Ana içeriğe geç
Sözlük

önce ile cümle

önce kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Her şeyden önce, o adam kim?To start with, who is that man?
Öncelikle, kendinizi tanımalısınız.To begin with, you must know yourself.
Önce bu işi bitirmeliyim.I must finish this work first.
İlk önce modalar çok hızlı değişir.In the first place, fashions change very quickly.
Öncelikle,devlet tahvilleri bir bakkal dükkânı çalıştırmak için yeterli değiller.To begin with, the funds are not sufficient for running a grocery store.
Önce senin ateşini ölçelim.Let's take your temperature first.
Önce kendi işlerinle ilgilen.Tend to your own affairs first.
Lütfen önce ben konuşayım.Please let me speak first.
Önce ev ödevimizi bitirmeliyiz.We must finish our homework first.
Önce ne yapılacağına karar vermeliyiz.We should determine what is to be done first.
Önce nereye gideceğimize birlikte karar verelim.Let's decide together where to go first.
Önce nereye gitmek istersin?Where would you like to go first?
İlk önce nereye gitmek istersin?Where would you like to go first?
Lütfen ilk önce halıyı temizle.Please beat the rug, first.
Her şeyden önce onu ebeveynlerinle konuşmalısın.First of all, you should talk it over with your parents.
Ben ilk önce biraz pasta yemek istiyorum.I want to eat some cake first.
Her şeyden önce, adınızı yazın.Write your name, first of all.
Her şeyden önce, bu kitabı okumak zorundasın.First of all, you have to read this book.
Her şeyden önce, lütfen adınızı alabilir miyim.First of all, may I have your name, please?
Öncelikle, onun niçin öyle düşündüğünü anlamaya çalışacağım.First, I'll try to understand why he thinks so.
Öncelikle bu formu doldurun, lütfen.Please fill out this form first.
Mike'ın annesi evlenmeden önce büyük bir şehirde yaşadı.Mike's mother lived in a big city before she married.
Onu tam birkaç gün önce gördüm.I saw her just the other day.
Bob bitiş çizgisine ilk önce ulaştı.Bob reached the finish line first.
Bir otelde yatmadan önce, acil çıkışın nerede olduğundan emin olun.Make certain where the emergency exit is before you go to bed at a hotel.
Gitmeden önce kitaplarımı düzenlemek için vaktim yok.I have no time to put my books in order before I go.
Ben onu sanki dünmüş gibi hatırlıyorum ama aslında on beş yıl önceydi.I remember it as if it were yesterday, but in reality it was fifteen years ago.
Numarayı çevirmeden önce alıcıyı kaldırmayı unuttum.I forgot to lift the receiver before dialing the number.
Benim dolma kalem ile ne yaptın? Bir dakika önce buradaydı.What have you done with my pen? It was here a minute ago.
Paul dışarı çıkmadan önce eldivenlerini giydi.Paul put on gloves before going out.
Betty öğleden önce gelebilecek.Betty will be able to come before noon.
Evlilik teklif etmeden önce düğün planlamak arabayı atın önüne koymaktır.Planning the wedding before proposing is putting the cart before the horse.
Tıraş olmadan önce yüzümü sabunlarım.I lather my face before shaving.
Peter doktor olmayı başarmadan önce birçok zorluğun üstesinden geldi.Peter overcame a lot of difficulties before succeeding as a doctor.
Daha önce Hawaii'de bulunduğunu söylüyor.He says he has been to Hawaii before.
Otobüs beş dakika önce geçti.The bus passed five minutes ago.
Otobüs vaktinden beş dakika önce ayrıldı.The bus left five minutes ahead of time.
Biz oraya varmadan önce, otobüs hareket etmiş olacak.The bus will have started before we get there.
Otobüs az önce ayrıldı.The bus has just left.
Otobüs ne kadar süre önce ayrıldı?How long ago did the bus leave?
Önceleri rock müziği sevmezdim, fakat gittikçe daha çok beğendim.I didn't like rock music at first, but it soon grew on me.
Vikinglerin Amerika'yı keşfetmeye Kolomb öncesinde geldikleri söylenir.It is said that the Vikings preceded Columbus in discovering America.
Partiye gitmeden önce ayakkabılarını cilalamalısın.You should polish your shoes before you go to the party.
Nancy daha önce bir dev panda görmemişti.Nancy had never seen a giant panda before.
Bay Thompson İskoçya'ya geri dönmeden önce iki yıl boyunca Tokyo'da yaşamıştı.Mr Thompson had lived in Tokyo for two years before he went back to Scotland.
Tracy daha önce yemek çubuklarını hiç kullanmamıştı.Tracy had never used chopsticks before then.
Her şeyden önce, mantık kesin tanımlar gerektirir.Above all, logic requires precise definitions.
Her şeyden önce, ne yediğinize ve içtiğinize dikkat edin.Above all, be careful about what you eat and drink.
Her şeyden önce bunu yapalım.Let's do this first of all.
Önce gel, sonra konuş.Come first, talk later.
Tom ona o şiiri iki yıl önce yazdığını söyledi.Tom told her that he had written that poem two years before.
Nereye gideceğim ve ne göreceğim benim öncelikli ilgilerim.Where to go and what to see were my primary concerns.
Herhangi bir yerde caddeyi geçmeden önce iki yöne bakmak iyi bir kuraldır.It's a good rule to look both ways before you cross the street anywhere.
Biz bir yere gitmeden önce biraz para bozdurmalıyız.Before we go anywhere, we should exchange some money.
Bir yere gidersen, önce annene söylesen iyi olur.If you go anywhere, you had better tell your mother first.
Seninle daha önce karşılaştığımı düşünüyorum.I think I've met you before.
Degas 150'den fazla yıl önce doğdu.Degas was born more than 150 years ago.
İçeri girmeden önce kapıyı çal lütfen.Please knock before you come in.
Biz gitmeden önce niçin bir tane almadın?Why didn't you get one before we left?
Ondan önce kapı kapalı kaldı.The door remained closed before her.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod