Onun yeni teoriyi anlamasını sağlamak imkansızdır.It is impossible to get him to understand the new theory.
Yeni mağaza önümüzdeki hafta açılacak.The new store is going to open next week.
Yeni araba onun.The new car is hers.
Yemek onun açlığını tatmin etti.The meal satisfied his hunger.
Renk, onun saçlarıyla güzel gitti.The color went beautifully with her hair.
Altı kişi işe başvurdu ama onlardan hiçbiri işe alınmadı.Six people applied for the job, but none of them were employed.
Bilgilerin bir kısmı çok önemlidir.Some of the information is very important.
Bazı bilgiler çok önemlidir.Some of the information is very important.
Bu bilgi bizim için çok önemlidir.The information is very important to us.
Birde bu yetmezmiş gibi, onun kocası öldü.To make matters worse, her husband died.
Para ödülü, ona bir gitar satın aldırdı.The prize money allowed him to buy a guitar.
Ödül ona verilmeyecek.The prize won't be given to her.
Kanıt, bir önceki ifadeye karşılık gelir.The evidence corresponds to his previous statement.
Kanıt onun lehineydi.The evidence was in his favor.
Kanıt onu masum olduğunu kanıtladı.The evidence proved him to be innocent.
Onun çarpışma hikayesi benimkine uyuyor.His story of the collision agrees with mine.
O portre bana uzun süre önce tanıdığım birini hatırlatıyor.That portrait reminds me of someone I knew a long time ago.
Ben onun Hokkaido'dan Kyushu'ya bisikletle gittiğini duydum.I hear he traveled by bicycle from Hokkaido to Kyushu.
Çocuğa onlarla gitmesi için izin verildi.The boy was permitted to go with them.
Babası onu kurtarmaya geldiğinde çocuk boğulmak üzereydi.The boy was on the point of drowning when his father came to his rescue.
Oğlan onların kavgalarına son noktayı koydu.The boy at last put an end to their quarrels.
Bütün çocuklar ona gülmedi.All the boys didn't laugh at him.
Kızı ağır biçimde cezalandırma; onun huyuna git.Do not punish the girl severely; go easy on her.
Kız bayıldı, fakat biz onun yüzüne su döktüğümüzde o kendine geldi.The girl fainted, but she came to when we threw water on her face.
Kızla daha önce tanıştığım için onu hemen tanıdım.Having met the girl before, I recognized her at once.
Roman onun ölümünden sonra basıldı.The novel was published after his death.
Romanı daha önce okudum.I have read the novel before.
Onun zaferi onu bir kahraman yaptı.His victory made him a hero.
Kadınlar bir kütüphanenin önünde.The women are in front of a library.
Hanımefendi, bir ay önce buraya taşındı.The lady moved here a month ago.
Küçük kızı kurtarmak için onun suya atlaması ne cesaret!How brave of him to jump into the water to save the little girl!
Kız, babasından ona kitabı okumasını istedi.The girl asked her father to read the book to her.
Belge önemli değildi.The paper wasn't important.
Olay onun hafızasına kazınmıştı.The incident was etched in his memory.
Kaza iki yıl önce oldu.The accident happened two years ago.
Mektup onun ölümüyle ilgili onu bilgilendirdi.The letter informed her of his death.
Ben mektubu gördüğümü hatırlamıyorum ama belki onu okudum.I do not remember seeing the letter, but perhaps I read it.
Mektup onu üzdü.The letter made her sad.
Şehre varmadan önce arabanın yakıtı bitti.The car ran out of gas before reaching the city.
Araba bankanın önünde durdu.The car pulled up in front of the bank.
Araba, binanın önüne park edildi.The car is parked in front of the building.
O araba o kadar büyük ki onu park etmek zordur.That car's so big that parking it is difficult.
Arabayı kullanma izni ona verildi.Permission to use the car was accorded to her.
O, resmi onun eline geri koydu.She put the picture back in his hand.
Bu deney için onların tam bir vakuma ihtiyacı var.For that experiment they need a complete vacuum.
Sorular ne kadar zor olursa, muhtemelen onlara o kadar az cevap verebilirim.The more difficult the questions are, the less likely I'll be able to answer them.
Başarısızlık onun tembelliğinden kaynaklanıyor.The failure is due to his idleness.
Başarısızlık onun dikkatsizliğinden kaynaklanıyor.The failure is due to his carelessness.
Başarısızlık onun canını sıktı.The failure depressed him.
Hata onun emekliliğini hızlandırdı.The mistake hastened his retirement.
Tören Çin'den gelen konuğun onuruna gerçekleştirildi.The ceremony was held in honor of the guest from China.
O zamandan beri, o her zaman ona hizmet etti.From that time on, she always waited on him.
O zamandan beri ondan haber almadım.I haven't heard from him since then.
O zamandan beri onu görmedik.Since that time we have not seen him.
Ancak o zaman onun ne demek istediğini anladım.Only then did I realize what he meant.
O zamandan beri onun inancı ciddi olarak sarsıldı.Since then, his faith has been severely shaken.
Olay onun dürüstlüğünü kanıtlıyor.The fact proves his honesty.
Kaza onun dikkatsizliği sayesinde oldu.The accident happened through his carelessness.
Kaza onun dikkatsizliğinden kaynaklandı.The accident resulted from his carelessness.
Kaza onun dikkatsiz sürüşü yüzündendi.The accident was due to his careless driving.