Ana içeriğe geç
Sözlük

ön ile cümle

ön kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O beni sevmese bile ona karşı samimi olacağım.I will be friendly to him even if he doesn't like me.
O ne söylerse söylesin ona güvenme.Don't trust him, whatever he says.
O ne söylerse söylesin ona asla tekrar inanmayacağım.No matter what he says, I'll never believe him again.
O ne söylerse söylesin o ona inanır.She believes him, whatever he says.
Gelmese bile, onu beklemeye devam edeceğim.Even if he doesn't come here, I'll go on waiting for him.
Kim telefon ederse etsin, ona dışarıda olduğumu söyle.Whoever telephones, tell him I'm out.
Sulandırılmış bir uzlaşma önergesi hiç yoktan daha iyidir.A watered down compromise resolution is better than none at all.
Müzikten hoşlanmasan bile, onun konserini seveceksin.Even if you don't like music, you'll enjoy his concert.
Dışarının ne kadar doğuk olduğu önemli değil, odalar yeterince sıcak.No matter how cold it is outside, the rooms are comfortably heated.
Ne yaptığın önemli değil, ama elinden gelenin en iyisini yapmalısın.No matter what you may do, you must do your best.
Başka bir şey düşündüğü zaman bile, ölüm fikri onun aklına geldi.Even when she thought about something else, ideas of death returned to her mind.
Ne olabileceği önemli değil, ben hep bunun için hazırlandım.No matter what may happen, I am always prepared for it.
İstemezseniz bile onu yapmalısınız.You must do it even if you don't want to.
Zengin olsam, ona para vermem.Even if I were rich, I wouldn't give money to him.
Onu her ziyaret edişinizde, onu video oyunları oynarken bulacaksınız.Whenever you visit him, you will find him playing video games.
O, on bin yen olsa bile, sözlüğü almalıyım.Even if it costs 10,000 yen, I must buy the dictionary.
On yılımı alsa bile, işi başarmaya kararlıyım.Even if it takes me ten years, I am determined to accomplish the job.
Onlar orada yaşıyor.They live there.
İşimi az önce bitirdim.I've just finished my work.
Ben az önce geri döndüm.I've just come back.
Az önce yağmur yağmaya başladı.It began raining just now.
Az önce saldırıya uğradım.I was just mugged.
Onların sadece küçük bir kızı vardı.Only one little daughter did they have.
Yanında iki kutu bedava ayakkabı cilası ile birlikte onlar sadece 50 dolar.They're only $50 with two cans of shoe polish free of charge.
Ona sadece inanmak zorundasın.You have only to believe him.
Sadece onun yaptığını taklit et.Just imitate what he does.
Onlar adeta farklılar.They are merely different.
Onu ücretsiz olarak alabilirsin.You may have it for nothing.
Taksiden inmeden önce yol parasını öderiz.Before we get out of the taxi, we pay the fare.
Bir sürü insan onu bekliyordu.A lot of people were waiting for him.
Orada onlarca öğrenci toplandı.Dozens of students gathered there.
Ben sürekli çabalarının önemini yeniden keşfettim.I rediscovered the importance of constant efforts.
Kural olarak, saat sekizden önce okula giderim.As a rule, I go to school before eight o'clock.
Sanırım birçok insan şimdi önce olduklarından daha varlıklı.I think most people are better off now than they used to be.
Çoğu insan erkekleri sadece onların başarıları ya da iyi şansıyla değerlendirir.Most people judge men only by their success or their good fortune.
Çoğu zaman onların istediklerini vermek zorunda kaldık.In most cases we had to give in to their demands.
Birçok çocuk onun adını bilir.Most boys know his name.
Çoğu genç onun adını bilir.Most boys know his name.
Çoğu kadın modaya çok önem verir.Most women make much of fashion.
Çoğu durumda, onun cevapları doğru.In most cases, his answers are right.
O diyette olsa da çikolatalı kek onu cezbetti.The chocolate cake tempted her even though she was dieting.
Onlar böyle saçmalıklara inanmak için deli olmalılarThey must be crazy to believe such nonsense.
Böyle bir öneri sadece derhal reddedilir.Such a proposal would only be turned down immediately.
Böyle önemli bir şeyi unutacak kadar ne kadar ihmalkarsın!How careless you are to forget such an important thing!
Onu bana söylemek zorunda değilsin, aptal.You don't have to tell me that, fool.
Öyle söylemesi onun düşüncesizliğidir.It's thoughtless of her to say so.
Annesi kızına onu kendinin yapmasını söyledi.The mother told her daughter to do it herself.
Onu derhal unut.Forget about that right now.
Onun o kadar acımasız bir şey yapma yeteneğine sahip olduğunu hiç düşünmemiştim.I never thought he was capable of doing something so cruel.
Onu o şekilde koyma.Don't put it that way.
Canım onu istemiyor.I don't feel like it.
Böylesine bir hata yapmak onun dikkatsizliğiydi.It was careless of him to make such a mistake.
Bu nedenle, onun söyleyecek çok az şeyi vardı.That being the case, he had little to say.
Onun o şekilde davranması karakteristiktir.It's characteristic of him to behave like that.
Onun hakkında böyle kötü konuşmamalısın.You shouldn't speak so ill of him.
Otobüs gelmeden önce çok bekledim.I had not waited long before the bus came.
Ben onu demek istemedim.I didn't mean it.
Böyle önemsiz bir sorun hakkında endişelenmeyin.Don't worry about such a trivial problem.
Onu harfi harfine almayın. O abartma eğilimindedir.Don't take it literally. He is inclined to exaggerate.
Böyle bir şey hiç önemli değil.Such a thing is of no account.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod