önünde ile cümle
önünde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onların önünde kalabilir miyiz?Can we stay ahead of them?
Saat 2.30'da ana kapının önünden beni al.Pick me up 2:30 in front of the main gate.
Tom'un istasyonun önünde bizi bekleyebileceğini düşündüm.I thought Tom might be waiting for us in front of the station.
Tom Mary'yi kütüphanenin önünde karşılayacağına söz verdi.Tom promised to meet Mary in front of the library.
Beni evin önünde bekle.Wait for me in front of the house.
Onun önünde böyle parlak bir geleceği vardı.He had such a bright future ahead of him.
Başkalarının önünde fısıldamak nezaketsizliktir.It's rude to whisper in front of others.
Tom Mary'ye onu istasyonun önünde beklemesini söyledi.Tom told Mary to wait for him in front of the station.
Okulun önünde seni bekleyeceğim.I'll wait for you in front of the school.
Tom insanların herkesin önünde yemek yememeleri gerektiğini düşünüyor.Tom thinks people shouldn't eat in public.
Tam sobanın önünde dursa bile Tom hâlâ üşüyordu.Even standing right in front of the stove, Tom still felt cold.
Gözlerinin önünde babasının ölmesini izledi.He watched his father die right in front of his eyes.
Onların önünde konuşabiliriz.We can talk in front of them.
Onun önünde konuşabiliriz.We can talk in front of him.
Senin önünde haklıydım.I was right in front of you.
Onların önünde haklıydım.I was right in front of them.
Onun önünde haklıydım.I was right in front of him.
Onu gözümün önünden al.Get him out of my sight.
Zirveye çıkmak için her zaman rakibin iki adım önünde kalmak zorundasın.To come out on top, you have to stay two steps ahead of your opponent at all times.
Tom ateşin önünde kendini ısıttı.Tom warmed himself in front of the fire.
Tom halkın önünde kaçırıldı.Tom was abducted in public.
İyi bir asker eylemlerini göz önünde bulundurur.A good soldier considers his actions.
Dan ırkçı inançlarını halkın önünde dile getirdi.Dan expressed his racist beliefs in public.
Senin evinin önünde park etmiş araba Tom'un.The car parked in front of your house is Tom's.
Tom'un herkesin önünde şarkı söylediğini hiç duymadım.I've never heard Tom sing in public.
Tom kütüphanenin önünde Mary ile karşılaştı.Tom met Mary in front of the library.
Şu anda evinin önünde park etmiş üç araba var.There are now three cars parked in front of your house.
Tom'un arabası Mary'nin evinin önünde park edilmiş.Tom's car is parked in front of Mary's house.
Otelin önünde buluşalım.Let's meet in front of the hotel.
Onlar yağmurdan kaçınmak için mağazanın önündeki gölgeliğin altında durdular.They stood under the canopy in front of the store, so as to avoid the rain.
Kütüphanenin önünde buluşalım.Let's meet in front of the library.
Evin önünde ekili laleler vardı.There were lilies planted in front of the house.
Tom Mary'nin önündeki masaya bir fincan kahve koydu.Tom put a cup of coffee on the table in front of Mary.
Sinemanın önünde buluşalım.Let's meet in front of the movie theater.
Ben fırının önündeyim.I'm in front of the bakery.
Sivilceleri aynanın önünde patlatmayı bırak.Stop popping pimples in front of the mirror.
Beni Mary'nin önünde aşağılamayı bırak.Stop dissing me in front of Mary.
O onun önünde huşu içinde durdu.He stood in awe before her.
Gözlerimin önünde tuhaf bir gösteri oldu.A strange spectacle happened before my eyes.
Tom şapkasını çıkardı ve onların önünde eğildi.Tom took off his hat and bowed down to them.
Tam okulun önünde caddenin sol tarafında park ettim.I parked on the left side of the street just in front of the school.
Kedi, fare deliğinin önünde on dakikayı aşkın bekledi.The cat waited in front of the mousehole for over ten minutes.
Güneş eski yelkenlinin önündeki suda parlıyordu.The sun glittered on the water in front of the old sailboat.
Köyümüzün önünden nehir geçiyor.The river flows in front of our village.
Mary bandonun önünde yürüyen bir kızdı.Mary was a majorette.
Aşağıdaki gerçekleri göz önünde bulundurun.Consider the following facts.
Onu göz önünde bulundurman gerekir.You should consider it.
Tom bizi istasyonun önünde indirdi.Tom dropped us off in front of the station.
Evimin önündeki sokak oldukça dar.The street in front of my house is pretty narrow.
Evimin önünde birkaç kaza gördüm.I've seen several accidents in front of my house.
Kalabalık önünde konuşma konusunda oldum olası kötüyümdür.I've never been a good public speaker.
Tom evinin önünde vurularak öldürüldü.Tom was shot dead in front of his house.
Okulumuzun önünde bir otobüs durağı var.There's a bus stop in front of our school.
Tom böyle sürerse önünde sonunda bir kaza yapacak.The way Tom drives, he's going to have an accident sooner or later.
Tom'un evinin önünde beklediğini gördüğümüz kız Mary idi.The girl we saw waiting in front of Tom's house was Mary.
Evimizin önünde bir bahçe var.There's a garden in front of our house.
Evimizin önünde bir bahçemiz var.We have a garden in front of our house.
Evimizin önünde birkaç gül fidanı var.We have some rose bushes in front of our house.
Onun arkadaşları onun herkesin önünde dışarı çıkmaktan hoşlanmadığını söyledi.His friends said he didn't like going out in public.
Bilgisayarının önünde çok fazla zaman harcıyorsun.You spend too much time in front of your computer.