 순위를 조화시키고 있지 않습니다.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Le nostre risorse non corrispondono alle nostre priorità.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Naše zdroje nesedí na naše priority.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Nem felelnek meg az erőforrásaink a prioritásainknak.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Nie dostosowujemy środków do naszych celów.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.No estamos asociando nuestros recursos con nuestras prioridades.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Nous ne faisons pas correspondre nos ressources à nos priorités.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Os nossos recursos não correspondem às nossas prioridades.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Resursele noastre nu corespund priorităților.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Unsere Prioritäten passen nicht zu unseren Ressourcen.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Vi matchar inte våra resurser med våra prioriteringar.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.We zetten onze middelen niet in volgens onze prioriteiten.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Že nedávame dokopy prostriedky podľa našich priorít.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Οι πόροι μας δεν συμβαδίζουν με τις προτεραιότητές μας.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Мы не пытаемся сравнивать наши ресурсы с нашими приоритетами.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.Ресурсите, които влагаме не съответстват на приоритетите ни.
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.איננו מתאימים את משאבינו לעדיפויותינו,
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.فنحن لا نوازن بين الموارد التي لدينا وبين تلك الاولويات
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.テロ対策を重要視するならば、
Kaynaklarımızı, önceliklerimize eşleştirmiyoruz.想起克林顿总统开始时说 美国军队只需驻扎一年,
Kendimi- öncelikle son birkaç gündür burada olmak muhteşemdi.Allereerst, het was fantastisch hier te zijn, de afgelopen dagen.
Kendimi- öncelikle son birkaç gündür burada olmak muhteşemdi.Antes de mais, tem sido fantástico estar aqui nestes últimos dias.
Kendimi- öncelikle son birkaç gündür burada olmak muhteşemdi.Először is, fantasztikus volt itt lenni az elmúlt pár napban.
Kendimi- öncelikle son birkaç gündür burada olmak muhteşemdi.Ensinnäkin, on ollut ihanaa olla täällä viime päivät.
Kendimi- öncelikle son birkaç gündür burada olmak muhteşemdi.È stato fantastico essere qui in questi giorni.
Kendimi- öncelikle son birkaç gündür burada olmak muhteşemdi.For det første, har det været fantastisk at være her i løbet af de sidste par dage.
Kendimi- öncelikle son birkaç gündür burada olmak muhteşemdi.정말 환상적이었습니다.
Kendimi- öncelikle son birkaç gündür burada olmak muhteşemdi.Po pierwsze, chciałabym powiedzieć, że to wspaniałe, że mogłam tutaj być przez ostatnie kilka dni.
Kendimi- öncelikle son birkaç gündür burada olmak muhteşemdi.Zunächst einmal finde ich es fantastisch, in den vergangenen Tagen hier dabei gewesen zu sein.
Kendimi- öncelikle son birkaç gündür burada olmak muhteşemdi.Перш за все, було фантастично провести тут ці кілька днів.
Kendimi- öncelikle son birkaç gündür burada olmak muhteşemdi.Преди всичко, чувствам, че е удоволствие да бъда тук през последните няколко дни.
Kendimi- öncelikle son birkaç gündür burada olmak muhteşemdi.Прежде всего, хочу сказать, как прекрасно было здесь находиться все эти дни.
Kendimi- öncelikle son birkaç gündür burada olmak muhteşemdi.להיות כאן בימים האחרונים.

İlgili Sayfalar